Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Bizim teröristimiz’ iyidir!’ dedikçe, bu tartışmalar daha çoook sürer!
Pazartesi, 16 Ocak 2006 - (14:32)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Mayıs-1981’de, bir radyo proğramıyla meşgul olduğum bir sırada, bir yakın çalışma arkadaşım, elinde telex notları, heyecanla, ‘Papa’nın vurulduğu’nu haber verince, zihnimde hemen, ‘Mehmed Ali Ağca’ ismi canlanıvermişti.. Halbuki, dünya ajansları, harıl harıl haber geçmekte oldukları halde, henüz failin, eylemcinin kimliğinden hiçbir işaret yoktu.. Arkadaşım, sanki içimden geçeni okumuş gibi, ‘suikadçi de Ağca imiş..’ demişti.. Ama, bu, tamamiyle bir şaka idi.. Ancak, iki saat kadar sonra, ‘suikasdçi’nin kimliği açıklandığında, şoke olmamak elde değildi.. Çünkü, ‘suikasdçi’, dünyaya, ‘Muhammed Ali Agca’ olarak bildiriliyordu!.

Ağca, 1 Şubat 1979’da, dünyanın, İran’da Şahlık rejiminin gümbür-gümbür yıkılmakta olduğu, yüksek gerilimli ve heyecanlı haberlerle meşgul olduğu bir sırada, İstanbul’da, Milliyet gazetesinin Gen. Yayın Müdürü Abdi İpekçi’yi, -arabasıyla bir trafik lambasında beklerken, gece karanlığında- öldüren kişi olarak birkaç ay sonra yakalanan bir ‘ülkücü eylemci’ idi ve kısa bir yargılama sonunda idâm cezasına çarptırılmıştı. Amma, cezanın Temyiz’de tasdîki beklenirken, o, Kartal Cezaevi’nden yine ‘ülkücü’ denilen subaylarca, ‘subay elbisesi giydirilerek’ kaçırılmış ve kayıplara karışmıştı..

Papa’ya yapılan ‘suikasd’ üzerine zihnime hemen onun isminin gelmesinin sebebi ise, Ağca’nın firarda olduğu dönemde, Papa’nın Türkiye’yi ziyaret edeceğinin açıklanması ve sonra da, Ağca’nın,  Milliyet’e gönderdiği bir mektubda, ‘Papa’yı vuracağı’ açıklaması idi.. Bu mektub, ‘kriminoloji’ laboratuarında incelenmiş ve Ağca’nın elyazısı olduğu belirlenmişti..

Papa, o ziyaretini sıkı güvenlik tedbirleri arasında yaptı ve bir şey olmadı.

Amma, aradan 1,5 sene geçmişti ki, Papa, bu kez, Roma’nın göbeğinde vuruluyor ve, eylemin hemen arkasından yakalanan kişinin, birkaç saat sonra, ‘Mehmed Ali Ağca’ olduğunun açıklanmasıyla dünya şoke oluyordu. Çünkü, Katolik hristiyanların ‘en büyük ruhanî lider’ olarak kabul ettiği ‘Papa II. Jean Paul’, hem de Roma’da, ‘Saint Petros (Sen Piyer) Basilikası’nda ‘Pazar âyini’ni icra ettikten sonra, ‘Sen Piyer Meydanı’nındaki onbinler arasından üstü açık arabayla geçerken sıkılan bir kurşunla, göğsünden ağır şekilde yaralanıyor ve daha mühimi, suikasdçinin bir ‘Müslüman’ olduğu açıklanıyordu. Yani, hristiyan dünyasının en büyük ismi, bir ‘müslüman’ eliyle vuruluyordu..

Evet, haberin en dehşet verici yönü, eylemcinin bir ‘Müslüman’ olmasıydı ve  ‘eylemci’nin ideolojisi ne olursa olsun; bir Papa, tarihte ilk kez, ‘Muhammed Ali’ isimli bir ‘müslüman’ eliyle öldürülmüş olacaktı.. Bunun getireceği ihtilat (yan etki) ve düşmanlıkları önceden tasavvur etmek bile mümkün olmadığından, o anda, ‘Papa inşaallah ölmez!’ temennilerimi dile getirdiğimi hatırlıyorum.

 

Hindistan’da İngiliz emperyalizmine karşı verilen çetin mücadeleler ‘istiklal’le, bağımsızlıkla neticelendikten hemen sonra, Müslümanların Pakistan adında ayrı bir devlet kurmalarının ortaya çıkardığı daha çetin problemler sırasında, ‘Hind bağımsızlık mücadelesi’nin sembol ismi Mahatma Gandhi, bir suikasdde ağır şekilde yaralandığında, hemen, ‘suikasdçi, bir Müslüman mı?’ diye sormuş ve bir ‘hindu fanatiği’ olduğunu öğrenince ‘tanrı’sına şükretmişti.. Çünkü, kendisini öldürecek olan o eylemi gerçekleştirenin bir ‘Müslüman’ olması halinde bunun ortaya çıkaracağı korkunç kanlı boğuşmaları tahmin edebiliyordu.

Ben de aynı düşünceyle, Papa’nın o suikasdle ölmemesini temenni etmiştim.

Ağca ise, o eylemiyle, birkaç hedefine birden varmıştı.. İdâm cezası olmayan bir ülkede suç işleyerek, ‘ölüm cezası’ndan kurtulmuştu.. Bu , belki ilk hedefiydi.. Ayrıca, Papayı vurmak da bir ‘zihnî takıntı’sı idi.. Çünkü, Türkiye’yi karıştıran fitne odaklarından birisi de Papalık idi. A. İpekçi’yi de, o bir ‘sabetaist/ dönme’ olduğu için değil; ‘Anadolu’nun fukara çocuklarının, o anarşi ortamında birbirlerini öldürürken, ‘kaymak tabakayı bu anarşinin fitilleyicisi olarak görmesi’ hasebiyle öldürme karar vermişti.. Bunu, yakalandıktan sonraki ilk ifadelerinde de dile getirmişti. Bu görüşler çok sâde gelebilir, ama, Ağca’nın da öyle derinlikli bir düşünce sonunda bu eylemi yaptığını hiç düşünmedim. Hele, hakkında (müteveffâ) Uğur Mumcu ve benzerlerince düzülen senaryoların sıhhatine hiç ihtimal vermedim. Her halde, Ağca bile şaşmıştır, o iddialara..

Ağca, bugün, ‘kahraman’lıkla ‘kaatillik’ arasında hareket eden bir sarkaçtır ve belki, ikisidir de.. Bir ‘kahraman kaatil’, veya bir kaatil kahraman’!

Bu, kişilerin durduğu yer ve baktığı açıya göre değişir. Siyasî tarihimizdeki nice ‘kaatil’leri ‘kahraman’ olarak alkışlayıp, onlardan hatta ‘dokunulamaz, resmî ideoloji ikonları’ üretenler veya Menderes’leri ve nicelerini ‘Millet adına..’ diyerek, ama, ‘millete kan ağlatarak’ idâm edenler/öldürenler ’kaatil’ olarak anılmadıkça; sadece ‘Ağca’nın ısrarla ‘kaatil’ olarak vurgulanması, yoksa, bazı bazı kanlı elleri temize çıkarmak için midir?

Hiç kimsenin ‘terörist’i diğerininkinden daha iyi değildir. Bu ortak aklî kabul noktasında birleşmedikçe, daha nice ‘kaatil/ kahraman’lar üretilip durulur.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.