Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Yalanlarla uyutulan bir dünyada, uyanık kalmak..
Pazartesi, 05 Aralık 2005 - (12:51)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir son haber.. ABD ordusunun, askerler tarafından yazılan haberleri ‘bağımsız Iraklı gazeteciler’(!)in imzalarıyla basmaları için Irak medyasına para ödediği,

Los Angeles Times'ın 1 Aralık günlü sayısında manşetten verildi.. Buna göre, ABD ordusu tarafından Irak basınına verilen haberlerin çoğunluğu, ‘bağımsız gazeteciler tarafından yazılmış tarafsız haberler ‘ şeklinde sunuluyor. Bu haberler, tabiatiyle, Amerikan askerlerinin çalışmalarını ve ülkenin ABD önderliğinde yeniden inşa çabalarını överken, ‘direnişçi’leri kötülüyor.   Irak'taki bu ‘enformasyon operasyonu’nun ‘maskeli şekilde’ yapıldığı ve (USA Sav. Bak.lığı) Pentagonun, ‘haberlerin arabça tercümesi de yapılarak Irak medyasının servisine konulması’na yardım eden ve merkezi Washington'da bulunan Lincoln Group adlı bir şirketle sözleşme imzaladığı bildiriliyor. Lincoln Group'un Irak'taki elemanları, Bağdad’da Korg. John R. Vines tarafından komuta edilen ’Enformasyon Operasyonları Özel Kuvveti’ tarafından yazılan bu haber ve makaleleri, Bağdad'daki medya kuruluşlarına dağıtırken, kendilerine ‘serbest çalışan muhabir ya da reklamcı’ süsü veriyorlarmış.. (Hâfızâ-i beşer, ne kadar da unutkan.. Geçmişte, Reuters, AP gibi ajansların da, yalan haber yayılmasında âlet edildikleri sonra itiraf edilmemiş miydi?)

Savaş hiledir.. Ama, kitlelerin, ‘afyon yutturulmuş döğüş horozu haline getirilmesi’ ve hilelere ihtimal vermiyecek kadar ‘aydınlatılması’na ne demeli?

30 Kasım günlü ve ‘Saddam diktatörlüğünden kaos diktatörlüğüne.. başlıklı yazımda, ‘(…) herkes, Irak için elyordamıyla görüş belirtirken, kendi zann veya hissini ‘hakikatin tamamı veya taa kendisi’ zannedip, karşı tarafa ‘kara’lar çalıyor. Bugün, Irak’daki savaşın ideolojik ve hissî uzantıları, içimizde de sürüyor. Kimisi, Irak’a komşu ülkelerin menfaat ve bakış açılarını esas alarak; kimisi sünnî, kimisi şiî müslümanları; kimisi, kürd veya türkmenleri suçluyor veya göklere çıkarıyor.. (…) Bu kaotik durumdan, ancak, işgalci USA emperyalizmi faydalanır. Şu anda, asıl hedef, emperyalizmle hesablaşmak olmalıdır. Bu şeytanî güç tökezletilemez değildir. Yeter ki, bugünkü, zindan içi koğuşlar arasındaki hâkimiyet kavgalarına İslamî sorumluluk şuûru ve akl-ı selîmle yaklaşılabilsin!.’ diye bağlamıştım ki, hemen ardından, bir okuyucudan, bana, Yezid tanımlaması’ yapan bir mesaj aldım.. Ona, Siz beni Yezid’e benzetirken, ben de sizi Hz. Huseyn’e benzetsem; huzûr-i ilahîde ikimizin de yalancı olacağını düşünüyorum..’ diye karşılık vermek zorunda kaldım.. Ve, 1 Aralık’ta da, Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül kardeşimizin bir yazısı ile karşılaştım.. Bu yazının, İran İslâm Cumhûriyeti Dışişl. Bak. M. Muttaqî’nin Türkiye’ye resmî bir gezi yaptığı bir günde yayınlanması ‘tesâduf’ ise, bu ‘tesâduf’ü, farsçada kullanılan şekliyle, ‘trafik kazâsı’ olarak anlayabiliriz. Çünkü, yazdıkları o kadar ‘kesin bilgi’ imiş gibi veriliyor ki, sanki, o mekanizmanın içindeymişcesine! Buyrunuz, o yazının girişi: ‘Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi'nin silahlı kolu olan İran yanlısı Bedir Tugayları'na yakın İçişleri Bakanı Bayan Cabir, Sünnilerden oluşan 14 kişilik bir liste hazırlar. Bu kişiler, Bağdat'ın İskan bölgesinde gözaltına alınır. Kendilerinden bir daha haber alınamaz. Altı hafta sonra cesetleri İran sınırında bulunur. Vücutları işkence izleriyle dolu, elleri arkalarından kelepçeli ve her birinin kafasına arkadan 3 kurşun sıkılmış halde. 14 kişinin dışında İran sınırında işkence ile ya da kafalarına kurşun sıkılmış halde yüzlerce ceset bulundu. Sadece İran sınırında mı? Bağdat, Bedir Tugayları'nın kurduğu "ölüm mangaları" cinayet merkezi, işkence merkezi oldu. Sünni bölgelerde insan kaçırıyorlar. Kaçırılanlar bir daha ailelerine dönemiyor. Cesetleri nehirlerde, çölde ya da sokak aralarında bulunuyor. Toplu infaz her yerde..’(…)’ 

Bu yazılanları tahkîk etmeden doğru kabul edenlerin, bir şiî –sünnî kapışmasında taraf olmaması düşünülebilir mi? Ve bu da ancak, işgalcilerin işine gelmez mi? Bu bakımdan, ‘Doğru veya yanlış’ demeksizin; Karagül’ün bu dehşetli bilgileri hangi kaynaklardan aktardığını bilmek, kamuoyunun hakkı olsa gerek.. Kaldı ki, biz bu kadar dakik iddiaları, Şemdinli’de olup bitenler hakkında dahi bilemezken, işgal altındaki bir ülkede, bu gibi haberlerin kimler tarafından, nasıl yayılıp, nerelere ulaştırıldığını dikkatli düşünmeli değil miyiz? Eklemeliyim ki, yıllardır Almanya’da mülteci olarak bulunan ve Irak’a gitmeyen Irak’lı şiî ve sünnî, arab, kürd veya türkmen grupların, ‘yakınlarından aldıklarını bildirdikleri bilgiler’e dayanarak, birbirleri aleyhinde yaptıkları  zehirli propagandalara bizzat şâhid olan -ve bu iddiaları doğrulamak veya yalanlamak durumunda bulunmayan- birisi olarak, bu gibi haberleri de, Hucûrât sûresi, 6. âyette verilen, ‘tahkik etmeden kabullenmemek’ mihengine vuralım diyorum. Hemen redd değil, ama, tahkik etmeden kabullenmemek!.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.