Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
USA emperyalizmi ve İİC’nin ‘parmak ısırma’ denemesi ve..
Çarşamba, 18 Ocak 2006 - (13:54)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İran İslam Cumhuriyeti (İİC) ile Amerika Birleşik Devletleri (USA) arasında, bir askerî savaş, koptu-kopacak gibi.. Şah zamanında, İran’ı bir ’istikrar adası’ olarak niteleyen Amerika ile bugünkü İran arasında ise, ‘askerî olmayan savaş’, zâten, çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir devam ediyor. Miladî -19. yüzyılın büyük ‘savaş san’atı’ teorisyeni Closwitz’in, ‘politikayı, savaşın silahsız vasıtalarla; savaşı da, politikanın silahlı vasıtalarla yapılan şekli’ tarifine uygun olarak..

(Hatırlıyalım ki, 1980-88 arasındaki 8 yıllık Irak-İran Savaşı’nda da, artık Saddam’ın nefesinin tükendiği anlaşılınca, Amerikan emperyalizmi, İİC’nin bir zafer kazanmasını engellemek için duruma, askerî güçleriyle de direkt olarak müdahale etmek ihtiyacını duydu ve Körfez’de İran Donanması’na aid savaş gemilerini batırdığı gibi; Irak’ın Körfez’e açılan -Basra’nın güneydoğusundaki- ve o savaşın son 2-3 yılında İran’ın askerî kontrolüne geçen stratejik Faw Yarımadası’na napalm yangın bombalarıyla saldırmıştı.. Ancak, bu askerî karşılaşma, ilan edilmiş resmî bir savaş niteliğinde değildi..)

Şimdi ise, Amerikan emperyalizmi, oyunu sürdürmek  ve İran coğrafyasını kuşatmaya almak istiyor ve bunda epeyce başarılı da gözüküyor.. ‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’yla ilgisini belgeleyecek hiçbir ciddî işaret yokken, Afganistan’ı ezdi, geçti; onbinleri bombardımanlar altında katlederek.. Ve, İran’ın doğu sınırlarına yerleşti.. Sonra da, İran’ın batısındaki, 1200 km.ye yaklaşan sınırıyla en uzun (1200 km.) sınırlı komşusu olan Irak’ı işgal etti.. Güneydeki Körfez ülkeciklerinin durumu zâten belli.. Batıdaki Türkiye, zâten NATO dolayısıyla.. Kuzeydeki Azerbaycan ve Ermenistan’la, güneydoğudaki Pakistan’ın durumu da ortada.. Umman Denizi ve Hind Okyanusu sahilleri ise, ‘bütün açık denizler Amerika’nındır..’ anlayışınca, mâlûm.. Ve amma, Amerika, coğrafî olarak, çooook uzakta, kolayca ulaşılamıyacak bir yerde.. Ancaaaak, İran’ın kuşatılmasının çok zor olacağı da düşünülüyordur, herhalde.. ‘İran bir hisardır, ama, muhasara edilemez!.’ şeklindeki ‘inkılab marşları’ henüz de zihinlerdedir.. Başta, Lübnan olmak üzere, hiç umulmayan yerlerde, İİC, temsil ettiği dünya görüşü ve inanç konseptiyle, dengeleri zorlayabilir.

Kaldı ki, Amerika’nın Irak’ı işgal ederken kullandığı argümanların nasıl yalan olduğu bugün bizzat kendi kaynaklarınca ve hatta Colin Powell gibi, eski bir USA Dışbakanı’nca bile itiraf olunuyor.. Powell, ‘Irak’ın kitle imha silahlarının olduğu’na dair bilgilerin, kendilerine T. Blair tarafından verilen sahte belgelere dayandığını bilmeden, ‘Güvenlik Konseyi’nden, dünyaya ‘doğru’  imiş gibi ilan etmiş olmanın utancını bütün ömrümce taşıyacağım..’  demişti. Ama, görüyoruz ki, aynı Powell şimdi, ünlü ‘Tom Amca’nın Kulübesi’ hikayesindeki, ‘beyaz sahibine sâdıkane hizmetler sunan siyahî Uncle Tom’ ve Condeleezza Rice de aynı hikayedeki ‘Chole Teyze’ rollerini pek sevmiş gözöküyor ve yeni hizmetler sunmaya çalışıyor ‘Beyaz Efendi’lerine.. Nitekim, Powell’in halefi Rice, İİC‘ne yönelik tehdidlerinin dozunu yükseltirken, Powell de, dün, İngiliz medyasına verdiği mülâkatta, ‘İran’ın potansiyel olarak çok büyük tehlike oluşturduğu, niyetinin nükleer enerji değil, nükleer silahlar  geliştirmek olduğu ve tedbir alınması gerektiği’nden dem vuruyordu..

Ancak, İİC, nükleer çalışmalarını ‘Uluslararası Atom En. Kom.’nun kontrolüne sunduğu ve ‘Ortadoğu bölgesinin nükleer silahlardan arındırılması’ talebinde bulunduğu halde; siyonist İsrail’in, ‘nükleer tesislerini kontrole izin vermediği ve uluslararası andlaşmaları da imzalamadığı’ bir yana; USA, ‘nükleer silahların İsrail’in varlığı için gerekliliği’ni bile söyleyebiliyor..  

Ve dahası, ‘Irak aleyhine sahte raporlar’ düzenlemek için, USA’nın baskısına mâruz kaldıklarını, geçen sene (İsveç’li) Hans Blix’le itiraf eden ‘U.arası Atom En. Kom. Başk.’ (Mısır’lı) M. el’Baradeî ise, evvelki gün, ‘İran’a yönelik diplomasinin ‘zor’ ile de desteklenmesi gerektiği’nden sözedebiliyordu.!

Yani, satrancın bütün taşları, piyonları sahneye sürülmüş vaziyette..

 İki tarafın ‘parmak ısırma’ denemesi süreci daha bir şiddetlenerek sürüyor.. Bir tarafta, İslamî İran C. Başkanı Ahmedînejad; karşı kutubda ise, USA başkanı  G. W.  Bush.. Bu ‘parmak ısırma’da ilk kez ‘Pess!’ diyen, yenik sayılacak..

İlginçtir, Bush, kendisinin ‘Tanrı’dan aldığı emirlere göre hareket ettiği’ni söylerken; Ahmedînejad da, -hele de şiî Müslümanlarının inancında ayrı bir yeri olan İmâm-ı Zaman ve Mehdî inancını vurgulayarak,- yakında Hz. Mehdî zuhûr edecek ve dünya, İslam adâletiyle dolacak..’ diyor.. Yani, her iki taraf da, manevî güçleri, inançları meydana sürüyorlar.. Ancak, USA emperyalizmi, maddî açıdan, dünyanın bugüne kadar gördüğü en büyük güçlerden birisi sayılsa bile, manevî gücü, Bush’un beyanlarında bir hezeyana dönüşüyor.

İran’ın ise, manevî açıdan çok güçlü olan sosyal bünyesine, bir de, nükleer enerjiyi ve dahası, nükleer silahı katmasından ve hattâ katmış olmasından korkuluyor..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.