Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Diplomaside, idealler, gerçekler ve ağabeylik hayalleri
Salı, 06 Aralık 2005 - (12:50)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İç veya dışsiyasetin siyasetin labirentlerinde neler olup bittiğinin tamamını öğrenmek, her zaman ve bütünüyle mümkün olmayabilir. Çünkü, siyasetin mutfağında, yemeğe konulan nice katkı maddeleri vardır ki, bunlardan bazıları hiç görünmez ve yemeğin hazırlanmasında, bazen, hattâ bir takım zann veya vehimler bile etkili olur.. Nitekim, Dışişl. Bak. A Gül, 3 Aralık tarihli Akşam’da, Annan Planı’nın referandumuna, (evet) oyu verilmesi konusunda Rauf Denktaş’la anlaştıklarını; ama, Denktaş’ın buna uymadığını söylüyor ve ‘Denktaş’a, rumlar (hayır) derse desin, sen (evet) de; demiştim, kabul etmişti. Odamdan çıktı, havaalanına gidene kadar birileri telefon edip görüşünü değiştirtti.. Telefon edenin kimler olduğunu da biliyoruz.. Bunu ilerde tarih yazacaktır.’ diyordu..

Teferruatı tarihe bırakılan bu bilgi, aslında, son derece ilginç bir itiraf..

Keza, ‘Barzanî’yle görüştü’ diye, neredeyse bazıları Bush’a bile kızar ve onu muhatab kabul edenlere, nice kalemler ateş püskürürken; MİT Müsteşarı Emre Taner’in Barzanî ile görüşmesine de demeli? Bu görüşmeler hakkında, kim ne biliyor veya kim, kime veya taraflar kamuoyuna ne kadar bilgi veriyor? Nitekim, 4 Aralık günü NTV’de yayınlanan haberlere göre, MİT Musteşarı ile 'gizli görüşme'sini Barzanî de doğrulamış..Ancak, o, bizdeki nasyonalist ve hatta bir kısım İslamî eğilimli yayınlarda büyük bir suç olarak nitelenen, ‘peşmerge’lerin İsrail subaylarınca eğitildiği’  iddiasını ise, ‘Peşmergelerin eğitim için hiç kimseye ihtiyacı yok..’ diyerek yalanlamış.. Barzanî, bu arada, ‘Türk yetkililere Kürd Mes’elesi’nin siyasî yollarla çözülmesi halinde, her türlü desteği sunacağını söylediğini’ de ekliyor.. (Ayrıca, bunca mücadeleler içinde, hatta 10 yıl öncelerde Talebanî ile bile korkunç bir kanlı boğuşmaya giren Barzanî’nin, PKK’ya kendi bünyesinde etki alanı açacağını varsaymak da ayrı bir safdillik olur. Ama, kendisini tehdid etmek isteyen türkçü şovenistlere karşı, bir koz olarak PKK’yi hazırda tutmak isteyebilir.)

Açıktır ki, özellikle artık bir federasyon yapısına kavuşturulan Irak’da, Barzanî, Irak’ın bütünlüğünün korunamaması halinde, bir bağımsız Kürdistan ilan edebileceklerini de gizlemiyor ve  ilişkilerini buna göre belirlemeye çalışıyor.. Ve, Türkiye’deki bugünkü iktidar da, bu ihtimallere göre, başta MİT Musteşarı’nın görüşmesi olmak üzere, ilginç ilişkiler geliştirmeye çalışıyor ve iyi de yapıyor.. Çünkü, öyle, ‘Bu kürdler çok oluyor, haaa. Üstelik, bunlar İsrail’den de yardım alıyor!..’ demekle, gerçeklerin üzeri örtülemez.. Bölgedeki  bütün güç odaklarının birbirine karşı düşman olmasını kendi varlığını sürdürmek için bulunmaz bir fırsat bilen siyonist İsrail rejiminin sadece Barzanî’yle değil, her ülkeyle, rejimle, halkla veya problemle derinden ilgilenebileceğini tahmin etmemek, safdillik olur..

Hele, halkı Müslüman ülkeler arasında siyonist İsrail rejimiyle ilk irtibat kuran ülkenin Türkiye olduğunu ve TSK’nın eğitiminde de, İsrail’le sıkı ilişkiler kurulmasını gaayet tabiî bir olgu gibi kabul edip eleştirmeyenlerin, başkalarının ilişkilerini suçlamaları veya ‘peşmergelere İsrail’li subaylar eğitim veriyor!.’ gibi iddialardan suçlamalar üretmeye çalışmaları, ne mânâya gelir? Keza, Refah Partisi’nin, Aralık-1995 seçimini kazandığı anlaşıldıktan sonra, henüz RP’li bir hükûmet kurulmadan, Gen. Kur. 2. Bşk. Org. Çevik Bir’in İsrail rejimiyle imzaladığı ve de ‘andlaşma’ statüsünde olmadığı için Meclis’in tasdikıne gerek yok denilerek, Meclis’ten kaçırılan ‘askerî protokoller’, TC’nin elini hâlâ da bağlamaktayken, başkalarının İsrail’le ilişkilerinden rahatsızlık belirtmek?!!..

Bu arada bir noktaya değinmek istiyorum: Abdullah Gül, ‘Biz artık komşularımızda huzur olmasını istiyoruz. Burnumuzun dibinde ateş olursa, biz yanmasak bile, ısınıyoruz.’ derken haklı.. Ama, ‘kürd ve türkü karşı karşıya getirme’ çabalarına değinirken, ‘Tarih boyunca türklerle kürdler hep beraber olmuş.. Saddam rejimi altında, kitle imha silahları kullanılırken Kuzey Irak’ı Türkiye korudu. Kuzey Irak’ta bugün bir yapılanma varsa, o Türkiye’nin de katkılarıyla oluyor..’ derken, ‘(Emperyalist bir) Çekiç Güç’ün İncirlik’ten yaptığı operasyonları’ buna delil olarak sayması, tuhaf!. Hele, Gül’ün, ‘Kürd liderlerinin zaman zaman TC pasaportu kullandıklarını’ ve ‘Bütün bunları yapan Türkiye’nin, Irak yeniden yapılanırken, bu desteklerinin karşılığını almamasının düşünülemiyeceğini’ söylemesi, çok ‘çıkarcı’ bir tavır değil mi? Akşamın Gen. Yy. Md. S. Turgut’u, ‘Biz kürdlere ağabeylik yapacağız, değil mi?’ deyince, Gül’ün, ‘Evet, öyle..’ deyivermesi de ilginç.. Orta Asya Cumhuriyetleri’nin, ‘Sovyetler’in efendiliğinden kurtulduk derken, karşımıza Türkiye’nin bir ağabey olarak çıkmak istediğini gördük. Biz, yeni bir ‘ağabey’ istemiyoruz, bizimle eşit kardeşler istiyoruz..’ deyişlerini unutmamak gerek..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.