Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Veren el, alan elden üstündür..’ hikmetini kavramak ve sorumluluk
Pazartesi, 30 Ocak 2006 - (13:05)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Bu sütunda, Pazar günleri, okuyucu yazışma ve görüşmelerinin özetlemelerine ayırdığım ‘Hasbihal’in bu haftaki bölümüne de selâmla başlıyorum..


-Özay Aslan yazıyor: ‘Vicdansızlığın, /Gâvurluğun şartları’ belirlendi. Kim demiş ‘Demokrasi /laiklik gâvurlaştırma sistemi değil!.’ diye? Eger, siz de gâvur olmak isterseniz, buyurun gavurluğa iman etmenin şartlarına..’ (Ve sonra, alman vatandaşı olmak isteyen TC vatandaşlarına alman makamlarınca sorulan ve (vicdan testi) diye nitelenen 30 soru sıralanıp, şu ekleniyor: ‘Bu kadar seviyesiz soru soracak kadar alçaldılar demek? Artık kendileri de biliyor ki, alman pasaportu karşılığında istedikleri cevabı alacaklardır..’ (mi, acaba?)

‘*--O vatandaşlığa tâlib olanlara, bunlar sorulmadığı zaman bile, lisan-ı hâl ile, yine soruluyordu.. Avrupa insanın kültür ve medeniyetinde, ‘ben’ merkezli ve diğerlerini dışlayan, aşağılayan ve onları itaat altına almayı hedef edinen, megaloman ve tahakkümcü, zorbacı bir materyalist anlayışın hâkim olduğu asla unutulmamalıdır.. Bu bakımdan bu gibi suallere kızmak kadar, yabancı bir topluma teslim olmayı göze alanları da sorgulamak gerekir.. Bu konuda, ‘Veren el, alan elden üstündür..’ şeklindeki hadis-i nebevî rivayetinin hikmetini kavramalıyız. Hele de, bu gibi aşağılayıcı muamelelerden sonra..’

-Kâmil Kabaoğlu, Hilmi Soyalan ve Turhan Efe yazıyorlar: ‘19 Ocak tarihli Vatan’da Prof Süleyman Ateş’in ‘Tevrat’ın tahrif edildiği’ne dair iddiaları, dolaylı olarak reddeden sözleri tuhaf değil mi? Biz Müslümanlar, Kur’an’dan önceki ilahî kitabların tahrif edildiğine inanmıyor muyduk? Ateş, ‘tahrif’in yalnızca Darimî tarafından ileri sürüldüğünü söylüyor. Tahrif olmadığını söyleyenlerin başında ise, İbn Sinâ geliyormuş.. Tahrifin kasdî olduğunu kabul etmiyenlerden birisi de İbn Haldun imiş.. O’nun, ‘Mukaddime’sinde ‘yahudi âlimlerin, (…)Tevrat’ı değiştirdikleri iddiasına gelince.. Buharî’nin nakline göre,  Abdullah ibn Abbas, bunun uzak bir ihtimal olduğunu söylemiştir.’ dediğini nakleden Ateş, hükmünü şöyle veriyor: ‘Sonuç itibariyle, Kur’an’da  yahudilere nisbet edilen tahrif ve tebdil’den kasd, tevildir (yorum çarpıtmasıdır) . Bile bile kitabın aslını değiştirmeleri sözkonusu değildir. Ancak, olsa olsa, farkında olmadan bazı kelimelerin yazımında hata yapılmak sûretiyle kitaba ‘kasıdsız’ tahrif girmiş olabilir..’ Bu yorumlara ne demek gerekiyor?

*--Prof. Ateş’in konuyu ele alış şeklini yanlış buluyorum.. Kaldı ki, ‘İbn Sinâ’ ve ‘İbn Haldûn’, ne zamandır, görüşleri şer’î delil sayılan kimseler olmuştur? Ayrıca, bizzat Yahudiler bile, eldeki nice ‘Tevrat’ları kabul etmez ve ‘Onları siz yazdınız!’ diye, hristiyanlara karşı çıkarken, (ki, bu konuyla ilgili bir tv. tartışmasında, sanırım, bizzat Prof. Ateş de vardı), yahudilerin kasıdlı tahrif yapmadığı gibi bir ifade kullanması gerçekten de tuhaf..

Ancak, ‘geçmiş ‘Kitâb’ların niçin korunmadığı’ da sorulur.. Buna karşı da diyebiliriz ki, ‘Bütün’ilahî Kitâb’ların da korunduğunun örneği, Kur’an’dır.’ Çünkü, Kur’an, önceki ‘Kitâb’lardaki asıl mesajı da tekrarlamış,  yani onları da korumuştur.’  

-Turgut Yağcıoğlu@.........) yazıyor: ‘Aslen arnavud imişim. Dedem Priştina’lı..  Ama, oralara hiç gitmedim. Ama, Kosova ve İbrahim Rugova konusunda verdiğiniz bilgilerle sarsıldım. Rugova’yı öyle bilmiyordum. Yazdıklarınızın doğru olup olmadığını görmek için, onun defin merasimini bekledim ve onun gerçekten de hiçbir dinî merasim yapılmadan, halk deyimiyle ‘kuyulanma’sı karşısında, verdiniz bilgilerin doğruluğunu gördüm. Teşekkürler..’  ‘*--Evet, aynen dediğiniz gibi... Ben de söyleyecek başka söz bulamıyorum.’ -Midhat Tarımer@.....) yazıyor: ‘İslamî İran C. Başkanı Ahmedînejad’ın son derece net sözlerine açık destek vermekten kaçınıyor ve ‘Sözleri doğru ama, kendi manevra alanını daralttı.’ diyorsunuz. Yani, diplomaside illâ da, ikircikli mi konuşmalı?’‘*--Evet, o sözlerinin özü itibariyle doğru, ama, diplomaside manevra alanı bırakmamanın sıkıntısının olabileceğini de belirtmiştim.. Bakınız, 26 Ocak akşamı, ‘Homa’ (Hûmâ =Ankaa kuşu) isimli, farsça bir tv. kanalında, İslam İnkılabı’nın ilk aylarında Dışişleri Bakanlığı’nı üstlenen Dr. İbrahimYezdî ilginç bir hâtıra anlattı.. İİC‘nin 2.Cumhurbaşkanı olan ve henüz başkanlığının ikinci ayında, 1981’de, bir bombalı suikasdde dünyamızdan ayrılan (merhûm) Muhammed Ali Recaî, -Yezdî’nin dediğine göre,- bir gün, siyonist İsrail rejimini ağır şekilde eleştirince.. İmam Khomeynî, Recaî’yi ikaz etmiş.. Recaî de, ‘Efendim, ben sizin sözlerinizi tekrarladım.’ demiş.. İmam Khomeynî de, ‘Ben bir küçük talebeyim.. Bir sıfatım yok.. Sen ise, İİC’nin C. Başkanlığı makamındasın.. Senin sözlerin, makamının sorumluluğuyla mütenasib olmalıdır.’  karşılığını vermiş.. Yezdî’nin aktardığı hâtıra ne kadar doğrudur, bilemem; ama, bana (merhûm) ‘İmam’ tarafından söylenmiş bir söz gibi geldi. Yani, sözümüz doğru olmalı; evet, amma, onun yerinde ve zamanında söylenmesi daha bir ayrı konudur.’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.