Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Benî Âdem’in, maddî çamuruna saplanmaktan kurtulamıyacak mıyız?
Pazartesi, 16 Ocak 2006 - (14:23)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Geçen hafta, Köln’de, ‘ABI’ (Akademisches Bund Internationale) isimli, (Almanya’daki Uluslararası Akademisyenler Birliği diye tercüme edilebilecek ve daha çok Türkiye’li üniversiteliler veya üniversite mezunlarının oluşturduğu) dernekte, bir sohbet toplantısı vardı.. Daha çok, 1923’ün iki yakasında da yaşamış ve her iki tarafından da izler taşıyan ve yeni nesillerin ve toplumun kültürel hayatında etkili olan tefekkür adamlarının an(laş)ılması etrafında..

69. vefat yıldönömü de olması hasebiyle Mehmed Âkif seçilmişti, önce..

4 saati aşan bir süre içinde Âkif’i anlatmaya çalıştım..

Başarılı olup olmadığımı bilmiyorum, ama, zamanın yetmediğini biliyorum..

Bir daha fark ettik ki, Âkif’in 100 yıl öncelerde dile getirdiği dertlerin hemen hepsine bugün de mubtela idik ve Âkif, bugünlere de ışık tutabiliyordu..

Bir ‘Âkif kutsamacılığı’ yaptığımın ve onu hatasız- noksansız göstermek gibi bir eğilimimin olmadığını bilhassa belirtmek isterim. Ama, Âkif’deki ‘İslam milliyeti’ düşünce ve inancının bugünümüze ışık tuttuğunu da vurgulamaktan yine de kaçınamam. Evet, onun, Müslüman bir toplumdaki kavmiyetçi sapmalar ve câhilî anlayışlar üzerine söyledikleri, bugün için de sadre şifâ sözler.. Âkif, bugün ülkemizdeki nice Müslümanların yaptığı gibi davranmıyor; bütün kavimlerin bağlılarında gözükmeye başlayan çözülmeye dikkati çekiyor ve  ‘Evet, ben arnavudum, ama, harâb olmuş yurdum..’ diyor ve bu arada, bugün hâkim unsur sayılarak, onun adına yapılan her türlü kavmiyetçi sahiblenmelere de karşı çıkıyor ve ‘Turan ili’ diye uydurulan bir efsanenin ardından gideyim derken, Müslüman coğrafyasının darmadağın edildiğini ve bu sosyal çözülüşe karşı, ‘İslam kardeşliğini, İslam milliyeti anlayışı’nı hatırlatmaya çalışıyordu..

Bu konuların etraflıca ele alındığı sözkonusu sohbetin dinleyicilerin tamamı, çeşitli etnik köklerden Türkiye’liler idi. Âkif’in, bu yaklaşımının hiç kimseyi rahatsız etmediğini biri daha gördüm.. Çünkü, o, samimî bir İslamî hassasiyet ve anlayış çerçevesinde bakmıştı, mes’elelere..

Bugün ortaya çıkan sosyal rahatsızlıklarımızın bir kolunu da etnik sahiblenme ve etkilenmeler teşkil ediyor; yani, bir asır sonra, gelinen nokta, yine aynı!..  Bunları niçin mi hatırlatıyorum? 

İslamî eğilimli ‘internet’ sitelerinde bile öyle yazılar, yazışmalar devreye sokuluyor ki, insanın dehşete düşmemesi mümkün değil.. Tek taraflı değil, çok yönlü kavmiyetçilikler, âdetâ bir histeri hecmesina saplanılmışçasına..

Bunlardan onlarcası hergün bana da gönderiliyor..

Bazıları, sanki bir ‘düşmanlık manifestosu’, bir ‘savaş ilanı’ gibi.. Bazıları üstelik, -sanki çok matah bir şeymiş gibi- bir de ‘Bu makaleyi herkese gönderin, çevrenize okutun..’ tavsiyesi; bazıları, ‘ihtar ediyoruz..’ notu taşıyor.

Bu gibi kimseler, bütün bunlardan sonra, bir de ‘inanç hassasiyet’lerini dile getirip, en kavmiyetçi allerjilerini bile, inanç hassasiyetiyle ortaya koyduklarını anlatmaya kalkışmazlar mı? Asıl dayanılmaz hafiflik de, işte, burada!.

Songünlerde bunlardan birisi, hattâ ‘park yerlerindeki deynekçiler’den, uyuşturucu kaçakçılarına veya, sokakta peşinize takılan ve birkaç kuruş vermeden kurtulmanın mümkün olmadığı, çoğu uyuşturucu bağımlısı ve kendisine bir kaç kuruş vermediğiniz takdirde size küfür savuran çocuklara kadar nicelerinin çetelesini tutmuş, bunların hepsinin niçin filan kavimden olduklarını, bir gerçekmiş gibi soruyordu.. Zannederseniz ki, bu uzun yazıya göre, egemen zannedilen kavim, tertemiz! Halbuki, o kavmin adına kurulan ‘laik- şahısperest egemenlik’le, hepimizin inancı ve haysiyeti ayaklar altına alınmıştı, ama, bu görülmüyordu ve müslüman kitleleri birbirine kavmiyetçi veya mezhebî hecmelerle saldırtan da onun şeytanî planlarından başkası değildi..

Bu yazı karşısında, ‘o suçlanan kavimden birisi olsaydım, tepkim n’olurdu?’ diye düşündüm. Nitekim, Avrupa’da, üstelik tamamen farklı bir inanç kimliğine mensub bir yabancı dünya tarafından dışlanan ve ‘vicdan testleri’ne tâbi tutulan insanlarımızın aşağılanmalarından rahatsız olmuyor muyuz?

Asırlardır birlikte yaşanılan bir vatanda, bazı kavmî farklılıkların düşmanlığa dönüştürülmesine vesile olacak şekilde, ‘şeytan askerliği’ne soyunmanın vebali, hiç mi hatırlanmaz? Öylesine bir aşağılamanın psikolojik darbe ve etkilerinin unutulması kolay mıdır, sanıyoruz? Hayatımızın ‘beşer planındaki en büyük aydınlatıcısıResul-ü Ekrem (S), bize, ‘söz ve davranışlarımızın etkisini anlamamız için, kendimizi, muhatablarımızın yerine koymamızı’  tavsiye etmemiş miydi? İnsanın maddî cevherine göre bir değerlendirme ve suçlama, nasıl bu kadar frensizce  yapılabilir? Yahu, Ebu Cehl de arab idi, Resul-ü Ekrem (S) de!.. Bu maddî çamura saplanıp kalmaktan kurtulamıyacak mıyız?

Demek ki, Allah için kurban etmeye yaklaşamıyacağımız en ‘aziz’lerimizin, ‘İsmail’lerimizin başında, kavmî, mezhebî ve coğrafî eğilimlerimiz geliyor!

Sahi; ne zaman, sözümüzün eri, yani, gerçek Müslüman olacağız?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.