Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Yöneten ve Yönetilen’ ayırımı, hele etnik gruplar adına yapılırsa
Pazartesi, 19 Aralık 2005 - (14:03)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Okuyucularla yazışma ve görüşmelerden diğerleriyle paylaşılmasını gerekli gördüğüm özetlemelerle, bir diğer ‘Pazar Hasbihali’ne, selamla başlıyorum:

*

Aziz Kabadayı yazıyor : ‘Kürd kavminden müslümanlarla konuşurken kendilerine şu soruyu yöneltiyorum: ‘Zulme karşı, bir takım beşerî ve hattâ ateist  ideolojilerle başkaldırılara karışıyorsunuz da, canınızı tehlikeye atma cesaretini İslamî bir hedefin gerçekleştirilmesinde göstermiyorsunuz? Kürd halkının İslâm’a bağlılığı ortadayken, siz halkınızın manevî dinamiklerinden kendinizi niye mahrum bırakıyorsunuz?’

Bu suallerime karşı, müslüman kürd halkının yalnız bırakıldığını söylüyorlar.. Ama, onlar arasında kürd kavmiyetçiliğinin kuvvetlendiği intibaı uyandı bende.. Ayrıca, Kur’anî ilimler alanında epeyce tahsilli olan bir arkadaş hep kürdleri savunuyor; amma, kendisinin ‘kürd’ değil, ‘zaza’ olduğunu bilhassa vurguluyor.

Yani, yarınlarda daha alt birimler arasında da mı boğuşmalar olacak?’

*--Bu gibi konularda, daha küçük kitle sayılanların yatıştırılmasına ağırlık verilmesini gerektiğini düşünüyorum.. Çünkü, onların savunma mekanizmaları daha bir gelişmiştir. Ayrıca, bütün karşı çıkışların, ayaklanmaların, isyanların

özünde bir haklılık olmasa bile, bir ‘haksızlığa karşı çıkış’ duygusu vardır..

Kürdçülük’ duygusunun, hattâ İslamî hassasiyet sahibi kürdlerde bile giderek yükseldiği tahmininize gelince.. Aynı şey, TC vatandaşlarından kürd olmayan ve yine İslamî hassasiyet sahibi kabul edilenlerce ve hattâ laik rejim bile, ‘türk devletini sahiblenmek’ gerekçesiyle, benimsenmiyor mu?

Yani, iki tarafı da çamura batmış bir deynek durumunda toplumumuz.. Bu durumda, bu gibi hassas konuları, bir topluluğu suçlayan bir mantıkla değil, önce kendimizi sorgulamamız faydalı olabilir. Bu bağlamda, farklı kavimden müslümanların sorgulanmasının yerine, herkesin önce kendi kavminden olanların yaklaşımlarını sorgulamasının daha yerinde olacağını düşünüyorum. Yoksa, tartışmalar geri tepiyor ve genelde, adâlet düşüncesi de unutuluyor.’

E. İrkin yazıyor: ‘…Başörtüsü yasağından dolayı tahsilime ara verdim. Ancak, kendi özel çabamla, İslam idare hukuku’yla ilgilenmek istiyorum. Ancak, yeterli kaynak eser bulmakta zorlanıyorum. Kur'an hükümleriyle oluşturulmuş bir İslam Anayasa hukuku var mı? İran’da bu yapılmaya çalışılmış, ancak, (…) yeterli görmüyorum. Bana kaynak belirlenmesinde yardımcı olabilir misiniz?

‘*--Tahsil çabanızı, diploma ve ‘akademik titr’ dışında sürdürme isteğiniz gıbtayla karşılanacak bir durum..

İslam idare hukuku’ alanına gelince.. Bugün anlaşılan mânadaki Anayasa düzenlemelerinin dünyadaki tarihi, (İngiltere’de ‘kral’la halk’ arasında varılan 1215 tarihli ‘Magna Charta /Büyük Şart’ dışında) zâten 200-250 yılı geçmemektedir. Müslümanlar arasında, hükmeden güçle hükmedilen kitlelerin arasındaki ilişkilerin genel çerçevesini, Magna Charta’dan 600 yıl öncesinden beri, Kur’an ve Sünnet-i Nebevî oluşturuyordu. Bu bakımdan, Batı’da kral’ların ‘kendilerini hiçbir şeyle sınırlı bilmemesi’ durumuna İslam dünyasında genelde rastlanmaz; en fazla, Kur’an ve Hadîs kaynaklarının suistimali, kötüye kullanma eğilimi olmuş ve yazık ki, İslam hukuku, asırlarca, saltanat ve kılıç sahiblerinin gücüne göre suistimale uğramıştır. En ünlü idare hukuku kitabı, Mâverdî'nin 'Ahkâm-us'Sultaniyye'sidir ve o da, adı üstünde 'Sultanlık hükümleri' adını taşır.. Çünkü, o alan, kelle götürebilen tehlikeli bir alandır.

İran'da ise, İslam İnkılabı’ndan sonra hazırlanan Anayasa (Kanûn-u Esâsî) üzerinde farklı görüşler belirtilse de, bu çalışmaların İslam dünyasındaki çalışmalara ivme ve bir laboratuar pratiği kazandırdığı da açıktır. Ama, onların hemen tamamı, hâlâ da teorik/ nazarî planda kalıyor! Çünkü zorba rejim ve kadrolar yönetim mekanizmalarınden öyle kolayca elçekmek istemiyorlar..

Teorik çalışmaların pratik bir değer kazanması, daha çoook zaman isteyebilir.’ 

 Mehmed Tuğcu, Mustafa Pınar ve İhsan Yiğit  yazıyorlar:İran C. Başkanı Ahmedînejad’ın sözüne ‘düz mantık’ demekle, neyi kasd ettiniz? O sözler, bu konudaki en doğru sözlerden.. ‘Yahudileri kim öldürdüyse, onlar versindi, topraklarından bir bölümü; niye müslümanların toprağını çaldılar?’

*--‘Düz mantık’tan maksad, çetrefilli olmayan düşünce tarzıdır. Elbette, böylesine ‘düz mantık’ sözlerin ağır bedelleri de olabilir.. Diplomaside; ‘(evet) dersen, (belki) demektir; (belki) dersen (hayır) demektir; doğrudan (hayır) dersen, kendine (manevra alanı) bırakmamışsındır.. şeklinde bir çetrefillilik sözkonusudur.. Elini taşın altına koymayanların uzaktan yaptığı yorumlar, havada kalabilir. Unutmayalım ki, Saddam’ın saldırısıyla başlayan ve 8 yıl süren savaştan, İran İslam Cumhuriyeti, ancak, BM dayatması bir ‘ateş-kes’le çıkmış ve merhûm İmam Khomeynî bile, onu kabul ederken, ’zehir kadehini başıma dikiyorum..’ demek zorunda kalmıştı.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.