Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
Cumartesi, 09 Haziran 2007 - (01:10)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

ABD, dünyanın en güçlü ülkesi. Bunu biliyoruz. İki haftalık Amerika ziyaretinde Amerika'nın gücüne ilişkin yaptığım gözlem özetle şöyle: Amerika'nın gücü, üç temel sacayağına dayanıyor: Birincisi, akademi ve Holywood'un başını çektiği popüler kültür endüstrisi. İkincisi, siyasî, ekonomik ve teknolojik sistem. Üçüncüsü de, kilise.

Dünyanın en gelişmiş, en üretken üniversiteleri Amerika'da. Şu ân Amerika'da üç bin civarında üniversite var. Bu üniversitelerin hepsi birinci sınıf üniversiteler değil; çoğu işe yaramaz. Ama yine de belli bir eğitim standardı ve kalitesi var.

Amerika'da New York, Washington ve Chicago'da çeşitli üniversiteleri gezme imkânı buldum. Özellikle Chicago Üniversitesi'ni ziyaret etmek istiyordum. Robert Nisbet ve Edward Shils'lerin kuruculuğunu yaptıkları, sosyal teorinin, kadîm düşünce geleneklerini de dikkate alan, şimdilerde yeni kuşaları ve temsilcileri yetişen, ilerde daha fazla keşfedileceğinden hiç kuşku duymadığım "Chicago Okulu"nu yerinde görmek ve bugüne kadar en mükemmel İslâm medeniyeti tarihi kitaplarından birini yazan Marshall Hodgson'ın ders verdiği üniversiteyi yerinde görmek için Chicago Üniversitesi'ni üniversitede Osmanlı tarihi doktorası yapan Abdurrahman kardeşimle gezdik. Onlara olan vefa ve saygı borcumu bu şekilde de olsa ödemek istedim açıkçası.

Chicago Üniversitesi, özellikle sosyal bilimlerde dünyanın en sayılı ve saygın üniversitelerinden biri. İlk bakışta 150-200 bin öğrencisi olan bir üniversiteyi andırıyor ve tipik Amerikan "kampüs" üniversitelerinden ayrılıyor. Ama Abdurrahman kardeşim üniversitenin 10 bin civarında öğrencisi olduğunu söyleyince gördüklerime inanamadım. Dev bir üniversite ama 10 bin öğrencisi var. Nedeni, Chicago Üniversitesi'nin "teaching" (yalnızca lisans eğitimi veren) değil, özellikle yüksek lisans eğitimi veren bir "research" / araştırma üniversitesi olması.

Üniversitenin çarpıcı bir başka özelliği de, üniversitenin kampüsünde üç büyük tarihî kilisenin ve nefis, estetik, şirin bir caminin bulunması. Ayrıca üniversitenin değişik binalarında namaz kılmak için küçük mescitler de var.

Bütün bunları görünce, bizim YÖK belâsının bu ülkeye ne kadar zarar verdiğini düşündüm ve kıyıda, köşede, koridor altlarında namaz kılmak zorunda kalan öğrencileri bile fişleyip "şişleyen" Türkiye'deki ilkel üniversite anlayışına bir kez daha kahrettim.

Akademisi güçlü olmayan, kendi kültür, tarih, düşünce, sanat ve medeniyet birikimini ıskalayan, öğrencilerini ve akademisyenlerini "irtica" yaftasıyla üniveriteden kapı dışarı eden Türkiye'yi nasıl berbat ve ürkütücü bir yabancılaşmanın ve yokolmanın beklediğini düşünmekten kendimi alamadım. (Popüler kültür endüstrisinin işleyişine, Amerikan toplumunu ve sistemini nasıl ayakta tuttuğuna ilişkin ayrıca bir yazı yazacağım; o yüzden bu konuyu geçiyorum).

Amerika'nın gücünün ikinci temel dayanağı, iyi kurulmuş, güçlü bir siyasî, ekonomik ve teknolojik sisteme sahip olması. Bu sistem, sağlam bir hukuk sistemi tarafından sıkı bir şekilde denetleniyor. Büyük yolsuzluklar, arızalar ve suistimaller bu demokratik hukuk sistemi tarafından kolaylıkla ve sert şekillerde cezalandırılıyor. O yüzden polis, çok güçlü Amerika'da. Yetkileri de aşırı denecek kadar fazla.

Amerika'daki en azından görünüşteki demokratik hukuk sisteminin çökmesi, Amerika'nın bir ânda büyük bir kaosun eşiğine sürüklenmesi için yeterli. Ekononimin gözle görülür bir şekilde çatırdaması, refah düzeyinin düşmesi, hukuk sisteminin çatırdamasına da neden olabilir Amerika'da.

Amerika'nın gücünü oluşturan üçlü sacayağının üçüncü ayağını kilise oluşturuyor. Amerika'da elbette ki Protestanlar çok güçlü. Hatta Protestanların tarihte "iktidar"ı ve "gücü" ellerine geçirdikleri en büyük ve belki de tek coğrafya Amerika. Her üç yüz-dört yüz metrede bir kilise var Amerika'da. Üstelik de bu kiliseler, âyinlerde dolup taşıyor. Ayrıca büyük ve tarihî kiliseler de Avrupa'da olduğu gibi bakımsız, kendi hâllerine terkedilmiş ve bomboş değiller.

Bütün bunlar birer sonuç. Peki neyin sonucu? Bu sorunun cevabını Salı günkü yazıda araştırmaya çalışalım.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.