Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kuzey Irak / Güney Kürdistan
Pazartesi, 16 Ocak 2006 - (16:16)
Yavuz Delal
www.beroj.com

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Türkiye kamuoyu, resmi söylemin ve bu resmi söylemi benimseyen kimi sivil (!) toplumların on yıllarca Kürtlüğü inkâr ettiğine, gizlediğine veya manipüle ettiğine şahit oldu. Çok sonraları, nihayet Kürt realitesi ve Kürt sorunu, resmi yetkililerce dile getirilerek zımnen kabul edildi. Vakıa böyle iken, hem resmi hem de kimi sivil (!) çevrelerin bunu ne derece özümsediği belirsizdir. Zımnen kabul edilen bu realiteye / soruna bağlı olarak, şimdi yeni bir realite proplematiği, çeşitli platformlarda kendini açıkça göstermeye başladı; coğrafya realitesi. Muhtemelen burada da inkar içerikli, uzunca bir kısır döngü yaşanacaktır. Coğrafya realitesi dediğimiz, Kürdistan coğrafyasının gerçekliğidir.

Bir coğrafyanın, üstelik realite olarak propleme dönüşmesi, bilimsel hiç bir değere sahip olamaz. Dolayısıyla realite tartışması -malesef Türkiye’de hâla realite tartışılabiliniyor- bilimsel değil ideolojiktir. Coğrafya; üzerinde yaşayan kadim halkın adıyla anılır. Macar’ların yaşadığı coğrafyaya Macaristan, Özbek’lerin yaşadığı coğrafyaya Özbekistan...dendiği gibi, Kürtlerin yaşadığı coğrafyaya da Kürdistan denir. Ayrıca bir coğrafyanın birden fazla siyasal egemenlik arasında paylaşılmış olması da bu bilimsel gerçekliği ortadan kaldırmaz. Irak Cumhuriyeti’nin siyasal egemenliğine vurgu yaptığımızda, Irak devletinin kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinin olduğunu muhakk söyleriz, ama aynı zamanda Irak Kürdistan’nından da bahsederiz. Bahsettiğimiz Irak Kürdistan’ı, Kürdistan’nın Irak siyasal egemenliğine girmiş, Irak’ın kuzeyindeki parçasıdır. İşte, Irak’ta kalan bu parça Kürdistan’ın güneyini teşkil eder. Doğal oalrak, her coğrafyanın olduğu gibi Kürdistan’ın da kuzeyi, güneyi, doğusu ve batısı vardır. O halde şu tanımların hiç biri yadsınamaz: Siyasal egemenlik gereği, Kuzey Irak veya Irak Kürdistan’ı ve bilimsel olmanın gereği Güney Kürdistan.

Türkiye aydınları da bilirler ki, özellikle ortadoğu genelinde çizilen coğrafya sınırları, sahipleri belli olan doğal topraklar üzerindeki yapay sınırlardır. Bunların yapay olmaları, siyasal egemenliklerin, doğal olana karşı tez geliştirmesi neticesinde ancak sorun olmaktadır. Doğallığı yani bilimselliği inkâr edilmediği sürece, makul ve çözümlenmeyecek bir sorun oluşmayacaktır. Kürdistan coğrafyasının, güney veya kuzey gibi yön tanımlamalarının, sıradan birer bilimsel gerçek değil de siyasal veya ideolojik hedef ve amaçlar içerdiği ön kabûlü, bizatihi siyasal ve ideolojik bir davranıştır. Güney Kürdistan tanımına, bölücülük kaygısıyla bakan kimi Türkiye aydınları, tıpkı Kür realitesini veya sorununu, dış dinamiklerden, özellikle Avrupa üzerinden devşirilen etkiyle kabullendikleri gibi Kürdistan coğrafyasının doğal yön tanımlrını da bu tarikle kabul edeceklerdir. Ancak, böylesi bir kabul gerçekleşene kadar, bu realitede de birilerinin canını yakma ihtimali kendini diri tutacaktır. Türkiye aydınları artık edilgen aydın profilinden kurtulmalıdırlar. En nihayetinde kabul edecekleri bir takım gerçekleri, kendi inisiyatifleriyle artaya koymalıdırlar. Bahsi geçen aydınlardan, sol ve islami kesimlere yakın duran aydınlar müstağni değildir. Özellikle evrensel nasyonalist ve ümmetçi bilinen özgürlükçü, akla ve bilime önem veren aydınlar bu konuda öncü omalıdırlar.

Ummak, ne kadar anlamlı olur bilinmez ama, biz yinede coğrafyanın bir realite olma durumunun, bir çok insanın başını belaya sokmamasını ummak istiyoruz. Kuzey Irak’ın, Güney Kürdistan olduğu bilimsel gerçeği, yeni bir inkâr tartışmasının başlatılmasına dönüşmemeli. Türkiye’nin gerçek aydınları, Güney Kürdistan’ın kurumsallaşmasıyla ortaya çıkan bu yeni tehlikeye, el birliği ile engel olmalıdırlar. İşin henüz başında iken, bu her iki tabir ayrı ayrı veya gerekirse birlikte kullanılarak kanıksanmalı ve topluma da kanıksatılmalıdır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yavuz Delal'in Diğer Yazıları
   Kürt Sorunu ve Kürtler'in Sorunu
   Bu ne yaman çelişkidir Allah'ım
   Düşünmek risktir, Düşünmemek ise tacirliktir
   ''Kürt sorunu ve Müslümanlar'' forumuna dair
   Allah, Kürtlere bir peygamber gönderseydi!
   Türkiye İslamcılığının sözde çekinceleri
   Türkiye İslamcılığı ve Kürtler (1)
   Kürt Manifestosu - Gereklilik Denemesi
   Ümmet Söylemi ve Kürt’ler
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.