Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Erbakan, Sezer’in ‘affetme’ ihtimaline bile, ‘hayır’ demelidir!
Pazartesi, 30 Ocak 2006 - (12:46)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Erbakan Hoca’nın mâruz kaldığı muamele konusunda, niceleri gibi göstermelik bir duygu yarışına katılacak değilim.. En fazla da, Erbakan’ın yaşına acıyor gibi yapılan yorumlara bozuluyorum.. ‘Müslüman’lar, hangi yaşta olursa olsunlar, ‘fârık-ı mumeyyiz’, ne yaptığının farkında oldukları müddetçe, hareketlerinin ve hatta düşüncelerinin bile hesabını verirler.. Erbakan da, 40 yıla yakın bir siyasî mücadele boyunca, yanlışıyla-doğrusuyla yaptıklarının hesabını kime vermesi gerektiğinin idrakindedir, elbette..  

Bazıları, ‘falanlar, filanlar serbest iken..’ diye kıyaslamalara gidiyor.. Bu durum, ‘kıyas’ın bazı İslamî ekollerde neden tercih edilmediğini hatırlatıyor insana.. Ne yani? ‘Falanlar -filanlar’ içerde olsalardı, Erbakan’ın da içerde olmasını kabul mü edecek ve onu suçlu mu görecektik?

Erbakan’a en karşı olanların bile, biraz insafla düşündükleri takdirde, kabulde zorlanmıyacakları gerçek şudur ki, onun aslî kimliği ‘müslüman’ kimliğidir.. Ona yapılan bütün düşmanlıklar da onun bu aslî kimliğinden kaynaklanıyor. Erbakan, bunca yıllık mücadelesinin sonunda, topyekûn bir değerlendirmeye tâbi tutulduğunda, ‘doğru olduğuna inandığı değerler uğrunda mücadele’ veren bir ‘insan’ olarak anılacaktır.. Ya, milletimizin, Erbakan’ın da bağlısı olduğu değerler sistemine karşı, 100 yılı aşkın bir süredir, sürekli entrikalar kuranlar ne ile anılacaklardır?

O halde, asıl görülmesi gereken husus, ‘zulüm üzerine kurulu bir sistemden, adâlet beklenemiyeceği ve bu sistemin, hak isteyenlere her türlü oyunu oynayabileceği’ gerçeği olmalıdır..

Sadece şu son dönemi hatırlayalım.. 27 Mayıs 1960’dan beri bütün askerî darbeleri görmüş, anlamaya çalışmış birisi olarak diyorum ki, Erbakan’ın liderliğini yaptığı hareket, bu bozuk sistemin temel değerlerine yönelik en büyük tehlike odaklarından birisi olarak görüldüğündendir, bütün bu oyunlar..

Bunun içindir ki, hiçbir askerî hareket, ona karşı yapılan 28 Şubat’taki kadar derin olmadı.. Ve amma, hiç bir askerî darbe de, Erbakan’a uygulanan kadar yumuşak geçmedi. Erbakan, ‘28 Şubat’ zorbalığından sonra, bunca oyunlara muhatab olmasına rağmen, bir gün bile zindana atılmadı.. Bu, darbecilerin merhametlerinden, adâlet anlayışından değil, korkularından kaynaklanıyordu. Çünkü, önceki askerî darbelerde, bir toslamakla bir çok şeyi bertaraf edebiliyorlardı.. Ama bu kez,  karşılarında, kendini fânî şahıslarla bağlı görmeyen ve geniş kitleleri cezbedebilen ve kitlelerin rûhunu, kalbini fethedebilen ve kendisini sadece sistemin koyduğu kurallarla sınırlı görmeyen bir ‘sosyal uyanış’ vardı.. Ayrıca, bu yolda çok tökezlenilmişti, ama, artık, düşüle düşüle, tekrar düşmemenin derin ferasetine de daha bir yaklaşılmıştı.

Aslında bir avuççuk olan ve kendilerini ‘devlet’ zanneden ‘taife-i laicus’ çetesi, ‘devletle hesablaşmak’ peşinde olduğunu söyledikleri Erbakan’a şimdi, ‘devlet baba’nın, şefkatli elini göstermesinden dem vuruyor.. Bu oyuna gelinmemeli, kendilerini ‘devlet’in ‘sorgulanamaz sahibi’ gibi gösterenlerin bu gibi atraksiyonlarla, kirli-irinli ellerini temiz göstermelerine fırsat verilmemelidir.

Her partiye kanun gereği verilen ve ‘Hazine Yardımı’ denilen paranın, ‘Refah Partisi’ ne verilmesi ve sonra o partinin kapatılması üzerine geri istenmesinden ibaret olan ve kamuoyuna ‘Kayıp trilyon dâvası’ diye sunulan dosyanın sonunda getirilen hüküm, gerçekte, ‘28 Şubat’ zorbalığının korku içinde ve hasmını  lekelemek için uydurulmuş bir tezgah olmasına rağmen, bu entrikaya karşı belgeler hazırlamak gibi bir yanlış taktiğe başvurulmasıyla da, bu güne gelinmiştir. Gerçek hedef ise, kendileri için tehlike oluşturacak olanları, istedikleri anda devreye sokabilecekleri, kanunî bahanelerle köşeye sıkıştırma entrikalarından başka bir şey değildi..

Ömürleri boyunca, Erbakan’ın şahsında, onun sahib olduğu ve sosyo-politik planda daha bir gündeme gelmesinde, ivme kazanmasında rolünü bildikleri değerlere karşı en sert mücadeleleri veren çevrelerin; bugün, ‘insanî’ bir çehre ile karşımıza çıkmaya kalkışmalarına fırsat verilmemelidir.

Erbakan’ın hapse girmesiyle, asıl kaybedecek olan, bu sistemdir.  Böyleyken,  bu sistemin kendisine ‘insanî bir çehre’ kazandırabilmek için, Erbakan’ı ‘bağışlama’sına fırsat verilmemelidir; bizzat Erbakan Hoca tarafından da..

Bugün, onu affetmek konumundaki tek merci olan C. Başkanı Ahmed N. Sezer’in, ‘Refah Partisi’ni kapatan Anayasa Mahkemesi’nin Başkanı olduğunu ve o kapatma hükmünü açıklarkenki ‘tiranik’ edâsını, bir şahsî hesablaşma içinde değil, bir ‘zıdd değerler ve zıdd dünyalar arası’ hesablaşma olarak hatırlamalı ve böyle bir ‘bağışlama’yı kabullenmenin hepimize baş eğdirecek bir tavır olduğunu unutmamalıyız..

Bu ‘bağışlanma’nın ihtimalini bile şimdiden elinin tersiyle geri çevirebilecek olan, Erbakandır ve böyle bir hareketiyle bir güzel örnek oluşturacaktır.. Ve Erbakan’ın kaybedeceği hiçbir şey yoktur; ama, kazanacağı çok şey vardır..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.