Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
ABD'nin İran kumarına dikkat
Salı, 06 Şubat 2007 - (23:13)
Rami G. Huri

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

ABD, Ortadoğu'yu tek bir süper gücün birkaç yılda bir zar attığı ideolojik bir kumarhaneye çevirdi. Yeni teoriler denemekten vazgeçmeyen bu süpergüç, şimdi de İran'ı içi boş iddialar ve iftiralarla tehdit ediyor.


Asker sayısındaki artış ve Irak taktiklerindeki hafif değişiklik başarılı olsa da olmasa da, ABD'nin Ortadoğu'daki son planını belirlediği ve uygulamaya başladığı açık: İran'a karşı satranç oyunu gibi bir savaş. ABD, Tahran'ın artan gücüne karşı çizgisini savunmak amacıyla elinden gelen her türlü askeri, diplomatik, ekonomik, gizli veya söylemsel yolu deniyor.

Basketbol stratejisinde buna 'tam saha pres' derler; rakibi sahanın tüm noktalarında birden saldırganca taciz eder ve pres uygular, böylece hızını kesmeyi ve şaşırıp hata yapmasını umarsınız. Bunun verdiği heyecanı bilsem de, başka hiçbir taktik işe yaramayınca başvurulan son yol olduğunu, ümitsizlikle yapıldığını ve düşük başarı ihtimalini aklımdan çıkarmam.

Washington'ın son dönemdeki paniği, hataları ve İsrail güdümlü politikasından sonra bu stratejiye sapması şaşırtıcı değil. Ancak İran ve müttefiklerine aktifçe karşı çıkmak yine, yıldızı sönmeye başlamış yeni muhafazakârların pervasız bir kumar denemesi olmaktan ileri gidemiyor. Bu adamlar Ortadoğu'yu geleneksel büyük güç çatışmalarının yaşandığı bir arenadan çıkarıp, tek bir süpergücün birkaç yılda bir zarları attığı ideolojik bir kumarhaneye çevirdi. Çok başarısız siciliyle gelecekte başarılı olacağına dair hiçbir dayanağı bulunmayan o süpergüç, çılgınca varsayımlara dayalı yeni teoriler denemekten vazgeçmiyor. ABD'nin yeni muhafazakâr romantikleri zaten Ortadoğu'nun başına yeterince dert açmışken, şimdiki sırtını duvara dayayıp refahımızla oynayan batak kumarbaz tipi ondan son derece daha kötü, daha aşağılayıcı.

İran'ın tüm bölgede etkisinin artmasının birçok tarihi nedeni var, ABD bunların hepsini birden kontrol edemez. Bunları Soğuk Savaş'ın bitmesi, İran'ın büyüklüğü, doğal kaynakları ve eylemci ideolojisi, Irak'ta Baas rejiminin yerine İran'a yakın Şiilerin iktidara gelmesi olarak sıralayabiliriz. Bunlara Arap âleminin diplomatik bütünlükle hareket edememesini, İran milliyetçiliği, kimliği ve devlet iktidarının 5 bin yıldan uzun süredir aralıksız gelişmesini ve bölgede İran Şiileriyle iyi geçinmeye özen gösteren Arap Şiilerinin gitgide öne çıkmasını da ekleyelim. Tüm bunlara bakınca İran, karşılıklı tehditler savurmaktan ziyade birlikte var olunması gereken doğal bir bölgesel güç gibi görünüyor.

Washington, yüzeysel tehditler, çürütülebilen varsayımlar, kanıtlanmamış suçlamalar ve karikatürvari bir 'kötü adam' iftirasına dayanarak, İran'ı ABD, İsrail ve Arap ülkelerinin başının belası olarak yaftalıyor. İran'a yöneltilen suçlamalar Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak'a yöneltilenlere rahatsızlık verecek kadar benziyor. Umarız Demokratlar, bütün Kongre, bilhassa da Amerikan medyası ve din kurumları bu sefer aynı numarayı yutmaz. Tam tersine, özellikle de askeri eylem planlanıyorsa, Bush yönetiminden İran'a karşı inanılır kanıt talep etmeliler.

Sağlam kanıtlar sunulursa İran'a karşı meşru yanıtlar tetiklenir ve muhtemelen dünyanın büyük bir kısmı da buna katılır. Ancak kanıtların gerçek olması gerek, Bush'un İsrail'in saldırı eğilimine takılıp kalmış ideolojik zırvaları veya ABD'nin 11 Eylül sonrası yaşadığı öfke ve karmaşa değil. ABD'yi Irak'ta suçla dolu, yıkıcı bir karmaşaya göndermiş, Ortadoğu'yu parçalanma, siyasi kutuplaşma, güç çatışmaları ve sosyal patlamalara sürüklemiş bu çirkin politika belirleyicilere ihtiyacımız yok artık.

ABD'ye, İran'ı Irak'a karışmak ve Amerikalıların hayatlarını tehdit etmekle suçladığı için Kozmik Küstahlık ve Hile Ödülü verilmeli. ABD'nin bizzat kendisi Irak'ı işgal etti, eski devlet yapısını yıktı, onbinlerce kişiyi öldürdü, etnik-dini husumet çıkardı, İran'ın bölgenin baskın gücü olarak ortaya çıkmasını sağladı. Bush yönetimi bizi enayi mi sanıyor? Ortadoğu halklarının Amerikalıların askeri saldırganlığını, diplomatik maceracılığını, Arap toplumları üzerinde yaptığı deneylerini alkışlamasını mı bekliyor? Ortadoğuluların ABD politikalarını eleştirmesine ve bunları tehdit unsuru gibi görmesine şaşmamalı.

Türkiye de saldırıyı desteklemez.

Sırf ABD ve İsrail histerisine uyalım diye İran'a yönelik bir saldırıyı desteklememiz istense, Arap âlemi, İran, Türkiye ve diğerleri direnir, ABD ve İsrail'e meydan okur, siyasi veya askeri bir savaşa girerdi. Şu anda işte o aşamadayız. Gelgelelim bölge kamuoyu ABD-İsrail pozisyonunu reddetse de, birçok Arap hükümeti ABD tarafından korunmak istiyor.

Bu da bölgenin tümünde şiddet ve istikrarsızlığın devamı demek. Aptalı oynayarak, önümüzdeki yıllarda bölgede çökecek olan rejim, devlet ve toplumlara şaşırıyormuş gibi yapmayalım. Gitgide gerilen ABD-İran ilişkilerindeki mevcut eğilim, Lübnan ve Filistin'de gördüğümüz türden savaşları da içine katarak devam ederse, daha çok çöküşler göreceğiz.

(Lübnan'da İngilizce yayımlanan gazete, 3 Şubat 2007)

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Rami G. Huri'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.