Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Hadiselere göz kapayanlar, sosyal patlamalarla uyanırlarsa
Perşembe, 23 Şubat 2006 - (15:18)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

İstanbul-Çağlayan’da bir büyük miting vardı, 19 Şubat Pazar günü.. Bir siyasî parti (SP) davet etmiş olmasına rağmen, yüzbinler, koştular o mekâna.. Kafa ve kalbini, gönlünü, bütünüyle hayatını ‘yaratılış’ sırr ve hikmetine ve dolayısıyla, Kur’an’a göre ayarlamak isteyen, milletin en aziz, en temiz kesimini ve özünü oluşturan, gerektiğinde, bir yudum su ve kuru ekmekle bile yetinen ve ‘Şükür Allah’a..’ diyen, maddî ihtiyaçlar bakımdan ganî gönüllü ve manevî açıdan ise açlık ve susuzluğunu ancak Kur’an’la gideren kitleler koşuyorlar o mekânlara.. Bu ilgiyi yanlış yorumlayıp, basit hesablarına bir sıçrama tahtası haline getirmek isteyenler olabileceği ileri sürülmektedir.. Ama, bu gibi iddialar bizi, tabiî davranışlardan alakoyar mı? Ama, asıl büyük suistimal, ‘birilerinin siyasî hesabı var, ona âlet olmayalım..’ diye, böylesine bir büyük sosyal hadiseyi görmezlikten gelmek değil midir?

Çağlayan’daki büyük mitingle ilgili yazılanları takib etmeye çalıştım.. Millî Gazete’ye göre, 1,5 milyondan fazla  insan katılmıştı.. Başka kaynaklarda ise, bu tedricî, dereceli olarak azalıyordu.. Yüzbinler.. / Onbinler… Binler… Ve nihayet, Hürriyet’in internet sayfasında, o ‘yüzbinler’, ‘Çok sayıda kişinin katıldığı mitinge dönüşmüştü!. Bu kadarına da ’Pess!.’, yani.. Bu başlıkların gelişigüzel atıldığını sanmak, safdilliktir ve, uzun uzun düşünülerek atılmıştır..

Ama, benim asıl değinmek istediğim, konuya, yüksek tirajlı Zaman’ın ilgisi.. Haydi, milyonlar demeyiniz; ama, yüzbinlerce müslümanın, Resul-ü Ekrem (S)’e yapılan bir terbiyesizliğe karşı tepkisini dile getirdiği o büyük ve vakûur mitingden, 20 Şubat günlü Zaman’da tek bir kelimeyle bile sözedilmemesini nasıl izah etmeli? Bu durum, ‘Cehlin ol mertebesi , sehl olmaz, /Kesbsiz, taa bu kadar cehl olmaz!’ (Bu kadar yanlışlık, bilmezlikten gelmek, yanlışlıkla olmaz; bu kadar cehl, çalışmaksızın olmaz..) beytini hatırlatacak bir mânâ taşımakta değil midir? Zaman’ın, dikkatli bir simâ olarak bilinen Gen. Yayın. Müdürü Ekrem Dumanlı bunun izahını nasıl yapacaktır, merak ediyorum.

Geçen hafta da, Diyarbakır’da bir büyük miting yapılmıştı, 12 Şubat günü.. O miting de, medyada yerini bulmadı.. Bizim Hasan Karakaya da, Vakit olarak o mitingi atladıklarını itiraf ediyordu.. Çünkü, abone oldukları haber ajanları böyle bir haberi servise, gerçeği yansıtacak şekilde koyamamışlardı. Sadece, 12 Şubat günü, Hürriyet’in, internet sahifesinde, küçük bir haber olarak yer almıştı. Haberde, 11 sivil toplum örgütünün organize ettiği 'Hz. Muhammed'e Saygı Mitingi'ne 70 bin kişinin katıldığı mitinge, kadınların büyük ilgi gösterdiği ve 'Zâlimler için yaşasın Cehennem', 'Ne Vatikan, ne AB, tek yol İslam', 'Seni tanımayan ölüdür, ya Resulullah', 'Muhammed'in Ordusu, Haçlılar’ın korkusu', 'Peygambere uzanan eller kırılsın!' yazılı pankartların açıldığı bildiriliyordu. Başka kaynaklar bu mitinge katılımın 300 bini bulduğundan sözediyorlar, ama, Diyarbakır’da 70 bin kişinin toplandığının Hürriyet’te yer alması bile ilginçti. Çünkü, diğer medya organları genel olarak sustu!. Halbuki, bu dev gösteriyi, müslüman halk değil de, laik/kemalist veya diğer eğilimlerin bindirilmiş kıt’alarından oluşan, otobüslerle taşınan insanlarla meydana getirilenler yapsaydı, ne müthiş yorumlar yapılırdı.. Müslümanlar bir miting yaptıklarında ise, bazıları görmezlikten gelse bile, bu anlaşılmaz değildir; ama, bazı müslüman camiaların ilgisizliği neye bağlamak gerek?  

PKK’nın gazetesi Ö. Politika’da birkaç yıl önce, ‘kürdlerin küçük bir çaba ile derhal İslamî duygulara kayabileceği’ne dikkat çekilerek, ‘laik rejimle her an işbirliği yapılabileceği’nin unutulmaması hatırlatılmıştı. O halde laikler bu konuya dikkat ettiği gibi, Müslümanlar da dikkat etmelidirler. Bütün kitlelerin çok şuûrlu olmadıklarını elbette söyleyebiliriz, ama, toplumların hadiselerin içinde pişe-yana gelişebileceğini de unutmamak gerek.

-Müslümanlar ‘Muhammedî’ değildirler..-

Bugünlerde, dünyayı meşgul eden karikatür mes’elesi, Müslümanları daha bir gündemin ortasına attı.. Bu arada, bazı müslümanlar da, kendilerini tıpkı Batı’lılar gibi, ‘Muhammedî’ veya ‘Mohammedan..’ olarak isimlendiriyorlar.

AP’de parlamenter olan Cem Özdemir, kendisini Almanya’da, lise yıllarında ‘Mohammedan’ olarak tanıttığını; ‘protestan kilisesine bağlı bir lisenin müdürünün kendisine, ‘Anlaşılıyor ki, dinle pek ilgin yok.. Bir Müslüman kendisini asla ‘Mohammedan’ olarak isimlendirmez!’ diyerek ikaz ettiğini, ve bu tarif inceliğini, bir ‘protestandan öğrendiğini yazmıştı, hâtırâtında.. Yazık ki, o yanlışa hâlâ da düşülüyor. Bu konuya Müslümanların da dikkat etmesi gerekmez mi? Evet, her müslüman, Hz. Peygamber’i derin bir aşk ve saygıyla anar; ama, onun şahsını değil, O’nun elinden sunulan Allah’ın dinini takib eder.. Allah’ın Müslümanlara verdiği isim, ‘muslim’/ (Müslüman)’dır. Ve Müslümanlar, Resul-ü Ekrem (S)’i de bir ‘insan’ olarak bilir ve hayatlarını, kişilerin yol göstericiliğine değil, Allah’ın kanununa göre tanzim ederler.. 

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.