Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İran seçimleri; Batı’nın Nehrevan hazırılığı mı?
Pazartesi, 22 Haziran 2009 - (12:51)
Muhammed Can

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Tarihi olayların cereyan ettiği zaman diliminde, tarih aynası genellikle olayları tek taraflı yansıttığı, objelerin yansıyan yönünü göstemeyi prensip edinmiş bir meta niteliği taşıyadursun.

Oysa aynanın bir de arka yüzü var, hiçbir şeyi göstermez. Belki de aynanın kendine has özelliği, sadece ön cephesinde ki nesneyi göstermesidir. Biz aynanın keyfiyet ve kemmiyyeti hakkıında yazacak değiliz.

Tarih; bizlere kendisinden gerekli dersleri çıkartmamızı, geçmiş zamandaki olayları analiz etmemizi ister. Tarihin bu isteği, sözlü olmanın ötesinde bünyesinde barındırdığı olayların arka planını görmemizi tekrarlayarak duyurmasıdır...

İranda 10. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sayın Dr. Mahmud Ahmedinejat’ın yeniden seçilmesi ve seçim sonrası yaptığı konuşmasında ‘’Birilerinin İnkılabı yapmış olmalarının kendilerini kanunlardan üstün görmeleri hakkını vermediğini, herkesin kanunlara uyması gerektiğini vurgulaması ve birilerinin de İmam Humeyni ile zamanında beraber olmalarının adalet çizgisinden ayrılmalarına bahane olamayacağı, her kesin adalete uyması gerektiğini vurgulaması’’ Bize Osmanın öldürülmesi olayından sonra İmam Ali(a.s)’a gelen ve kendilerine özel imtiyazlar almayı hedefleyen Talha ile Zubeyr’in İmam Ali’den aldıkları cevabı hatırlattı.

Sayın Mir Musevi’nin seçim sonuçlarından ötürü yaptığı itirazlar İmam-ı Ümmet Ayetullah Seyyid Ali Hameney’in tavsiyesi üzerine Şuray-ı Nigahban, oyların bir kısmının yeniden sayılmasını kararlaştırdı. Ne var ki, Sayın Mir Musevi, bu uygulamaya sıcak bakmıyor. Bu konuya gerekçe olarak Şuray-ı Nigahban üyelerinin Ahmedinejat’a destek veren kimseler olduğu iddia ediyor. Sayın Mir Musevi’ye sorulmasını düşündüğümüz; acaba Sayın Mir Musevi bu reddiyetci tavırla kendisini mihenk aldığını göremiyor, görmek istemiyor mu? Göremiyorsa, Sayın Mir Musevi’nin ehliyet ve liyakati tartışılır bir zemine düşer, eğer görmek istemiyorsa, geçmiş tarihlerdeki bazı kişilerin, kendilerinden sonra atanmasını istediği propaganda ve psikolojik yatırımın bir nevi modern tezahürü olan seçim öncesi çalışmaların yansıması olan, çıkartılmak istenen kargaşanın asıl hedefi Velayet-i fakihe olan keskin saldırının alt yapısını oluşturmak izlenimi oluşturur ki, bu da bize Veliyy-i Fakih’in, İmam Ali’nin Cemel ve Sıffin sahnelerinde içinde bulunduğu mazlumiyetin aynasını günümüze tutar!

Uzun yıllar boyunca İslam İnkilabına önemli görevlerde bulunmuş, geçmişi mümtaz sayılabilecek sahsiyetlerin bir anlık gafletinden faydalanmak isteyen dış mihraklar, tahrik ettilkeri karışıklıkların asıl hedefi ise Ahmedinejad değil de, ‘’Ümmetin Hablullah’ı’’ konumunda olan Velayet-i Fakih müessesini yıpratmak olamaz mı?

Her hal-u kar’da İrandaki seçimlerin sonucuna tahammülsüzlük, adeta Osman’ın kanlı gömleğini bayraklaştıranların ruhunun tezahürü olarak yansıtılmasının kimin faydasına olacağı bilmiyor değil...

ADB, İsrail ve Batı’nın çok iyi seçtiği, İslam ümmetinin belkemiği olan Velayet-i Fakih’e, bile bile karşı tutum ve tavır takınmak, Velayet-i fakih makamını yeterli algılamayanların sergiledikleri sahnelerden kaynaklanmaktadır.

Şunuda unutmamak gerekir ki, İran’da ki yüzeysel karışıklıklardan, özelde İran milleti ve genelde İslam dünyasının mağlup olabilmesinin tipik bir maketi oluşturulmak isteniyor. Bu istek; karşının planladığı, hedefe varma doğrultusunda ki son 30 yılın son çırpınışlarıdır.

Batı’nın çeşitli hile,ve desiselerle kışkırttıkları İran’ın halk kitlelerini, gerçekler ortaya çıktığında kendilerini terk edeceğini Devrik Şah rejinimden sonraki süreci unutmuş değillerdir. Batı için en iyi fırsat ve motod; bölmek, parçalamak, karışıklık, kavga ve isyandan medet ummaktır.

Seçimlerle birlikte kendi yüzünü İrandaki birkaç gence hul’ul ettirmeye çalışan ABD,İsrail ve Batı. Küçük ama bir o kadar da dikkatleri üstüne çekmeyi başaran bu olayda Veliyy-i Fakih Ayetullah Hamaney’nin kusursuz dirayeti ile yönetmesi, bize tarih sayfalarında teoriden pratiğe yansımayı bekleyen Cemel ve Sıffin olaylarının felsefesini anlamamızı zorunlu kılıyor mu? İslam İnkilabı ve Velayet-i Fakih’e olan bağlılığın meydana çıkması, sadakatın ıspatındaki tarihi zemin, sorumlu adanmışların imtihanı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu çıkış, Malik-i Eşter’in sessizliğe gömülüşü ile özdeş olan bir çağrışımı bünyesinde taşırken kesinlikle İranlı birkaç gencin yüzünde hul’ul eden Ebu-Sufyan’ı gördüğünden dolayı bu gençlerin nasıl da tarihteki büyük oyuna alet olanların portresini de çizmiş oluyor. Başka ne diyebiliriz?

Halife Osman’ın kanında zerre kadar suçu olmayan İmam Ali’ye dayatılan üç ayrı savaşın gafletteki askerleri, rollerinin ne kadar ve nereye kadar olduğunu anladılarsa, bu seçimde de kimin adına ne istediklerini bilmeyenlerle oranla farkındalığı neydi?

Ahmedinejat, dünya istikbarına karşı direniş akidesini Ebu Zer’den ilham alan İranlıların, yoksul ve mazlum kesimlerin temsilcisi olarak zamanın Ebu Zer’i rolünü üstlenerek sahnedeydi. İrandan bakınca bunu görememek pekala olasıdır. Ancak İran dışına yansıyan bu kişiliktir.

Ahmedinejat, sadece dünyadaki İnkılapçı Müslümanların sempatisini kazanmış değil. O, Şili’den Meksika’ya, Sudan’dan Filistin’e, Türkiye’den Bosana’ya kadar her kesimin teveccühünü hak etmiş bir kişilik. Bu kişilik, Velayet-i Fakih güneşi altında İran İslam Cumhuriyeti’nin dış siyasetinde adaletin aynası olmayı başardı. Emperyalistler ve emperyalist zihniyetliler, Adalet kavramının pratikteki halinin, kendi sermayelerinin dinamiti oluduğunu çok iyi bildiklerinden, altın ve serveti yığıp biriktirenlere karşı, Ebu Zer kimliğini de tanıyor olmalılar ki, Ahmedinejat’ın şahsında, Velayet-i Fakih’e öldürücü darbenin yolunu bulma çabası olarak birilerine destek arıyor olabilirler...

İran'daki 10. Cumhurbaşkanlık seçimi, her yönü ile dört kıtayı etkileyen sonuçları barındırıyordu. Geçmişte olduğu gibi bu seçimde de asıl düşman güçler, her zamanki gibi devrimin beynine ulaşmayı hesaplıyor olabilirler ama yine başaramayacaklar.

Denilebilir ki; İran İslam Cumhuriyeti’nin daim olmaması ihtimaldir. Ne var ki, ‘Velayet Felsefesi’ni en nadide gül gibi bağrında barındıran aziz İran milleti, asla ondan vazgeçecek değildir. Bunun da ötesi, bu felsefe aziz İran milletinin Fedakarlığı ve çilekeşliği sayesinde evrenselleşti. Şu halde evrenselleşen bir felsefeyi yok etmek muhaldir. Bunun ıspatı da; Hizbullah’tan Hamas’a uzanan Kırımızı Şehadet çizgisidir. Müstekbir güçler burayı çok iyi bildiklerinden olmalılar ki, Hizbullah ve Hamas’ın ilham aldığı kaynağı kurutmak istiyorlar. ‘Vahdet ve Tevhidi Toplum’un mayası olan Velayet-i Fakih müessesesi, bugün İslam dünyasında dünden daha ehem bir konum almıştır. İslam dünyasında aydınlık günler daima göreceli kargaşadan sonra doğmuştur. Aydınlık yakındır, yakın.

Batı; evrenselleşen İslam İnkilabına karşı ‘’Nehrevan savaşına hazılığın arefesi’’nde iken, bizlere düşen görev. Sabır, metanet ve tevekkül ile üzülmeyelim, gevşemeyelim...

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Muhammed Can'in Son 10 Yazısı
   Tayyip Bey'e biz de teşekkür ederiz amma...
   “Modern İslam“ sentezi geçerli mi? -1- 2
   Yaşasın Kölelik, Kahrolsun Hürriyet mi!
   O’nun yeri!
   Olması gereken ittifak!
   ABD Kiminle Nasıl Bir Savaş İstiyor?
   Kendi yönleri ile İmam Ali
   Özdemir İnce Kirene'li mi?
   Nereye Kadar?
   Filistin’liler Bizi Kurtarsın!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.