Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
ABD İran'a Savaş Açar mı? Neyin Korkusu?
Pazartesi, 01 Ekim 2007 - (11:27)
Muhammed Can

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Müslümanların sürekli "Amerika'nın İslami İran'a savaş açacak" demesi bir türlü anlaşılmadı. Günümüzde savaş versiyonlarını değerlendirdiğimizde siyasi, psikolojik, ekonomik sosyolojik -kültürel- ve diğer etkinlikleri ile ABD 1979'dan bugüne kadar zaten bu savaşı sürdürüyor.

Yok savaş kavramından anladığımız askeri operasyon eylemleri ise 1980-1988 İslami İran ve Irak savaşı ile Irak'ın şahsında başta ABD, SSCB, İngiltere, İsviçre, Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda ve daha bilinen -toplam 17 ülke Irak'a kimyasal dahil silah yardımı yapmıştır- nice ülkeler Kimyasal silahlar dahil en gelişmiş modern ve Teknik silahlarla tek suçları Kerbela'da düştü sanılan bayrağı ülkelerine dikmeleri idi. Bize getirisi!...

Tarih sayfasına ilk adım atan hemen bütün haklı mücadeleler, ilk ortaya çıktıklarında, zamanın erk ve otorite sahipleri bu çıkışları sorgusuz sualsiz illegal kabul etmiş ve aleyhte amansız bir mücadele vermişlerdir. İstisnalar (bulunur mu bilmem ki, kaideyi de bozmaz) hariç. Musa'nın Firavun'a, İsa'nın Hahamlara ve Roma'ya, İslam Peygamberi'nin (s.a.a) Mekke büyüklerine ve dünyaya sunmak için kutlu mesajını sunduklarında dönemin Ekabirleri, Yahudi Hahamlar, Bizans ve...

Birlikte inceleyelim acaba aynı sonuca ulaşabilecek miyiz?

Hürriyet ve Adalet'in Tarihi akibeti:

Serüven yeryüzündeki ilk insanla başlar, günümüze kadar ulaşmış ve tarihin sonuna kadar da gidecektir. Nihayet bu iki kavram tarihi sonlandıracak! Bu ikili ayrılmaz kavramın belirli bir fert, toplum ya da cografya için sunulması pek fazla önem arz etmezler. Elbette bulundukları yer için belirli bir tehlike ve tehdittirler.

Ancaak; atağa kalkmış bu tür hareketlerin felsefesinde coğrafyalar ve ırklar üstü temel değerler varsa (ki, buda olgun anlamda ancak ilahi orijinal mesajlarda var) işte bu noktada mevcut yeryüzü'nün bütün ideologları tarafından alternatifsiz potansiyel tehdit olarak algılanırlar. Zira olası başarıda yerine koyacakları hiçbir felsefenin kalmadığı anlamını çok iyi bilen salt akılcı ideologlar, mensubu oldukları rejimler vasıtası ile harekete geçerek tedrici veya bütünsel imha eylemine girişirler.

1- İzolasyon
2- Manüpülasyon
3- Toplu İmha

Önceki:
1- İzolasyon: İslam peygamberi kutlu mesajını sunduğu (Mekkeliler'in fikri ve ruhi kuraklık) dönemde karşılaştığı ilk olumsuz eylemdir. Nihayet mesajın birey ve kitle tarafından algılanmaması için öyle ki kulakları tıkatma politikası izlenmiştir. Olmadı, ideolojinin ilkleri ve öncü kadro işkence ve imhası,anbargo, olmadı, başka bir yöntem nihayet hiç bir kural tanımadan kendi alanında bütün tedbirlere yönelir. Öncü Resul'ün kendisine faili meçhul cinayet, ama tutmaz.

2- Manüpülasyon (Başkalaştırma): Mekke'nin büyükleri birinci aşamadaki önlem ve savunma stratejilerinin başarıya ulaşamadığı şöyle dursun belki kutlu mesaja olan ilgiyi daha da artırdığını farketmiş; o halde yeni bir metod denenmelidir. Gerekli bütün önlemler alınır ve uygulanır. Edebiyat, şiir, çeşitli fikri etkinliklerle kutsal mesaja alternatif arayışı! Hayır hayır, çözüm bulunmuştur: "İkili Tanrı metodu!" Sonuç: 6 Ayetle* son bulur!

3- Toplu imha: İslam peygamberi ve kutlu mesajına karşı başlatılan ciddi imha eylemleri; Bedr,Hendek, Uhud ve... Sonuç: Mekke, Kayzer ve Kisra'nın sonu!

Yenisi:
İzolasyon, Manüpülasyon ve Toplu imha'nın birlikte Uygulanması:

Ne var ki; Yeni ve tek dünya düzeni öncüleri eski Seleflerinden daha akıllı hareket etmesini biliyorlardı, hem seleflerinin tarihlerini çok iyi tahlil etmiş ve onların geçmişteki hatalarından yüklü bir tecrübe elde etmişlerdi...

İslam inkılabının ilk yıllarında dünya dengesini sağlayan güçler eskinin yenisi olan mesajin tehditini algılamada gecikmedi!

Ve istisnasız dünya medyası bu görevi üstlenerek temiz akıl ve fıtrat sahipleri ve kitlelerine hitap eden bu mesajı yerine ulaşılmaması için en olunmadık seviyesiz eylem ve propagandalara girişmiş -2006 İsrail-Hizbullah savaşında da durum aynıydı- bu arada ikinci aşamayı da ihmal etmiyor. Mekke ve Moskova yada Mekke ve Washington menşeli bir bileşkeyi din olgusu adına seçmesi İslami toplumların en tabii hakkıdır, ve bu seçime itiraz sözkonusu bile değildir. Nitekim demokrasiye -batılı anlamda- kaydı kayacak hezeyanları yıllarca dünyanın dört bir köşesinde raks etti. Bunun anlamı İ. Huseyn'nin Yezid'in önerisini kabul edip dilediği bir yerde ömrünün sonuna kadar rahat (!) bir hayat sürmesi idi. Elbette farklı boyutta tezler anti tezler hatta sentezler geliştirildi ve eyleme konuldu...

Peki bunun ortadoğu ile ne alakası var!

Ortadoğu'ya bugüne kadar çözümler Atlantik ötesinden gelirdi. Özellikle Irak, Filistin, Lübnan ve diğer ülkelere... Çözümü kendisinin olan, ama daha tam keşfedememiş öz değerleri ile kendi yörüngesine oturmak isteyen ortadoğu... Evet halklar bunu anlamış ve dinamiğini harekete geçirmiş, bunu başarmak zorunda, başka bir alternatif de yok. Atlantik ötesi'nin ne kaybı var bunda? Kaybı yok -ekonomik hariç- Ancaak! Sorun Ortadoğu'nun halledilmesinin ötesinde kozmik ve evrensel bir tehlikeyi beraberinde taşıyor!. Mikro yada bölgesel olan bu çözüm Makro'laşırsa, varın gerisini siz düşünün! Neden? Transatlantik'ten ziyade Atlantik ötesi olur da ondan!

Sonuc: Eskinin sonucu ile aynı olur!!! Düşünce, idrak ve aklın ussa vurma yetisi ilahi adaletin taksimi gereği kişioğlu arasında eşit orantılılığı gerektirir. Ve bu sahada inançlı inançsız fark etmez diye düşünelim!

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Muhammed Can'in Son 10 Yazısı
   İran seçimleri; Batı’nın Nehrevan hazırılığı mı?
   Tayyip Bey'e biz de teşekkür ederiz amma...
   “Modern İslam“ sentezi geçerli mi? -1- 2
   Yaşasın Kölelik, Kahrolsun Hürriyet mi!
   O’nun yeri!
   Olması gereken ittifak!
   ABD Kiminle Nasıl Bir Savaş İstiyor?
   Kendi yönleri ile İmam Ali
   Özdemir İnce Kirene'li mi?
   Nereye Kadar?
   Filistin’liler Bizi Kurtarsın!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.