Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kalp ve beyinlerin kontrolü, (Engizisyon) hortlarken
Pazartesi, 16 Ocak 2006 - (12:48)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

‘Batı insanı’, kendisini yetiştiren inanç ve kültürlerin, geleneklerin, örflerin, duygu ve fikir örgülerinin -ideolojilerin- etkisiyle, genel olarak ve maalesef, ‘diğer’ini, ‘öteki’ni kabul edemiyen bir tahakkümcü, zorbalık anlayışının zebûnudur. Bunun içindir ki, ‘Cehennem, yani öteki!’ deyimi bile bir durum tesbiti olarak dile getirilmiştir, nice filozoflarınca ve buna karşı, ‘demokrasi ve laiklik’ gibi kavramların Batı dünyasında insan ilişkilerinin tanziminde olumlu etkilerinin, fonksiyonlarının olduğu kabul edilmelidir.. Buna rağmen, Batı kültür ve medeniyetinin insanlara telkın ettiği ‘benim gibi olmayan bana karşıdır..’ fehm ve vehminden, (anlayış ve korkusundan) kaynaklanan ve ‘öteki’ni aşağılamayı veya yoketmeyi temel alan bu davranış şeklinin insanlığa ne gibi korkunç facialar yaşattığını anlamak için, sadece miladî Ortaçağ’ın Engizisyon Mahkemelerine, ‘Jesuit’ / Cizvit (-sözde- Îsâcılık cereyanı) papazlarının ve Kilisenin işlediği korkunç cinayetleri, ‘teftiş-i aqaid’ (inanç kontrolü) zorbalığının boyutlarına bakmayıp; bugüne, Amerikan emperyalizminin şefi Bush’un mentalitesine ve onun ‘Evangelist hristiyanlık’ inancının etkisiyle, Afganistan ve Irak’da yüzbinlerce insanı, ‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’nda ellerinin olması muhalin ötesindeki bir zanla, bombardımanlarla ve uluslararası andlaşmalara göre kullanılması yasak ve savaş suçu sayılan ‘napalm’ bombalarıyla kavuran ve hattâ Necef’te, Fellûce’de, Telafer’de ‘nükleer’ başlıklı füzeler kullandığına dair ciddî iddialara da bakmak gerekir.

Böylesine bir Batı’da, bir ‘çıkış yolu’ arayan ‘düşünen insanlar’ın, ‘demokrasi ve laiklik’ gibi çözüm yolları aramaları tabiî idi.. Çünkü, bu konuların kendi inançları tarafından düzenlendiğine dair kesin bilgi ve belgeleri yok..  

Ve amma, bu kavramları, terimleri Batı’dan alıp müslüman toplumlara taşıyanlar, ‘müslüman halklar’a da, tıpkı Batı’daki gibi, ‘öteki’lere; kendileri gibi düşünmeyen ve olmayanlar’a, ‘demokrasi ve laiklik’ adına, -hattâ, terör ve diktatörlüğe varan- nasıl baskı ve sindirme yöntemleri uyguladıkları ortadadır. Müslüman toplumlarda da, diktatörlük örnekleri olsa bile, bu uygulamalar İslam’dan kaynaklanmadığı ve İslam, insanlara zorla inanç ve düşünce tarzları şırınga edilmesine cevaz vermediği için, o uygulamalar tâgûtî yöntemler olarak kalmıştır; inancımızın özünden kaynaklanan bir durum sözkonusu değildir..

İmdi... Medyada, son günlerde, Almanya’da ortaya çıkan ve ‘vicdan testi’ olarak nitelenen ve sadece Almanya için bütün Batı kültürünün bir ayıbı olarak görülmelidir..

Nitekim, Almanyanın Baden-Württemberg eyaletinde 1 Ocak 2006'dan itibaren ‘alman vatandaşlığı’na geçmek isteyen yabancılar için uygulamaya başlanan 'vicdan testi'nde, aralarında, '11 Eylûl Saldırıları’ hakkında ne düşünüyorsunuz?', 'kızınız, müslüman olmayan biriyle evlenmek istese’ veya 'oğlunuz homosexuel olduğunu söylese tepkiniz nasıl olur? Töre cinayetlerini haklı buluyor musunuz?' gibi 30 kadar sual sorulmuş..

Bu gibi acaib sualler, İslamrat Başkanı Ali Kızılkayanın da 5/6 Ocak gecesi, bir tv. proğramında belirttiği gibi, ‘Müslüman insanların potansiyel suçlu olarak görüldüğünü’ gösteriyor.. Kızılkaya, ‘Almanya bu problemi aşmazsa, tarihe karşı sorumlu olur. Dışlandığınız bir ülke veya topluma nasıl ısınırsınız? Mes’ele, ‘Almanyanın entegrasyonu kabul edecek bir olgunlukta olup olmadığı’ noktasında düğümlenmektedir. İslamî hassasiyetiniz varsa, alman hukuku size hak verse bile, bu çiğnenmek isteniyor, hukukun size hak verdiği yerde dahi, haksız sayılabiliyorsunuz.. Bu, aşağılamadır..’ diyordu, haklı olarak.. 

Ancak, bu vesileyle, kendi toplumumuzun kanunlarında da, benzer kriterler  olduğunu hatırlayıp, kendi tenceremizin dibine de bakmamız gerekir..

T.Ceza Kanunu'nun 301. maddesinde yer alan ‘türklüğü aşağılamak’ olarak tarif olunan suç için, herkese göre değişen indî mülahazalar bir yana; halen de yürürlükte olan kanunlardan nicelerinde, meselâ İskân Kanunu'nun 1. maddesinde yer alan  ‘Muhacir, mülteci, göçebe ve gezginci çingenelerin yurt içinde yerleştirilmeleri; Türk kültürüne bağlılık  (…) amacıyla Bakanlar Kurulu'nca yapılacak programa uygun olarak (…) tertiplenir..’ ve aynı kanunun 3. maddesindeki, ‘Türkiye'de yerleşmek maksadı ile dışarıdan münferiden gelmek isteyen Türk soyundan meskun veya göçebe fertler (...)ve aşiretler ve Türk kültürüne bağlı meskun kimseleri (…) işbu kanunun hükümlerine göre (…) ‘muhacir’ olarak’ tarif ettiğinden pek fazla rahatsız olanımız yoktur.

Almanya da aynı mantıkla, kendi bünyesine yabancı madde almak istemiyor! Cizvit papazlarının ‘kalblerde ve beyinlerdeki gizli olan inanç ve düşünceleri açığa çıkarma’ya kontrol etmeye kalkışan bir Engizisyon anlayışı yükselirken, böyle bir ‘tahakkümcü- dayatmacı değerler dünyasının vatandaşı olunmasın’ı düşünmek, daha yerinde değil midir?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.