Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kanun bir çalgı âleti değilse
Pazar, 02 Mart 2008 - (11:26)
Fehmi Koru
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir dizi öğretim üyesi derneği YÖK Başkanı Prof. Yusuf Ziya Özcan'ın “Anayasa değişti, başörtüsü üniversitelerde serbest” genelgesini Danıştay'a götürmüşler. İstedikleri, genelgenin yok sayılarak iptal edilmesi... Genelge iptal edilirse başörtüsü yeniden yasak olacak, onlara göre...

Peki de bugün durum ne? Yani Danıştay'ın karar vermesi öncesinde?

Bu üniversite öğretim üyeleri gerçekten bir tuhaflar. Kendileri hukukçu olmayabilir, “Anayasa nedir?”, “Yasa kim tarafından yapılır?”, “Yargı, yasama ve yürütme kuvvetlerine göre nerededir?” gibi soruların cevaplarını bilmeyebilirler. Uğraş alanları konunun hassasiyetini anlamalarına engel de olabilir. Ancak, yine de, insan, Danıştay'a başvuru dilekçesini yazana dönüp, “Bu yaptığımızla kendi kendimizi suçlu duruma düşürmeyelim?” diye sormaz mı?

Çünkü genelgenin yok sayılarak iptali için Danıştay'a yaptıkları başvuru, yasakçı öğretim üyeleri ve yasakçı üniversite yöneticilerinin 'suç' işlediklerinin ikrarı anlamına geliyor.

Danıştay iptal edene kadar -tabii iptal ederse- o genelge 'var' demektir ve var olan genelgenin uygulanması gerekir. Oysa yasakçı üniversiteler ile yasakçı üniversite yönetimleri halen varlığını sürdüren YÖK genelgesini uygulamıyorlar. Bu durum doğrudan doğruya anayasal bir suç teşkil ediyor.

Danıştay'ın bu konuda yapabileceği fazla bir şey yok aslında. YÖK Başkanı Prof. Özcan yasama organı tarafından usulüne uygun olarak gerçekleştirilmiş bir anayasa değişikliğini Resmi Gazete'deki yayımı üzerine üniversitelere tebliğ etmiş bulunuyor. Tebliğ etmese ve yasağın uygulanmasına göz yumsaydı, YÖK Başkanı da suç işlemiş olurdu. Meclis, gerçekleştirdiği anayasa değişikliğiyle, üniversitelerde okuma hakkı kazanmış gençlerin önündeki suni engelleri bütünüyle kaldırmış bulunuyor.

Ne yapacak yani Danıştay, “Meclis böyle bir anayasa değişikliği yapmadı” mı diyecek? Yaptı Meclis... Yoksa “Yapılan anayasa değişiklikleri başörtüsü/türban yasağını kaldırmak için yeterli değil” demesini mi bekliyorlar Danıştay'ın? Danıştay'ın öyle bir yetkisi yok ki! “YÖK Başkanı böyle bir genelge çıkartamaz” demenin de bir anlamı yok herhalde.

Danıştay yine de başvuranların istediği türden bir karar veremez mi? Verebilir elbette. Tıpkı Anayasa Mahkemesi'nin nisan ayındaki cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini durdurmayla sonuçlanan 367 kararı gibi yadırgatıcı bir hükmü herhangi bir mahkeme verebilir. Verir de ne olur? Anayasa değişikliği yapılmamış, genelge çıkarılmamış mı sayılır?

Meclis'in anayasa değişikliğinden sonra yasağın devamını sağlamak için çaba gösterenler boşuna kürek çekiyorlar.

Aslında gözlerin çevrilmesi gereken merci Danıştay veya Anayasa Mahkemesi değil, anayasa değişikliğine ve YÖK genelgesine rağmen yasağı kaldırmaya yanaşmayan rektörler hakkında kendiliğinden harekete geçmesi beklenen Cumhuriyet Savcılarıdır. Hak ve özgürlüklerin pekiştirildiği anayasa ve YÖK'ün çıkardığı genelgeye rağmen uygulanan yasak anayasal düzene karşı çıkmaktan farksız bir suçtur; anayasayı ilgaya teşebbüs suçu... Geçmişte o tür iddiayla idamla yargılananlar olmuştu.

Burada hukuka vurgu yaptıkça ve hukukun temel ilkelerinden hareketle yapılanlardaki yanlışı ve doğru davranış tarzının ne olduğunu gösterdikçe, bazıları hukuku daha da hiçe sayan bir tavrı benimsiyorlar. CHP aldırmayıp Anayasa Mahkemesi'ne gidiyor, öğretim üyeleri dernekleri Danıştay'a. Henüz kimse, tek bir Cumhuriyet Savcısı bile, hukuku hiçe sayan, anayasal düzene karşı çıkan, Meclis'in manevi şahsiyetini takmayan rektörler ve onlara hizmet edenler hakkında bir soruşturma başlatmadı.

İyi de Adalet Bakanlığının, Milli Eğitim Bakanlığının ve Başbakanlığın kendiliğinden harekete geçip anayasaya karşı direnen, amirlerinin yetkisini takmayan sorumlularla ilgili suç duyurusunda bulunma hakkı yok mu? Kanun bir çalgı âleti değilse, var olan haklarını sonuna kadar kullanmalılar.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Koru'in Diğer Yazıları
   Pakistan bize benzemez
   Tahran'dan ileriye...
   İnsaf yahu!
   Adını koyalım: Fiyasko
   Modalar ve niyetler
   Ben Bilderberg'te iken
   Sağduyuya ihtiyaç var
   Dönüm noktası
   Zekâya da hakaret
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.