Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Cumhuriyet Sultanlığı’ için yeni Bizans entrikaları
Perşembe, 19 Ocak 2006 - (14:20)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Nice anketler, ‘erken seçim’ hesabları yapılıyor.. Bunların içinde ciddî olanları da vardır, uyduruk ve hattâ tamamiyle, bazı siyasî odakların siparişine göre hazırlanmış olanları da.. Kaldı ki, ‘denek’lerin nasıl belirlendiği de ayrı bir konu.. Ancak, bu anketlerin kabule mecbur olduğu ortak nokta, AK Parti’nin hep ‘birinci parti’ olması.. Bunu anket yaptıranlar istemeseler bile, anketi yapana kuruluşlar, en azından çalışmalarının sonucu olarak topluma sunacakları iddialarına bir ciddiyet kazandırmak için, iktidar partisini en az, yüzde 27-30’larda göstermeye mecbur kalıyorlar.. Ve ilginçtir, ondan sonraki parti olarak da ancak, yüzde 13-15’lerde gözüken CHP geliyor.. Arkasından da, yüzde 10’luk barajı aşacağı ileri sürülen partiler hakkındaki temenniler geliyor..

Bu iddialar, onların ‘barajda boğulmayacağı’ havasını oluşturmak için verilen paraya veya ilgi duyulan siyasî eğilime göre şekilleniyor olmalı..

Yüzde 10’luk barajın çok yüksek olduğu açık.. 40 milyon seçmen olsa, yüzde 9,9 alan bir partinin 4 milyon oyu yok sayılabiliyor.. Aynı şekilde, yüzde 10 altında kalan birkaç partinin oylarının yok sayılması ile, yüzde 60-65’lerin iradeleri bile yok sayılıp, Meclis tamamiyle, yüzde 40’lardaki bir grubun eline geçebilir. Bu bakımdan, Başbakan Erdoğan’ın daha önce dile getirdiği, ‘450 milletvekilinin barajlı olarak belirlenip; geriye kalan 100 milletvekilinin ise, seçime katılan bütün partilerin aldığı oylar arasında bölünüp, yüzde 1 oy alan partinin de, Meclis’te en azından tek sandalyeyle temsil edilme şansına kavuşturulması’ şeklindeki çözüm, hem ‘siyasî istikrar’ın korunmasına yardımcı olabilir, hem de Meclis’in toplumun bütününü yansıtmasına.. Bu durum, ülkedeki laik/ kemalist kadroların tekellerinin kırılmasında da etkili olabilir. Bu bakımdan, Erdoğan bu teklifini gündeme tekrar getirmelidir.

Şimdi, anketlerde, iktidar partisinin, onca düşük gösterilmesine rağmen, yine de 1. parti olarak gösterilmesi, sadece, ‘iktidar nimetleri’yle izah edilemez.

Hatırlanmalı ki, iktidar nimetleri’,  2002 Ağustosu’nda ‘erken seçim’ kararı alındığında da sözkonusuydu. Ama, görüldü ki, iktidar partileri de eriyip gitti. Demek ki, iktidarda olmak bir avantaj değil, hattâ dezavantaj bile teşkil edebiliyor. Ama, şimdi üstelik çeşitli ‘muhalefet’ partilerince yaptırılan ‘anket’lerde, iktidar partisi, yine de, en yakın takibçisinin en az iki misli oy alabileceği şeklinde görülüyorsa, bu durum, onun, -asıl ve çekirdek tabanının beklentilerinden bir çoğunu yerine getirememesine rağmen,- geniş kitleler nezdindeki kredisini henüz de koruduğunun göstergesi..

Gerçekte ise, bütün bu ‘erken seçim’ hesablarının temelinde, 15 ay sonra yapılacak olan C. Başkanlığı seçimini ‘AK Parti’ çoğunluğunun elinde bulunan şimdiki Meclis’e yaptırmamak ve değişik bir tablo çıkabilir ümidiyle, ülkeyi ‘erken seçim’e zorlayacak siyasî oyunlar oynamak.. Çünkü, C. Başkanlığı makamının, nasıl etkili şekilde kullanılabildiği ve ‘Vatan hainliği’suçlaması dışında, hiçbir yaptığından sorumlu tutulamıyan bir ‘Ankara Sultanlığı’na dönüştürülebileceği, Sezer’in ‘sorumsuz’ uygulamalarında net şekilde görüldü. Bu yetkilerin; yarın, milletin iradesine saygılı bir kişi elinde, Sezer’in tersine, doğru yönde kullanılabileceğinden korkuluyor. Bunun için, entrikaların daha da artması ve şaşırtıcı ittifakların oluşması mümkündür. Nitekim, Kemal Derwish’in bugünlerde yayınlanan hâtırâları da bunu doğruluyor. Hatırlanacağı üzere, ‘28 Şubat’ zorbalıklarının devamında iktidara getirilen ‘Ecevit ve ortakları’, ülkeyi büyük bir sosyo-ekonomik buhranın ve hattâ çöküşün kenarına getirdiğinde; İsmail Cem, Derwish ve Husameddin Özkan liderliğindeki bir grup, Ecevit’ten ayrılıp yeni bir parti kurmuştu.. Arkasındaki medya rüzgarı da bayağı güçlüydü.. İşte o sırada, Derwish’in son anda, CHP’ye katılması en büyük sürpriz olmuştu..

O zamanlar, bir şahsiyet zaafı gibi gözüken o davranışını Derwish şöyle izah ediyor, ‘Krizden Çıkış ve Çağdaş Sosyal Demokrasi’ adlı hâtırâtında: ‘O günlerde bazı yabancı uzman ve kuruluşlar Türkiye'deki seçimin olası sonuçları üzerine araştırmalar yapıyordu. Mesela, Dünya Bankası'nın çarpıcı bir anketi önümüzdeydi. (…)YTP ve CHP'nin her ikisi de baraj altında ve dolayısıyla Meclis dışında kalabilir ve AKP de 550 milletvekili ile Meclis'te yer alabilirdi. Yani bu, ciddi bir ihtimal olarak Dünya Bankası'nın atıfta bulunduğu ankette belirtilmişti. Tabiî  ki bu çok kötü bir durum yaratırdı. Rejim sorunu çıkabilirdi.’

Ve, Derwish de, bu ihtimali önlemek için CHP’ye katılmış.. Demek ki, ‘Tayyib Bey’in iktidara gelişini dış güçler hazırladığını’ iddia eden eski dostları, Derwish’in, ‘dış güçlerin Tayyib Bey’in Meclis’in tamamını ele geçirmemesi  için tedbirler aldırdığını’ zımnen itiraf eden bu sözlerine ne derler?

Derwish, o günlerde, ayrıca ‘solda birlik’  için de çaba harcamış ve Ecevit'e ‘CHP'nin onursal başkanı olması’ teklifinde bulunmuş; ama, ‘Artık bunun için çok geç..’ cevabını almış.. 

Bu, iç ve dış, çok yönlü entrikaların şimdilerde oynanmadığını mı sanıyoruz?  

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.