Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Erken seçim’ isteği ardındaki ‘derin’ planlar
Perşembe, 05 Ocak 2006 - (13:51)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Türkiye’nin son 50 yılında, -başarısız kalanları saymazsak- 27 Mayıs 60, 12 Mart 71, 12 Eylûl 80 ve 28 Şubat 1997 Askerî Darbeleri’ne ve bu darbelerle milletin hayat ve iradesine vurulan zencirlere rağmen; yine de, bir ‘genel seçim’ geleneği yerleşmiştir, artık.. Bu ‘güdümlü’ genel seçimler, önceleri 4 yılda bir; 1982 Anayasası ile ise, 5 yılda bir şeklinde düzenlenmekte..

Ama, ‘4 yılda bir’ ve normal şartlarda yapılan seçimler, sadece, 1950-54 dönemi ile  65-69 dönemi sonunda yapılmıştır; 5 yılda bir yapılan seçim ise, henüz yoktur.. ‘1961-65’ ve ‘73-77’ dönemleri sonundaki seçimler de dört senelik süreye riayet edilerek yapılmışsa da; zoraki koalisyonlar, siyasî idâmlar, anarşi gibi anormal şartlar altında, Meclis oyunları ve zoraki koalisyonlar altında gerçekleştiğinden,  normal seçim sayılamaz.. Bunun dışındaki bütün seçimler, hep ‘erken’ yapıldı.. 

Ve, ne zaman ki, ‘erken seçim’ yapılmıştır; iktidarın büyük başarısızlığı gizlenmek için kullanılmıştır.. Bu bakımdan, gelecekte buhran bekleyen, işlerin zorlaşacağı hesabını yapan iktidar gücü, bir ‘erken’ ve hattâ ‘baskın seçim’le kendisini kurtarabileceği ümidiyle, daha müsaid bir zamanı kollamaktadır.. (Genel seçimin geciktirilmesi ise, ancak, büyük salgın hastalıklar veya savaş gibi hallerde mümkündür..) Muhalefet partilerinin erken seçim’ istemesi ise, zâhiren ve genelde, ülkeyi, sıkıntılardan kurtarmak hedefine yöneliktir. Ancak, muhalefetin de, gelecek seçimlerde, durumun kendileri için daha kötü olacağı, eriyip gidecekleri korkusuyla ‘erken seçim’ istemeleri de mümkündür.

Şimdi, Türkiye’de, ‘3 Kasım 2002’ seçimlerinden zaferle çıkan Tayyîb Erdoğan hükûmetini, ‘erken seçim’e zorlamak isteyen bir muhalefet çabası var.

Ancak, bu taleb, geniş kitlelerden büyük destek görseydi, muhalefet daha bir hırçınlaşırdı.. Ama, bunun gerçekleşmediği anlaşılıyor. Çünkü, AK Parti, ‘laik/ kemalist’ odakların ve ‘28 Şubat zorbalığı’nın sosyal hayat üzerindeki etkisini kıramadığından, dayandığı muhafazakâr ‘çekirdek kitle’nin pek çok taleb ve umutlarını yerine getirememiştir ve o kitlelerce eleştirilmektedir; ama, geniş kitleler, sosyo-ekonomik planda, nisbî bir rahatlık duygusu içindedir. Yani, ‘28 Şubat 97’den ‘3 Kasım 2002’ye kadar uzanan 5 yıllık dönemde, korkunç bir sosyo-ekonomik buhranın pençesindeki kıvranışını unutması mümkün olmayan kitleler, en azından, o ağır buhranın etkilerini, beklenenden daha da sür’atli bir şekilde gideren AK Parti Hükûmeti’nin erken seçim’ kararına sıcak bakmaz, herhalde.. Çünkü, normal seçime, henüz 2 sene var.. Ve ‘erken seçim’ olmazsa, normal zamanında yapılabilen nâdir seçimlerden birisi gerçekleşecektir.

Böyle bir durumda, Hükûmet, bir ‘baskın’ ve ‘erken seçim’ kararı alacak olsa, bunun topluma mesajı, geçmişteki ‘erken seçim’ler sonunda ortaya çıkan ‘ağır sosyo-ekonomik tedbirlerin kaçınılmaz olacağı’dır. Ancak, bugün, Ak Parti böyle bir kaygu taşıyor gözükmüyor. O zaman, iktidar partisinin, ‘muhalefet istiyor..’ diye ‘erken seçim’ yapması, ülkeye gerçekten de kötülük olur.

Bu konuda asıl çırpınan, CHP.. (Ötekiler de, ‘seçimden korkuyormuş gibi bir görüntü vermemek için’ koroya katılıyorlar.. Yoksa, bir erken seçimin kendilerine bir fayda getirmiyeceğini Ecevit bile itiraf etti, geçen hafta.. )

CHP’nin ‘erken seçim’ istemesi; 2007 Nisanı’nda, yani 15 ay sonraki ‘cumhurbaşkanlığı’ seçimini, bugünkü ‘AK Parti ekseriyetine dayalı Meclis’e yaptırmamak planı’na dayanıyor. Yani, ‘laik/ kemalist cebhe’, önemli bir ‘siper’ olan ‘Çankaya’ yı kaptırmamak için, umudunu ancak, bir ‘erken seçim’e, ‘farklı bir Meclis tablosu çıkıverirse..’ varsayımına bağlamıştır.. Gerekçeleri de, ‘o zaman 4,5 yıllık olacak, yorulmuş bir Meclis değil, milletin yeni iradesini temsil eden bir yeni Meclis seçsin, C. Başkanını!..’

İlk planda mâkûl gibi.. Ancak, Sezer’in, ‘millet tarafından toptan tasfiye edilen bir Meclis’ tarafından seçildiğini hatırlamayanların böyle bir istekte bulunmaları, siyasî manevradan başka bir şey değildir. Eğer, Sezer, kendisini, 3 Kasım 2002 seçimiyle ortaya çıkan yeni Meclis’in iradesine sunabilecek bir olgun örneklik hali gösterebilseydi; bu istek de mâkûl karşılanabilirdi.. O ise, öyle yapamadı; milletle ve milletin aslî değerleriyle zıdlaşmayı tercih etti..

Birbirlerinin sözcüsü ve sığınağı durumundaki CHP ve bütün laik/ kemalist güç odakları, ‘C. Başkanlığı seçimi’ni bugünkü Meclis’e bırakmamak için, her yolu deneyecektir.. Bunda, Meclis’ten çekilmekten, ‘laik/ kemalist/ masonik’ odaklarca veya bazı ‘derin devlet’ güçlerinin Susurluk/ Şemdinli gibi entrika tezgahlarıyla yeni ‘sosyal huzursuzluk’ oluşturmaya ve hattâ AK  Parti’yi bölmeye kadar nice yollarla, bir ‘erken seçim’ yaptırımı denenebilir. (Ki, AK Parti  m.vekili Mehmet Dülger’in, geçen hafta, ‘AK Parti, kendi istediği kimseyi C. Başkanı seçtiremez!..’ demesi, bu yoldaki ilginç bir işaret olabilir..)

Tayyîb Bey’in, dik duramayıp bir ‘erken seçim’ kararı alması, her şeyden önce, ‘rahatlama döneminin geçtiği, ağır  buhranlı günlerin geleceği’ mânâsına gelir ki; böyle bir tehlike yokken, öyle bir karar alınıp, halkın bugünkü nisbî rahatının çok görülmemesi umulur. Yoksa, Tayyîb Bey değilse bile, ülke kaybeder!.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.