Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Başsorumlu sensin, Bay Bush!
Cuma, 24 Şubat 2006 - (21:18)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Evet, sadece Irak’daki değil, bütün Müslüman coğrafyalarındaki huzursuzluk ve entrikaların, kanlı boğuşmaların başsorumlusu, Amerikan emperyalizmi ve onun başı Bush ile başta siyonizm olmak üzere, öteki şeytanî odaklardır. Çünkü, dünya çapındaki İslamî yükseliş karşısında, ‘Sıcak ve Soğuk Savaş’ın bütün entrikaların sergilenmesi zarurî görülmektedir.. Nitekim, dün, ‘Financial Times’, Bush’un, ‘İran’ın etnik farklılıklarının nasıl kullanılabileceği’ne dair  araştırmalar yaptırdığını yazdı.. Bush, geçen hafta, sırf bunun için USA Kongresi’nden 75 milyon dolar tahsisat almamış mıydı?

Irak’da, Saddam’ın kanlı diktatörlüğü yıkıldıktan sonra, ‘Irak’ın kurtarıldığı ve  özgürleştirildiği’ni ileri süren Bush ve avanesinin üç senedir sergilenen bütün bu kanlı cinayetlerin her merhalesinde, sorumlulukları, birinci derecededir.

11 Eylûl 2001 Saldırıları’nda New York’da, 3 500 sivil insanın fecî şekilde can vermesine, bütün dünyanın yanmasını kendi saldırganlığına dayanak yapan Bush’un, Afganistan ve Irak’da; yarınlarda da diğer müslüman coğrafyalarda yüzbinlerce sivil insanı yoketmeye yönelik planlarına doyamaması, bize, asıl suçluyu gösteriyor. Bush, kendi ifadesiyle ‘the Crosades’, bir kutsal Haçlı Seferi’ başlatmıştır ve bu ‘Soğuk Savaş’ın asıl hedefi ve cebhesi, İslam’dır!

Bu bakımdan, Irak- Samerra’daki ‘Askeriye’ türbesinin bombalanması da, USA emperyalizminin vazgeçilmezliğini göstermek için, ‘kitlelerin birbirine daha fazla düşürülmesi’ şeklindeki entrikanın bir parçası olarak algılanmalıdır.

Geçmişte, Saddam diktatörlüğüne baştan sona destek veren ve ‘sünnîlik’lerini hiç akletmeyen arab kavmiyetçisi kesimler de şimdi, sünnîlik adına yapıldığı ileri sürülen cinayetler ve bombalamaların taşeronu durumundalar. (Burada ısrarla ‘arab kavmiyetçisi’ diyorum; çünkü, Irak’ın asıl büyük sünnî kesimi olan kürd kavmi, halkın yüzde 60’ını aşan şiî arablarla birlikte hareket etmektedir.)  O ‘taşeron gruplar’, başka türlü, bir tarafdar bulamıyacaklarını bildiklerinden olmalı, şiîlere ve şiî mescidlerine, aylardır, sünnîler adına saldır(tıl)makta ve askerî hedef olmaması gereken sıradan Müslüman halk kesimlerinden onbinlerce insan katledilmiş bulunmakta.. Ve kezâ, aynı yoğunlukta olmasa bile, şiîler adına da, sünnî kesimlere saldırılar..

Bu fitne ve cinayetlerin, ‘sünnîlik’ veya ‘şiîlik’ adına denilerek ve giderek artan bir dozda artması, sonunda Samerra’daki korkunç patlamayla yeni bir merhaleye ulaştı. Bu patlamanın tahribatı maddî açıdan ziyade, manevî açıdandır. Hadiselerin giderek derinleşmesi muhtemeldir. 

Denilebilir ki, ‘Efendim, Müslüman halklar da bu kadar ahmak olmasınlar, oyunlara gelmesinler..’ Evet, olmasınlar, ama, diyelim ki, İstanbul’un en büyük camilerinden birisi, Samerra’daki gibi bir saldırıya maruz kalsa, ondan sonra da, câmilere düşmanlığıyla bilinen çevreler hedef gösterilse, kitleleri kim tutabilir? Bu bir ‘kitle psikolojisi’dir. Normalde yapılamıyacak olan davranışların ‘sürü’ haline dönüşen kitlelerde kolayca en tahribkar noktalara varabileceğinin nice örneklerini kendi ülkemizde de defalarca yaşamadık mı?

Doğrudur ki, en kötü hükûmet bile hiç hükûmetsizlikten iyidir, ama, işte bu en kötüden kurtulmak için, en olmayan daha az kötülere razı olmak sağlanmak istenmektedir. Kaldı ki, Irak’da bugün bir hükûmet yoktur, asıl hükmeden,  hegemonyasını, tahakkümünü sürdürmek için, elindeki bütün şeytanî güçleri oynatmaya çalışan, USA emperyalizmi ve Bush’tur!

Nefretimizi yönelteceğimiz yer ve güç noktasında yanlışa düşmemek gerek..

**

BİR AÇIKLAMA NOTU: Perşembe günü yazımda, Hz. Peygamber (S)’e yönelik terbiyesizce saldırılara karşı, İstanbul- Çağlayan’da 19 Şubat günü tertiblenen büyük mitinge medyanın sessiz kalışını değerlendirmeye çalışırken; yüzbinlerin katıldığı bu dev mitingin, bazı yayın organlarında ‘binlerce kişi’ ve Hürriyet’te ise, ‘çok sayıda kişinin katıldığı miting’ şekline dönüştüğünü; bu dev mitingin Zaman’da ise hiç yer almadığını işaret etmiştim..

Zaman’dan Hasan Sutay imzasıyla gönderilen bir notta, ‘Avrupa’dan yazdığınız anlaşılıyor’ denilip, o mitinge ‘Türkiye baskısında yer verildiğini’ bildirildi.

Doğrudur, benim tesbitim, Avrupa basımı Zaman’a göre idi.. Ancak, Resul-ü Ekrem (S)’e yapılan son terbiyesi saldırıların asıl odak noktası olan Avrupa’daki bir fitneye karşı sergilenen bir tavrın, Avrupa’da binlerce abonesi bulunan bir gazetede yer almayışını ve o okuyucuların bilgilendirilmemesini hâlâ da anlayabilmiş değilim. Kaldı ki, 20 Şubat günlü Zaman’da, o konuda  dünyanın çeşitli yerlerindeki küçük çaplı gösteriler bile tam sahife yer bulurken, İstanbul mitinginin hiç yer bulmaması, tuhaf değil mi?

‘Ülke içindeki bir gösteri, ülke dışı basımlarda önemsiz sayılmış olabilir..’ denilebilir mi bilmiyorum; çünkü, Zaman’ın Avrupa basımında, Türkiye’deki, hattâ mahallî sayılabilecek bir çok haber verilirken, böylesine büyük ve üstelik; Avrupa’daki Müslümanları daha bir ilgilendiren bir konuya değinilmemesi nasıl izah edilir? Benimkisi sadece bir sual, suçlama değil..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.