Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Karikatür bir kriz
Perşembe, 09 Şubat 2006 - (13:49)
Akif Emre
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Antwerp, elmas işlemeciliğiyle ünlü Belçika'nın Flamanca konuşulan bir liman şehri. Hollanda mimarisinin tümüyle hakim olduğu şehirdeki sessizlik; Avrupa'nın ikinci büyük limanına sahip olmasına rağmen adeta dış dünyaya kapalıymış gibi bir izlenim uyandırıyor. Hafta başında girdiğim kitapçıda satılan yabancı dergilerin çeşitliliği bu görüntüyü bir anda alt üst etmeye yetti. Zengin, dengelerin yerli yerinde olduğu bu liman şehrinde dergileri karıştırırken Avrupa'da derinden derine büyüyen bir dalga karşısında ürpermeden edemedim. Mevsimlik, aylık ve haftalık olarak yayınlanan akademik, entelektüel dergilerin hemen hepsinde birkaç yazı İslam ve terör konusunu işliyor. Sözgelimi Foregin Affairs, Atlantic Mounthly, Spectator, Time gibi ilk akla gelen dergiler başta olmak üzere farklı eğilim ve periyotlardaki dergilerin hemen hepsinde terör, İslam ve Avrupa ilişkisi üzerine ya dosya yapılmış ya da müstakil yazılara yer verilmiş.

Bu dergileri toplu olarak bir arada görünce ister istemez karikatür krizi ile ilişki kurmadan edemiyorsunuz. Avrupa neden bizi anlamak istemiyor ya da birden bire Avrupa'da İslam ve terör paniği yükselişe geçti? Terör konusunda teorik çalışmaların çok önceden (Bush'un küresel terörle savaş stratejisini ilan etmeden yıllar önce) başladığını biliyoruz; ancak özellikle Avrupa-terör ve İslam ilişkisi üzerine odaklanan yazıların topluca boy göstermesi ile karikatür krizinin tırman/dırıl/masının tesadüfle geçiştirilmeyeceği aşikar. Son gelişmeler konusunda ana hatlarıyla şu tespitleri yapabiliriz.

- Avrupa'nın karikatür krizinde olduğu gibi tek bir parça olmadığı doğrudur. Ancak İslam söz konu olduğunda büyük kısmının benzer refleksler geliştirdiği de aşikar.

- Avrupa düşüncesinin sekülerleşmesi ile dine ve kutsal olana bakışı bir yana, sekülerlik-kutsallık ilişkisi bağlamında İslam'a yaklaşımının ayrı bir yeri olduğunu unutmamalı. Dinler arası eşitlik denklemi içinde İslam yer almadığı gibi bir temel ayrıntının farkına varmadan olayın mantığı kavranamaz.

- Tarihsel olarak İslam Avrupa'nın 'öteki'si olmuştur; Avrupa kendi kimliğini doğu özelde İslam ve Osmanlı/Türk üzerinden gerçekleştirmiştir. Avrupa 'kendi kimliği'ni değiştirse de 'kendi'nin ötekisi hep aynı kalmıştır: İslam.

- Son gelişmeler Avrupa'nın yeniden kendi kimlik tanımı inşasına girdiğini, bunu da 'öteki olarak İslam' üzerinden gerçekleştirmeye giriştiğini söyleyebiliriz.

- Öteki olarak İslam algısı Avrupa kimliğinin vazgeçilmezi olduğu kadar stratejik yönelimlerini de belirler ve bu stratejinin uygulamalarını meşrulaştırıcı bir unsur olarak İslam algısının kullanılması sadece tarihsel bir olgu değil, bugün de yeniden üretilmesi mümkün ve üretilmekte olan bir araç haline gelmiştir.

- Birleşme ve farklılaşmalar tarihi olarak Avrupa yeniden AB çerçevesinde bir araya gelirken tarihi refleksini tekrar ortaya koymaktadır. Lytord'ın dediği gibi, "Avrupa'nın birleşmesi yeni ırkçılık ve saldırganlığın yükselişe geçmesi demektir."

- Amerika'nın Ortadoğu'ya yönelik işgale dayalı stratejisi karşısında dengeleyici bir Avrupa siyasetinden bahsetmek artık gittikçe güçleşmekte, Avrupa siyaseti İslam konusunda Amerika'ya yakınlaşmaktadır.

- Son bir söz olarak; karikatür krizini vesile bilerek stratejik olarak iki farklı İslam çıkarmak gayreti apaçık ortadadır ve bu vesile ile 11 Eylül'ün hemen ardından H.Kissinger'in tespitini hatırlatmakta yarar var: Bundan böyle mücadele Batı ile İslam arasında olmayacak, ılımlı İslamla radikal İslam arasında gerçekleşecek.

- Krizi, karikatürize etmeden derinliğine kavramak zorundayız.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Akif Emre'in Son 10 Yazısı
   Annapolis'ten yeni bir savaş çıkabilir
   Derin kitle yahut derin millet
   Milli şairi sürgüne giden ülke…
   Papa'ya yazılan 40 yıllık mektup
   Toplumsal şizofreni
   Savaşlar olmasın ya da yaşasın zalimler
   Sadece İsrail mi suçlu?
   Toynbee'den Cansever'e ''vahşi batı''yorumu
   Seküler ahlak mümkün mü?
   İsrail'in ''daimi sınırları'' nereden geçer?
   Medyatik laiklik ya da toplumun sekülerleşmesi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.