Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Pakistan bize benzemez
Pazar, 30 Aralık 2007 - (11:53)
Fehmi Koru
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Olağan şüpheliler' bir kez daha öne sürüldü ve Butto suikastı da kısa sürede bir zanlıya kavuşturuldu. Pakistan yönetimi önce ülkedeki 'dinci muhalefeti' suçladı; ardından, el-Kaide örgütü bir internet sitesinde eylemi üstlendi. Bizim gazetelerden birine göre, 'dinci internet kafe müdavimleri' suikastın hemen öncesi ve sonrasında, birbirleriyle yazışırken mutluluktan uçuyorlarmış...

Ölümcül kurşunları bir keskin nişancının hedefe gönderdiği, intihar komandosunun sonra devreye girdiği haberlerine bundan böyle kulak vermeye gerek kalmadı.

'Radikal İslâmcılar' ya da 'aşırı dinciler' böyle bir eylemi yapamazlar mı? Yapabilirler elbette. Ancak, böyle bir eylemi gerçekleştirirken sağlam bir yerlerden destek bulmaları gerekmez mi? Kaderine doğru yürürken, eskiden beri tanıdığı bir İngiliz gazeteciye (Guardian'dan Jason Burke), daha iki hafta önce, “Üst düzey subaylar, istihbaratçılar, emekli generaller ve başkalarından oluşan çekirdek bir kadronun Pakistan'da gölge bir devlet yapılanması içerisinde bulunduklarını ve kendisini yok etmeye hazırlandıklarını” söylemiş Benazir Butto... Butto'ya göre, bu grubun, 'İslâmcı militanlar' ile de irtibatları varmış...

Pakistan'ı ve orada olan-bitenleri Türkiye ve Türk siyasi hayatıyla mukayese edenler de çıkıyor. Esas gülünesi yorumlar bu kalemlerin eseri. “Ne mutlu bize ki lâikiz, İslâmcı siyasete izin verilirse işte böyle olur, sonumuz benzemesin” diyorlar...

Oysa Pakistan 1947 yılında Muhammed Ali Cinnah'ın başını çektiği İngiliz-eğitimli lâik bir kadro tarafından kuruldu. O gün bugündür ülkeyi ya askerler ya da 'lâik' sayılabilecek aydınların başında olduğu partiler yönetiyor. 1979'da bir askerî darbeyle işbaşına gelen Gen. Ziya-ül Hak'ın uyguladığı 'İslâmcı' politikalar bir diktatörün halk desteğiyle koltuğunu koruma gayretinin sonucuydu; 1999'da kendi darbesini yapan Pervez Müşerref ise tam tersi bir yol izledi ve halk yerine dış güçlere dayanmayı tercih etti. Müşerref'in politikalarının 'lâik' çizgide olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Hintlilerin çoğunluğu teşkil ettiği bir ülkede (Hindistan) yaşayan Müslümanları ayrı bir devlete kavuşturma projesiydi Pakistan ve -şaşırmanız pahasına yazacağım- projeye en sıkı itirazlar ülkenin Müslüman ulemasından geldi. Türkçeye çevrilmiş kitaplarıyla ülkemizde de iyi tanınan Mevlana Mevdudi sözgelimi, Pakistan projesinin en ciddi muarızlarının başında geliyordu. 'Müslümanlara ait bir ülke' projesi olan Pakistan'a, Müslüman önderler, tamamen İslâmî gerekçelerle itiraz etmekteydiler. Gelişmeyi engelleyemediler ve Hindistan'dan kopunca muhalefetlerini Pakistan vatandaşı olarak sürdürdüler.

Hint altkıtasında olup bitenleri, Hindistan ile Pakistan arasındaki yapısal farklılıklar gözardı edilerek yorumlamak mümkün değildir. Kurulduğu günden bugüne, rejimin rengi arada değişse de, hiç değişmeyen bir koalisyon tarafından yönetiliyor Pakistan: Büyük toprak sahipleri, sanayiciler ve askerler arasındaki koalisyon... Sağda veya solda yer alması fark etmiyor politikacının, baktığınızda sınıfsal kökeni itibariyle 'toprak ağası' veya 'sanayici' olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Butto'lar, Nevaz Şerif'ler hep aynı kökenden politikacılar...

Pakistan'da işler, geleneksel koalisyon çatladığı, bir kesim diğeri üzerinde mutlak egemenlik kurmak istediği zaman karışıyor. Gen. Ziya'nın Zülfikar Ali Butto'yu idam ettirmesi koalisyonun bozulduğunun işaretiydi. Butto suikastının hemen öncesinde ABD'nin kol bükmesiyle gerçekleşen Benazir Butto ile Nevaz Şerif'in ülkeye dönmesi ve Pervez Müşerref'in asker şapkasını çıkarması anlaşması geleneksel koalisyonun yeniden kurulmasıydı.

Butto'yu öldürenler ülkeyi bu yolla kaosa sürüklemeyi hedefliyorlar.

Pakistan'da yaşananların din, diyanet veya lâiklikle herhangi bir ilgisi yok. Türkiye'den Pakistan'ı değerlendirirken kendi zihnimizdeki sınırlamaları ve önyargılarımızı bize pek az benzeyen bir ülkeye yansıttığımızı da görelim lütfen.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Koru'in Diğer Yazıları
   Kanun bir çalgı âleti değilse
   Tahran'dan ileriye...
   İnsaf yahu!
   Adını koyalım: Fiyasko
   Modalar ve niyetler
   Ben Bilderberg'te iken
   Sağduyuya ihtiyaç var
   Dönüm noktası
   Zekâya da hakaret
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.