Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Yaşasın Kölelik, Kahrolsun Hürriyet mi!
Muhammed Can

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

(Bu makale hiçbir potilik parti/taraf tutmaz.)


Yahudi inancının kaynağı olan Tahrif edilmiş Tevrat’a göre: “Rebeka İshak’ı görünce peçesini alıp örtündü” yer alan kadının örtünme sorumluluğu.

Hırıstiyan Keşiş Pavulos’un öğretisinde: “…Kadın başının üzerinde hakimiyet alameti olan örtüyü taşımalıdır...” diyerek açıkladığı gerekliliği bir an olsun görmezlikten gelelim!

Pekala halkın %99’u müslüman kabul edilen Türkiye coğrafyasının Azize mü’mine lerine: İlahi öğreti nasıl bir sorumluluk yüklüyor?

“Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini (haramdan) kaçındırsınlar, namus ve iffetlerini korusunlar; ziynetlerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini, yaka(güğüs)larının üzerine kadar örtsünler. Kendi kocalarından, babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi kardeşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, ellerinin altında bulunanlardan (kölelerinden) ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçilerden, henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey müminler, umulur ki felah bulursunuz...” 24/31

Demokrasi yasaların kendi legal sınırları çerçevesinde kabul ettiği sözde başörtüsü ile ilgili kanun’un iptal edilmesi ile sonuçlanan traji/komik olaydan sonra okuduğum bir makalede şöyle bir cümle dikkatimi çekti. “…Özgürlüklere bir hançer daha saplandı…“ Düşünüyorum da, acaba var ol-ma-yan özgürlüğün neresine hançer saplanabilir ki? Denilebilir ki, hiçmi özgürlük yok bu ülkede? Var tabi, kimlere özgürlük var? O ayrı bir konu.

Tarihçi değilim. Ancak Anadolu coğrafyasında yaşamış Sparta’nın Dorları bugünün Lord’ları arasındaki ilginç benzerlik ve felsefi uyumlulukları, Sparta’lıların yalnızca savaş tamtam’larını ve yönetim mekanizmasının yegane sahipleri olan Elitlerden oluşmadığını, Sparta halkının üç tabakadan oluştuğunu, yönetim Erk’i(Ki; tamamen yasaları belirleyen zümre ve bu yasalardan muaf tutulan) den sonra bir de ’’Periok’’lar vardı. Bunlar, yarıözgür bir kesimi temsil ederdi. Yönetimde söz hakkı olmayan Periok’ların, kendi günlük yaşamlarında kısmi özgürlükleri olurdu.

Sparta halıknın üçüncü tabakası olan “Heliot”lar ise; Köle sınıfı kabul edilir di. “Heliot”lar; hertürlü angarya(Hint toplumunda “parya”ların üstlendiği görev gibi) işlerin yürütülmesini üstlenmiş olan bu sınıfın, yönetimde hiçbir söz hakkı olamazdı! Sparta hukuku’na göre; yönetimin mutlak söz sahibi olanlar, mahiyetindeki tebaa’nın mutlak hayat hakkını da elinde tutardı. Bir nevi Tanrılık görevi üstenmişlerdi. İ.Ö 9. yüzyılda tarih sahnesine çıktıkları bilinen Sparta’lılardan günümüze ve toplumumuza ulaşan değerler neler dir?

Bu konuya değinmeden: Daha önce “Eğildikçe ezilmek mi?” Başlığı ile ele aldığımız bir makalede, Türkiye’deki müslümanların çarpık duruşunu sergilemek istemiştik. Zaman ve gelinen aşama bizi bir kez daha aynı konuya yöneltti! Ve bir kez daha anladık ki; Anadolu toplumuna görülen reva Sparta kültürünün devamı olan “Kuluçka model“ Türk toplumu olma gayretinin doğal aşaması.

Nasıl mı?

Kendisi olmak isteyen değil

Öz’ü gibi düşünen değil

Fıtri (doğası gereği) inanan değil

Erk’in sahip olduğu haklara sahip olan bir millet’de değil.

Ya nasıl?

Kendisini Tanrı statüsünde kabul gördürmek isteyen günün Lord’larının, geçmişteki Sparta Dor’ları ile olan benzerliği, aradan geçen 29 yüzyıla rağmen ısrarcı taklitçiliği ve bu taklitçiliğe demokrasi kılıfının bulunması farkı! Haklı değiller mi? Elbette.

Bu haklılık; bizim kendi ferağatimiz den ziyade, kuralların nihayi varışıdır.

Nasıl bir duruşu belirleyememenin getirisidir.

Öğretim değil, eğitimden geçen müstakbel mezun bayanların eğitim sonrası hizmet edeceği değerler manzume’sinin adı nedir?

Bu şartlarda eğitimi sürdürmek ısrarcılığı, inancının yüklediği olmazsa olmazı mıdır?

Alternatif öğretim kurumları oluşturmak, inancın yüklediği sorumluluk sahasında değil midir?

Sözde Avrupa İnsan hakları mahkemesinde hak aramak, inancının neresine ve nasıl bağdaşır?

Karşının kendisine lütfen sunduğu kısmi hakların, inancı ile ne denli örtüştüğü?

Varılan sonucun, inancının öz’üne ne denli uygun olduğu?

İnsani ve İslami haklarını İslam dışı sistemlerden beklemek, İzzet ve onurla ne denli örtüşeceği?

Demokrasi şaklabanlarından medet beklemek, İslami algısındaki çürümüşlüğünün en iyi ıspatı değil mi?

Karşıdan beklediği medet’i, inancının hangi kuralına uygun olarak uygulacak? Ve irdelemek doğru mu?

Doğru ise; hangi şıkk tercih edilmeli?

A-Özgürlük kısıtlamıi ise; istenmez alınır.

B-Kısıtlanan Özgürlük istenmez, gerektiği kadar verilsin!

c-Özgürlük doğuştan İlahi bir haktır, gerkirse zorla alınır.

Bu ve sair önermeler bize göre değil diyerek, bir an uzak duralım ve devam edelim.

Türkiye bir hukuk devleti mi? Evet, ancak nasıl bir hukuk? Egemenlerin payanda hukuku mu?

Eğitim: Sparta kültürünü yaşatma modeli.

Ögretim: Tektip düşünen “Kuluçka İnsan modeli.“ Medeniyetin beşiği olan zengin Anadolu coğrafyasına nede yakışı kalır!

Tek di,l tek ırk, tek millet, tekteklerin dayatıldığı bir ideoloji’nin, elbette “tek kadın modeli”de olmalı ve bu model, Avrupa-i ’’Paris Hilton’’ kadın modeli özlemi çekenlerin arzusu! Bu modelin oluşmasındaki sakıncasızlığı bir türlü anla-ya-mayan sözde gerici yobazların, özlem duyduğu, geçmişi belki de İnsanlık tarihi kadar gerilere dayanan, hicap ile engellemesi! Karşı için elbette tahammül edilecek hal olmaktan çıkmıştır!

Yaşasın Kölelik!

Sparta kültürüne özlem duyan 21. yüzyıl modern İnsan’dan olduğunu söyleyen demokrat için.

Hukuk ile kanunu birbirinden bağımsız kabul eden aydınlar. Bravo! Bravo! Çağdaşlığın zirvesini tattırıyorsunuz Sparta Tanrılarının varisleri olarak.

Kahrolsun Hürriyet!

Bu emir(24/31) şehvet Maymunları’nın en çok ağırına giden emir değilse; başkasının namusuna kemgöz’le bakmayı şiar edinmiş namussuzlar’dan başka kim inkar edebili ki? Namusluların, namuslussuzlara galip geleceğini bir diğer ilahi mesaj müjdelemiş. Ne var ki: Namusluların, kendi namusunun kaynağı olan ilahi mesajın namusuna(Ki, namus-u Ekber’dir) tercihi en öne aldığı gün bu müjde gerçekleşecektir. Bu müjde’den inananların zerre kadar şüphesi olamaz.

Pekala; bundan sonra ne söylene bilir? ’’Sparta Heliot zümresi’’nin özürleri; kendi emek ve değerleri ile ayakta tutan, sözsel olmayan, ancak pratik hayatı ile sunduğu meşhur algısı: “Yaşasın Kölelik, Kahrolsun Hürriyet.” Öyle mi?

Ne diyelim: Her toplum layık olduğu yönetimi seçtigi gibi, yönetimlerde layık olduğu yere palazlanır mı diyelim?!

Muhammed CAN
Frankfurt 09.06.2008

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Muhammed Can'in Son 10 Yazısı
   İran seçimleri; Batı’nın Nehrevan hazırılığı mı?
   Tayyip Bey'e biz de teşekkür ederiz amma...
   “Modern İslam“ sentezi geçerli mi? -1- 2
   O’nun yeri!
   Olması gereken ittifak!
   ABD Kiminle Nasıl Bir Savaş İstiyor?
   Kendi yönleri ile İmam Ali
   Özdemir İnce Kirene'li mi?
   Nereye Kadar?
   Filistin’liler Bizi Kurtarsın!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.