Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Cankurtaran simidi’ arayanlara, sadece kızmayalım, acıyalım da!
Pazartesi, 30 Ocak 2006 - (12:53)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bir can çekişmenin hecmeleri.. Daha çok hecmeler görebiliriz.. Ama tutunamıyacaklar.. Çünkü, manevî yönelişlerin kaba, müstekreh bir taklidinden meded umuyorlar.. Rûhî perişanlıkları, insana ürperti veriyor..

Emperyalist dünyanın kültürel ve diğer çok yönlü saldırıları karşısında, aşağılık duygusuna kapılıp ‘ne o, ne bu’ olabilen; bir taraftan kendi aslî temellerinden kopamayan veya kopmak da istemiyen; kopacaksa da, yalnız gitmeyip birilerini de kendisiyle birlikte taşıyabilmek için biraz maneviyat sarmalamalarına ihtiyaç duyan sığıntı ruhların çırpınışları..

Amerikan kültür atmosferinde yetişmiş, ama, aykırı kasırgalara dayanma gücü olmayan; tundra iklimlerinin dondurucu soğuklarına karşı kalblerinin sıcaklığına değil, dünya medyasının sun’î sıcak hava üfürmelerine ümid bağlayan birkaç hanımın birkaç ay önce, ‘Cuma namazı kıldırıyoruz..’ diye başlattığı çabalarının nereye vardığından haberimiz var mı? Balonları, kendiliğinden sönüp gitti..

Çünkü, emperyalist odakların güdümündeki medya, onlardan yeni atılımlar, yeni açılımlar ve tam teslimiyet bekliyor.. Kur’an-ı Mubîn’de, ‘Siz onların dinine bütünüyle girmedikçe, onlar sizi asla kabullenmiyeceklerdir..’ mealindeki hüküm, zıdd toplumlararası ilişkilerin kanununu ortaya koymuyor mu?

Medyada yer alan ve ‘Kadınlı-erkekli bir grubun, birlikte aynı safta, namaz kıldıkları’na dair haber- resimdeki hanımların başı açıktı. Haberin daha bir ilginç olması, erkeklerle aynı safta durup namaz kılan hanımlardan birisinin Cüneyd Zapsu’nun eşi olması.. Zapsu, bilindiği üzere, Tayyîb Bey’in, özellikle dışilişkilerinde önemli rôl sahibi olan yakın danışmanlarından birisi.. Onu geçenlerde bir tv. proğramında dinlemiştim.. İlginç cevablar vermişti, ‘Teke Tek’ isimli bir tv. proğramının sunucusuna.. ‘Mason veya Bilderbergçi filan olmadığını; Almanya’da büyüdüğünü, Batı Avrupa ve Anglo-sakson dünyasında ilişkilerin şekillenme mekanizmasını iyi kavradığını, gücünün, bu mekanizmayı kavramaktan geldiğini’ söylemiş; ‘kürdçü olduğu’ şeklindeki suçlamalara karşı da, yöresinde etkili bir İslam âlimi kabul edilen dedesi Abdurrahim Zapsu’nun seyyidliğine değinmiş; ‘ana tarafından Rûmeli’li olduğunu, babasının Van-Başkale’de dünyaya geldiğini’ söylemişti.. Şimdi, eşi Beyzâ hanımın, ‘sosyete tarikatı’ diye anılan bir cereyanın içinde gözükmesi, onu da şaşırtmışa benziyor..

Üsküdar- Subaşı Camii'nde kadın-erkek, birlikte namaz kıldıkları bildirilen grubun lideri, diş hekimi Ahmet Küre imiş.. Bu kişi, Ne Türkiye'de, ne de dünyadaki herhangi bir akımın, tarikatın takibçisi değiliz, atatürkçü bir topluluğuz! Atatürk'ün genel prensiplerini benimsiyoruz.. Atatürk başı kapalılığı kaldırmıştı. O yüzden kadınlar başı açık namaz kılıyor.’ demiş, dünkü Hürriyet’te..

Anlaşılıyor ki, bu zât, ‘tarikat’ın, ne mânâya geldiğini bilmiyor.. Çünkü, tarif ettiği şey, tam bir ‘tarikat’ bağlılığı tarifidir; ‘atatürkçülük’ tarikatı.. ‘Şeytana tapanlar’ın bile Satanizm’ tarikatı varken, ‘kemalizm tarikatı’ niye olmasın?

Bu lâubalîliğin, -o sapmayı küçümsemeden, amma- bir geçici heves olarak kısa zamanda geçeceğini şimdiden söyleyebiliriz.. Ama, asıl görülmesi gereken, resmî ideoloji’ bağlılarının veya o ideoloji tarafından ‘köleleştirilenler’in bile bir ‘manevî açlık’ duygusu içinde kıvranmaları ve bir elleriyle, ‘resmî ideoloji ikonu’na ve prensiplerine tutunmaya çalışırken; diğer elleriyle, ‘mâbedin kurtarıcılığından meded ummak’ zavallılığı sergilemeleri, büyük bir rûhî perişanlıktır ki; hışımlanmak kadar, acıma duygularımızı da harekete geçirmeli.. Hatırlayalım ki, bu gibi kimselerin oluşturduğu bir başka kemalist fırka / tarikat da, iki yıl kadar önce, her gün, 24 saat boyunca, ‘Nutuk’hatmetme’ seansları başlatmıştı, üyeleri arasında.. Ve sonrası, mâlum..

Tecrübî ilimler dışında, hiçbir gerçeğin olmadığını ileri süren materyalist /laik düşüncenin pîri sayılan ‘August Comte’ (1798-1858) da, onca yanılmazlık ve mürşidlik pâyesi verdiği ve ‘hayatta en hakikî mürşid, yolgösterici, tecrübî ilimlerdir..’ cümlesiyle taclandırdığı ideolojik sisteminin ‘çıkmaz’a saplandığını görünce, ‘La Religion d’humanité’ (İnsanlık Dini) adını verdiği bir ‘din’ uydurmayı ve o dinin bir mâbedinin ve belli gün ve saatlerde bazı ibadetlerinin olması gerekliliğini de kaçınılmaz görmüş ve bu yolda bir ‘âyinnâme’ bile tanzim etmişti.. Ancak, kurduğu bu ‘uyduruk din’in, kendisinden bile önce öldüğünü görmenin hüsranıyla gitmişti, bu dünyadan.. İşbu laiklerin varacağı nokta da budur.. Bugün bir ‘açmaz’a saplandıklarını itiraf eden işbu laiklere, bunun için kızdığımız kadar, acıyalım da!

Böyle nice savrulmalar, olur.. Ya, tamamen eriyip gidecekler, saçmalıklar içinde; ya da tamamen kopamadıkları bir mâbed’den gönüllerine işleyen ışık huzmeleriyle yeni ufuklara yöneleceklerdir.. Bunlar, ya, ‘şeriat’e, yani nehrin aslî yatağına döneceklerdir; ya da, kızgın kum sahrasına savrulan damlalar gibi yok olup gideceklerdir.. Çaresizlik içindeki bu zavallılara, acıyarak da bakmalı..  

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.