Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İran vur(ul)abilir mi? Ve, İran’ın güçlü silahları!
Perşembe, 05 Ocak 2006 - (16:05)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İran İslâm Cumhuriyeti (İİC)- Amerika Birleşik Devletleri (USA) sürtüşmesi tırmanmaya devam ediyor. Ve amma, ilginçtir, TC medyası bile, yayınlarında  taraflardan birisini İran olarak gösterirken; karşı taraf, ‘uluslararası kamuoyu’ oluyor; İran bu kamuoyunu ‘ka’ale almıyor, duyarsız kalıyor’muş! ‘Uluslararası kamuoyu’, yani, ‘USA emperyalizmi..’

Siyonist İsrail rejiminin Gen. Kur. Başk. da evvelki gün, ‘İran’ın nükleer tesislerinin vurulup etkisiz hâle getirilebileceğini’ söyledi. (1984’de, Bağdad civarındaki, yapım halindeki nükleer reaktörün, İsrail’in hava saldırısıyla vuruluşu ve Saddam’ın bu saldırıya karşılık veremeyişi hatırlanmalıdır..)

Bu arada, hem, ‘siyonist İsrail rejimi Gen. Kur. Başk.’nın, hem USA emperyalizminin en üst istihbarat birimleri olan FBI ve CIA başkanlarının geçen ay arka arkaya Ankara’ya gelmeleri de, önemli entrikaların işaretiydi. Bu yolda, dünya medyasını yönlendirmekteki etkisi bilinen siyonist güçlerin yaptırdığı yorumların, sürekli, ‘İran Operasyonu’nu ve Türkiye’den de ‘üss’ istendiğini işlemesi, geçiştirilecek cinsten değildir. Gerçi, bu söylentiler, Ankara tarafından ‘yalan’lansa da.. (Gizli görüşmeler açıklanacak değil ya..)

Asıl önemlisi, İran’ın doğu ve batı’sındaki, Afganistan ve Irak coğrafyalarını işgal etmiş olan USA emperyalizminin, -İran’ı çevreleyen  bütün ülkeler de, Amerikan direktifine aykırı hareket etmek durumunda değilken,- Türkiye’den kendisine tahsis olunacak bir üss’e veya diğer askerî hizmetlere ihtiyacının olmadığı açık.. Ama, maksad, Ortadoğu’yu baştanbaşa yeniden dizayn etmek, düzenlemek isterken, bu konuda hiç bir ülkenin ve hele de bölgenin jeo-politik ve stratejik açıdan en etkili ülkelerinden birisi olan Türkiye’nin de emperyalist emel ve proğramlar karşısında bir yamukluk yapmaması!.

Türkiye Meclisi’nde, 1 Mart 2003’de reddedilen ‘Tezkere’ üzerine, USA emperyalizminin yarı-resmî sözcülerinden New York Times’da, (başyazar) William Safirein, ‘Affet; ama, unutma!’ başlıklı makalesinde, ‘Türkiye’nin cezasız bırakılmayacağı ve münasib bir zamanda karşılığının verileceği’nin dile getirildiği unutulmamalıdır. Son gelişmelerin, USA’ya böyle bir fırsatı verdiğini düşündürtebilir. Ve bu bakımdan Türkiye, diken üstünde..

Nitekim, İran C. Başkanı Mahmûd Ahmedînejad’ın, Nisan-2006’dan önce Türkiye’ye bir resmî ziyarette bulunmak ve Sezer’in iki sene önce Tahran’a gittiğinde, ‘İran C. Başkanı’nın da Türkiye’ye gelmesi için’ yaptığı daveti yerine getirmek istiyor. Ama, Ankara, USA emperyalizmini hışımlandırmamak için, bu konuya bu hassas dönemde soğuk bakıyor ve ‘böyle bir gezi için diplomatik hazırlıkların tamam olmadığı’nı söylüyor, ipe un seriyor..

Ahmedînejadın, ‘bizim nükleer güce erişmemizden korkuyorsanız, siz bu güce sahibsiniz. Biz de sizi tehlike olarak görüyoruz!’ söyleminin içeriği doğru olsa bile, çok ‘düz mantık’ olması, kendisine ‘manevra alanı’ bırakmıyor. Bu da, sadece Türkiye’yi değil, bir çok ülkeyi de, ‘emperyalist odakları hışımlandırmamak için’, kendisiyle görüşmekten kaçındırabilir.

Kaldı ki, Amerika’nın, maddî gücüne dayanarak, taleblerini, hattâ çok küstah bir uslûb içinde dile getirdiği biliniyor. 1974’de, ‘haşhaş ekimi’ üzerine çıkan USA- TC ihtilafı günlerinde, ‘Sultanahmed Camiini bombalarız!’ diye tehdid edildiği şeklinde, Ecevit tarafından iki sene önce yapılan açıklama veya 1964’deki, ünlü Johnson Mektubu’nun kaba tehdidleri hatırlanabilir. TC, üstelik de, USA ile NATO’da ‘müttefik’ ve ‘büyük dost’(!?) iken!

Bu durumda, Türkiye’nin elinin iyice bağlı olduğu tahmin edilebilir; özellikle de USA ve İsrail ile TC arasındaki ikili ve gizli-açık andlaşmalarla..

Bütün bunlardan sonra... Amerika, İslamî İran’ı gerçekten de vurulabilir mi veya İİC de mukabil bir atak yapabilir mi? Veya, İİC’nin böyle silahları var mıdır?

Her iki ihtimalin gerçekleşmesi de mümkün.. Ancak, İİC’nin eli, görünmez silahları açısından, daha açık.. İran halkının inanç ve kültürünün, tarih boyunca karşılaşılan işgallere dirençteki etkisi bir yana; İran’ın en büyük silahları, bizzat Amerika’nın Irak ve Afganistan’da sergilediği ‘Made in USA’ tipi, ‘ülke kurtarma ve özgürleştirmesi’ örneğidir. Hattâ İran içinde, İslam Cumhûriyeti nizamına en soğuk duranlar bile, bunu görmenin dehşeti içindedir ve bu yüzden o kitleler bile, İİC’nin en etkili sosyo-psikolojik silahları durumundadır.

İİC’nin ikinci gücü ise, bizzat ‘siyonist İsrail’!. Çünkü, USA emperyalizmi, iddia edildiği gibi, İran’a saldıracak olursa; İran’ın da Amerika’yı değil, onun Ortadoğu’daki uzantısı olan İsrail rejimini, hem uzaktan ve hem de Filistin ve Lübnan’daki ‘İslamî direniş güçleri’ eliyle vurması pek alâ mümkündür.

Bölgede çıkacak böyle bir topyekûn saldırıda, evet, Müslüman halklar da darbe yiyebilir, ama, Filistin’de, dar bir bölgede bulunan İsrail rejiminin bütünüyle ‘buharlaşması’ da mümkündür.. Siyonizm ve USA emperyalizminin yumuşak karnı da burasıdır ve onları derinden düşündürmektedir!

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.