Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
TELAFER'deki derin yara...
Cuma, 23 Eylül 2005 - (10:42)
Sibel Eraslan

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Musul'a 80 km kadar mesafede, 250 bin kişinin yaşadığı bir kentti Telafer. Telafer hakkında felaket haberlerini bundan bir yıl önce, 2004 Eylül ayında almaya başlamıştık. ABD, direnişçi avı başlattığı gerekçesiyle girdiği kentte kanlı bir katliam yürütüyordu yerli halka karşı. Aradan bir yıl geçti ve koalisyon güçlerinin gerçekleştirdiği sistematik cinayetler artık bir soykırım haline geldi. Artık insanlığa ait uzun soykırım galerisinde yeni bir dosyadan ibaret Telafer?

Bir yıl önce Atlas muhabirlerinin Telafer'in Kubbik Köyü'nde çektikleri çocuk resimlerine bakıyorum. Mor ve yeşil entariler giyinmiş, yaşları iki ila altı arasında beş kız çocuğunun gözlerindeki umutsuzluğu okumak, içimi darmadağın ediyor. Taş bir duvarın önüne dizilmişler, kameraya endişeyle bakıyorlar, kolay değil bundan itibaren bir yılı ölerek yaşayacaklar? En küçükleri, yeşil kadife entarili olanı, biraz başını ablasının arkasına kaçırmış. Küçük bir kız, bir başka küçük ve kuvvetsiz kızın omzunu siper ediyor kendine. Utandıklarında ya da korktuklarında böyle yapar çocuklar? Acaba neredeler şimdi? Bir haftadır Telafer adına seyrettiğimiz haberler ve taş taş üstünde kalmamış görüntülerden sonra, öyle zannediyorum ki, artık yaşamıyorlar veya şansları varsa, şehirden kaçabildilerse bir çadıra sığınabilmişlerdir belki de? İsimleri; Fatma, Zehra, Zeynep, Hamide ve Rihab? Bir yıl önceden kalmış fotoğraflar? Tabii ölümün belki de kurtuluş telakki edileceği sonlar da var çocuklar için? Irak'ta halihazırda 16.000 çocuk ve kadın kayıp bürolarında müracaat dosyası olarak birer fail-i meçhul? Üstelik bunlar müracaatı yapılarak hiç olmazsa istatistiklere girebilmiş kayıp kadın ve çocuklarımız. İstanbul'a gelerek işgali yargılayan uluslararası halk mahkemesinde konuşan savaş tanıkları ve meseleyi takip eden hukuk kuruluşlarının dile getirdiği gerçekler ise çok daha vahim: Organ mafyası ve kadın-çocuk tüccarları, Irak'ı tam bir insan mezatı haline çevirmiş durumda. "Açık artırmalarda her cins kadının bir fiyatı var, ama Iraklı kadın bedava!" diyerek itiraz eden kadın tanıkların, kanı donduracak intibaları hâlâ kulaklarımızda?

İsimleri büyük katliamlarla özdeşleşen kentler tanıyoruz. Hiroşima, Halepçe, Srebrenitsa, Felluce gibi. Bunların hepsi için ayağa kalkan vicdanlarımız, Irak işgalinden bu yana uluslararası tüm hukuk kurumları ve kamuoyu önünde işlenen cinayetleri artık kanıksamış gibi? Oysa sadece geçen hafta resmî rakamlarıyla ölüm, 400 dedi Telafer'de. Üstelik bir yıldır devam eden sistemli bir cenosidle karşı karşıyayız? Telafer bir yıldır öldürülüyor?

Tam bir yıl önce, Dışişleri Bakanımız Gül, ABD Dışişleri Bakanı Powell'ı arayarak, Telafer'deki katliamın derhal durdurulmasını, aksi takdirde ABD ile her türlü işbirliğinin kesileceğini dile getirmiş. (BBC) Ama ne katliam kesilmiş ne cinayetler?

Irak Türkmen Demokrat Partisi Genel Başkan Yardımcısı Kasım Ömer, Telafer'de kimyasal silah kullanıldığını (seyreltilmiş uranyum) haykırdı. Tabii bu haykırış Amerikan yetkililerce hemen yalanlandı? Amerika'nın nükleer ve biyolojik silahları hemen her fırsatta kullandığını bütün dünya biliyor. Hiroşima'ya papatya, Kabil'e sümbül atmamıştı.

Amerika'nın Telafer'de işlediği insanlık suçunun en yakın tanıkları, ülkemize yeni dönen Kızılay mensuplarıdır. Günlerdir yardım konvoyunu, kurduğu ateş ablukasından içeri sokmayan ABD, uluslararası bir yardım kuruluşu olan Kızılay'a, uyarı mahiyetinde ateş açmaktan her türlü gasp ve fena muameleyi de yapmıştır.

Amerika'nın İslâm ve insan düşmanlığını zaten biliyoruz. Peki ya bu katliam ve tecavüzlerde ABD'nin yanında yer alan Şii ve Kürt (Müslüman(!)lara ne demeli? Gözünü ırkçılık ve mezhepçilik bürümüş bu bedevi anlayıştır Telafer'deki, Felluce'deki çöküşümüzün sebebi? Bölgeden yeni dönen arkadaşımız Adem Özköse'nin izlenimlerini dehşet ve keder içinde dinledik. Az önce yukarıda isimlerini saydığım küçük kızlar, Şii olmadıkları için Sistani'nin, Kürt olmadıkları için peşmergelerin katliam ve tecavüzlerini onayladıkları bir kesişim kümesinden bakıyorlar bize? Mübarek üç aylarda, ellerimize bulaşan Müslüman kanı ve ırzıyla hangi velayetten medet umuyoruz? Biz kadınlar, ırkı ve mezhebleri değil ve fakat Kelime-i Şehadet ve Tevhidi İman'ı esas alan İslâmi bilinçle dua edeceğiz, istişare yapacağız. Bugün saat 14.00'te Fatih Camii'nde. Tüm İslâm coğrafyalarında akan kan ve zulümün son bulması için ehli imanı, izana davet ediyoruz? Ey iman edenler, iman ediniz!

Vakit Gazetesi
23 Eylül 2005

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Sibel Eraslan'in Diğer Yazıları
   Kezzap işleri...
   DÜNYA DEDİKLERİ BİR GÖLGELİKTİ, hani?
   Merve Kavakçı Kandil Dağı’ndan mı inmişti?
   “Patates baskısı”
   Anayasa’da yazmasa ne olur? -Benimkinde yazıyor
   Ya çarşaflılar da girerse...
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.