Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
Salı, 12 Haziran 2007 - (10:49)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Önceki yazımda, ABD'nin, dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu ve bunu, güçlü bir akademi / kültür, sistem ve kilise yapısına borçlu olduğunu söylemiş ama bunun bir bir sonuç olduğuna dikkat çekerek şöyle sormuştum: Peki, neyin sonucu bu?

Elbette ki, bu, ABD'nin, bütün kavramlarını ve kurumlarını (geliştirdiği bilim, düşünce, kültür, sanat ve siyaset gelenekleri yoluyla) yeniden üreten, şu ân yaşayan tek uygarlık tecrübesi olmasının sonucu. Avrupa tecrübesinin, Batı uygarlığının seküler temellerinin atılmasında, elbette ki, belirleyici bir rolü var; ama Batı uygarlığı demek, sadece Amerikan tecrübesi demek artık.

Düşünce, elbette ki, Avrupa'da üretiliyor hâlâ; ama Amerika'da öğretiliyor ve bütün dünyada da tüketiliyor. Sorulması gereken yakıcı şu burada: Eğer düşünce, hâlâ ABD'de üretilmiyorsa, nasıl oluyor da, Avrupa değil de, ABD, Batı uygarlığını büyük ölçüde tek başına temsil ediyor ve "yeniden-üretiyor", o hâlde?

Düşünce, Avrupa'da üretiliyor ama Avrupa tecrübesinden değil, Amerikan tecrübesinden yola çıkılarak üretiliyor: Baudrillard'dan Virilio'ya, Deleuze'den Lyotard'a kadar anlatılan hikâye, Avrupa'nın hikâyesi değil, Amerika'nın hikâyesi: Özne o çünkü.

Peki, düşüncenin Avrupa'lılarca üretilmesi ama Amerika'da hayata geçirilmesi ne anlam ifade ediyor ve bunun neden/ler/i ne/ler?

Antik Yunan pagan düşüncesi, spekülatif / teorik / nazarî bir düşünceydi; bu düşüncenin zirve noktasına ulaştığı ândan itibaren Antik Yunan / Helen tecrübesi çöktü. Antik Yunan düşüncesi, tatbikatına Antik Roma'da kavuşabildi.

Modern / seküler Avrupa düşüncesi, pratik bir düşünceydi; ama büyük ölçüde Avrupa'da değil, Amerika'da ("başarıyla") tatbik edilebildi. Modern düşünce, sekülerizmi kutsamıştı; o yüzden dogmatik bir düşünceydi ve Avrupa'da sadece büyük yıkımlara yol açtı; iki büyük dünya savaşıyla birlikte Avrupa'nın belirleyici bir özne olarak tarihten çekilmesine neden oldu.

Antik Yunan, Roma, Ortaçağlar ve modern Avrupa tecrübesinin hayata geçirilmesi, ABD'de mümkün olabildi. Bunun en temel nedenleri şunlardı: Birincisi, Amerika'nın bir "terra incognita" / "keşfedilmemiş bir kıta" olmasıydı: Amerika, Avrupa'daki kilise ile laikler arasındaki çatışmadan uzak, hafızasız "çorak bir ülke"ydi. ("Çorak Ülke"nin şairi T. S. Eliot, ABD'yi boşuna terketmemişti yani!) Püritenler, uçsuz bucaksız ve tabiî kaynaklar bakımından olağanüstü zengin Amerika kıtasında yeni bir dünya kurmayı başardılar. (Amerika'yı sömüren Avrupa ülkelerinin ekonomisi bir ânda altı kat büyümüş, patlama yapmıştı). Püritenlerin / protestanların karşısında, katolikler de, laikler de yoktu: Yalnızca zavallı yerliler / kızılderililer vardı.

İkincisi, Fransız Devrimi, kiliseyle kıyasıya savaşmış ve sonunda altetmişti kiliseyi. Ama Avrupa'da hem kiliseyle laikler, hem de türlü uluslar arasındaki çatışmalar, devrimin Avrupa'da tam anlamıyla köksalmasını önlemişti: Fransız Devrimi'nin anahtar kavramlarından biri, demokrasiydi; ama devrim, demokrasi değil, terör ve oligarşi / aydınlanmış despotizm üretebilmişti yalnızca.

İşte Amerikan Devrimi, kilise-laikler çatışması olmayan bir coğrafyada demokrasiyi her alanda başarıyla uygulayabilen bir tecrübe üretti: Avrupa'dakinin aksine, önceden zedelenmemiş, (kilise, siyaset, endüstri ve toplum aktörlerini temsil eden) gerçek kuvvetler ayrılığı fikri, Amerika'da tatbik edilebildi. Ayrıca, endüstrinin demokratikleş/tiril/mesi, Amerika'nın sahip olduğu zengin tabiî kaynakları endüstriyel kaynaklara dönüştürmekte rasyonel olarak kullanabilmesini, kapitalizmin sınır tanımaz bir şekilde büyümesini ve ABD'nin bir dünya gücü olarak tarih sahnesine çıkabilmesini mümkün kıldı.

Peki sonuç ne? ABD'de, şu ân insan da, halk da, demokrasi de sanallaşmış ve buharlaşmış durumda. O yüzden, İslâm, Amerika'da, eğer önü kesilmezse, her yerden daha fazla, daha hızlı yayılabilir ve daha iyi yaşanabilir, diye düşünüyorum; (ki bunun örneklerini anlatacağım).

Bu durumda, ABD'yi de Avrupa'nın kaderinin beklediğini söyleyebilir miyiz? Bu soruya, Cuma günkü yazıda, ABD, Romalılaştı mı, yoksa Bizanslaştı mı, sorusunu sorarak cevap arayacağız.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.