Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Bayramda aklınızın tadını fazla kaçırmadan
Pazartesi, 16 Ocak 2006 - (14:30)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Şu kutlu bayram günlerinde, kalblerinizi, beyinlerinizi rahatsız etmek istemem.. Ama, karşı karşıya geldiğimiz durum, bir facia manzarası sergilemektedir. Allah’ın kullarını, ‘sünnetullah’ın gereği olan çeşitli ırk ve kavimlerden oluşlarına göre farklı muamelelere tâbi tutmak sapkınlığı aramızda hâlâ kol geziyor. Halbuki, o farklılıklar, düşmanlık için değil, zenginleşme yolunda kullanılabilir.. ‘Elhamdulillah müslümanım..’ diyen nice kimseler bile, kavmî farklılıklarının üzerine bir takım bâtıl  ve saçma değerler yüklemekten ve onları gerçekmiş gibi ön plana çıkarmaktan kaçınmaz hâle geldiler.. Nicelerimiz, bir tv. proğramında, 9 Ocak akşamı, türkücü /şarkıcı Y. Tilbe’nin verdiği ders kadar bile dikkat gösteremiyor..

(Y. Tilbe, birisinin kendisini ‘roman’ (çingene),  bir diğerinin ‘türk’ olarak tanıtması üzerine, kendisinin de ‘kürd’ olduğunu söyleyip, ‘Anadolu’yu kültürlerin buluştuğu, kaynaştığı bir mekân’  olarak  nitelemiş.. Bunun üzerine eski bir bakan, kürd kökenli olsa da, neden türklüğünden bahsetmiyor?’ diye bir not geçmiş.. Türkücü hanım da, ‘Anam Tunceli’li, hem (zaza), hem (kürd); babam Ağrı’lı kürd.. Ben bu topraklarda doğdum, büyüdüm. Kürd neyse, benim için türk de odur, laz da odur, çerkez de.. Hiçbir farkı yoktur. Bunlar birbirinden ayrılamaz. Ayıranlar da hezimete uğrayacaktır. (…) Ben kürd olduğum için utanmıyorum, övünmüyorum da.. Sadece, iyi insan olmaya gayret ediyorum. Aslını inkâr eden haramzâdedir. Hepimiz kardeşiz. Beni kardeş olarak kabul etmeyen, alnımın ortasından vurabilir.’ demiş.

Tilbe’nin bu sözleri bana, Almanya’nın eski C. Başkanı Johannes Rau’nun, ‘Alman olmakla öğünmeliyiz..’ şeklinde geliştirilmek istenen bir söyleme karşı çıkışını hatırlattı.. Rau, Alman olmakla öğünülmez.. Almanya’ya ve insanlığa faydalı hizmetler yapmakla öğünülebilir, ancak..’  demişti, 2 yıl öncelerde..

Teessüfle söylemeliyim ki, kendisini İslamî açıdan donanımlı gören nice ‘müslüman’larımız  bile, bu kadar bir insanî bakış açısı dahi sergileyemiyor, kavim mes’elesi gündeme gelince..)

Evet, İslam bütün zamanları, mekânları ve bütün insanları kucaklayan cihanşumûl bir din iken; bizler bu makro-planda değil, daha dar ve mevziî bir planda bile, ‘insan’a bakışımızı ayarlayamamış olmanın çarpıklıklarını taşıyoruz, bünyemizde..

Alınız size bir örnek.. Toplumumuzda, bir kavmin diğeriyle olan münasebetine bakış açısındaki çarpıklığı, bütün şeytanîliğiyle ortaya koyan şu satırları yazabilenlerin, kafa ve kalblerindeki putları kıramamış zavallılar olduklarına hükmetmez misiniz? Kendilerini ‘laik/kemalist ulusalcılar’ olarak niteleyenlerce bir dergide yazılıp, nasyonalistlerce ve hattâ, kendini ‘müslüman’ olarak niteleyen bazılarınca bile benimsenmiş gözüken ve İnternet sitelerinde bile dolaşan bir yazıda, birileri, -hattâ Müslüman olmayanlar için bile söylenemiyecek bir ilkel ve kaba ırkçılıkla, kavmiyetçilikle,- bakınız, neler yazıyorlar:  (Sözkonusu ve ismi dört harften oluşan kavmin hangisi olduğunu, sadece ortadaki (ür) harflerini alıp, baş ve son harflerin yerine nokta koyarak yazayım da, siz artık hangi kavme yakıştırırsanız, yakıştırınız..)

‘(.ür.)ler, taşıdıkları kanın gereğini yerine getirerek suç işliyorlar.. Biz ‘….’çüler, sosyal açıdan değerlendirdiğimiz (.ür.) meselesine bir bütün olarak bakıyoruz ve bunların topluma zarar veren yaratıklar olduğu konusunda tüm (.ür.)leri bilinçlendirmeye çalışıyoruz.. (.ür.)lerin 2050 yılında, Ortadoğu’daki nüfuslarının, 87 milyon, Türkiye'deki nüfuslarının ise 57 milyon olacağı belirtiliyor. (…) Ayrıca bu süre içinde milyonlarca (.ür.), (.ür.)lerle karışarak (.ür.)leşecektir. (.ür.)lerin nüfus artış oranı ise, bugün neredeyse Avrupa ülkeleri seviyesine inmiştir. (…) Sakın kimse bunu insanlıkla, hümanizmle, devletin vatandaşının hayatını koruma ilkeleri ile falan açıklamaya kalkışmasın. Benim ülkeme göz dikmiş bir halkın, benim vergilerimle beslenip daha çok üremelerini sağlayıp, onmilyonlarca asalak yaratmanın hiç bir ilke ile ilgisi yoktur.(…) Bizim için bir yıkım olan bu durum, ‘72 millete bir göz ile bakan’ hümanistlere bir rahatsızlık vermez.. Yaşadığımız topraklarda şu an için en büyük tehlike (.ür.) lerdir. (…) (.ür.)ler ırkçılıklarının dozunu giderek arttırırken, inançlı (.ür.)lerdin kardeşliği’ masalı ile uykuya çoktan dalmış.(…) Sorun (.ür.)çülük’, ‘bölücülük’ veya ‘terör’ değildir. Sorun, (.ür.)ün ta kendisidir..’(!?)

Evet, zannederseniz ki, Almanya ve Fransa’daki ırkçılar tarafından, özellikle de Müslüman halkların nüfus artışından duyulan korku dile getiriliyor.. Ama, öyle değil, yazık ki, Türkiye’de sözkonusu ediliyor, bu şeytanî fikirler! Bu gibi saçmalıklara önem verilmemesini düşünebiliriz, ilk planda.. Ama, konunun, hattâ ‘İslamî hassasiyeti daha çok taşıdığı’ iddiasındaki bazı siyasî kuruluşlarda bile, nerelere kadar vardırıldığını, -bayramda aklınızın tadını daha fazla kaçırmamayım diye- bir başka yazıya bırakıyorum.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.