Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Televole ilahiyatçıları’nın ‘bukalemun’luğu görülmüyorsa
Salı, 28 Şubat 2006 - (14:40)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucu yazışma ve görüşmelerinden özetlemelere ayırdığım bu sütundaki bir diğer ‘Hasbihal’e daha selâmla başlıyorum.


-R. Durcan yazıyor:Geçen haftaki ‘Pazar Hasbihali’nde, benim önceki hafta kısaca aktardığınız yazımda Yezid’e Hz. sıfatını kullanışıma yönelik okuyucu tepkilerini vermişsiniz.. Benim sözlerime tahammül edemiyen okuyucularınız beni fanatik bulurlarsa yanılırlar. Ben bu konuları tarihe bırakalım diyorum..’

‘*--Yazınızın asıl mesajını bozmadan aktardığımı düşünüyorum.. Okuyucular kadar, ben de o görüşünüze katılmadığımı dile getirdim.. Uzuuun yazınızı okudum, faydalandım.. Ama, onu bütünüyle aktarmaya bu sütun yetmez.. Ancak, belirtmeliyim ki, kerhen, silah veya servet yoluyla, entrikalarla elde edilmiş sıfatları meşrû görmek olsaydı, nice zâlimlere en kutsal sıfatları yamayan bir takım ‘kapıkulu uleması’ her zaman zuhûr etmiştir.’

-Ramazan İyigün yazıyor: ‘Siz rejim ve devletin ayrı olduğunu söylüyorsunuz. Ancak, hatta bizim cenahtaki bazıları bile, rejimi de devlet zannediyorlar..’

*-- Evet, rejim, devlet denilen sosyal üst yapı kurumunun sadece bir unsurudur. Devlet denilen bu sosyal üst yapı kurumunun üç aslî unsuru vardır: 1- Bağımsız olarak ve bir arada yaşamak isteyen bir Halk, 2-Bu halkın, üzerinde bağımsız ve kendi iradesine göre hürr olarak yaşayabileceği bir toprak, Ülke, ve 3- Böyle bir halkın, böyle bir ülke üzerindeki hayatını tanzim edecek olan yönetim mekanizması, Rejim..

Şimdi.. Halk biziz, ülke de bizim.. Ama, rejime gelince.. ‘Taife-i laicus’ zorbaları, tıpkı saltanat rejimlerinde olduğu gibi, bu yönetim mekanizmasını ele geçirmişler; ‘halkın iradesi’ iddiasını kendilerine kalkan yapıp, ‘millet adına..’ diyerek, millete bir ‘deli gömleği’ giydirmişler.. Ve asırlardır bu ülkede yaşayan bir Müslüman halk ve onun devleti, sanki bir ‘kabile şefi’ tarafından yoktan varedilmişçesine ve o kabile şeyhine tapılırcasına, tek bir kişinin ismi ve resmi önünde eğilmeye mahkûm edilmiş.. Ve bazıları da, onu hâlâ, ‘devletimizin kurucusu’ zannediyor. Halbuki, o, devletin değil, millet’e, ‘millet iradesi’ adına zulmeden bir rejimin kurucusu.. Ve böyle bir zulmü benimsemek de akla da mugayirdir, inancımıza da..’

-İsmail ve Yusuf Akkoç kardeşler yazıyor: Bir zulüm rejimini yıkmak için, o zulüm düzeninin en hassas mekanizmalarına katılmak istendiğinde, içki içmek, domuz eti yemek ve nice haramları yapmak gerekse.. Bunları, hedefimize varmak için yapamaz mıyız? Ve karşımızdakiler bizi içten, bizden gözükerek yıktıkları gibi, biz de onları aynı usûl ile ele geçiremez miyiz?’ 

‘*--Müslüman, iktidarı ele geçirmeyi, kendi inancını hayata hâkim kılmak için isteyebilir. O zaman, kendi değerlerimizi fedâ ederek, kendi değerlerimizi nasıl hâkim kılabiliriz? ‘Bir hayırlı iş yapacağım’ diye, kendi fıtratımıza, inancımıza aykırı ve bizi rûhen ve cismen bozacak olan haramları işlersek, mücadelemizin hedefi ne olur ki? Meşrû’ bir hedef için, haram yollara tevessül, nasıl olur?’

-Ö. Faruk Altıntaş, Kemal Kemahlı, Osman Akdemir, Ziya Işık, Mes’ud Alkan ‘Çağlayan mitingiyle ilgili değerlendirmede bilgi yanlışı olduğunu’ hatırlattılar.

*--Bu konuda gerekli açıklama, dünkü yazımın sonunda vardı. Değerlendirmem, sözkonusu gazetenin Avrupa baskısında yer almaması esas alınarak yazılmıştı..’

-Süleyman Yılmazer yazıyor: ‘Bize, günlük hadiseleri, bizim değerlerimizin süzgecinden geçirerek yorumlamaya çalışıyorsunuz.. Bazen katılmadığım noktalar olsa bile, bizim için faydalı oluyor.. Ama, mesela, ‘Kur’an’ın İncilleştirilmesi’ tartışmalarına niye değinmediniz..’

*--‘Z. Simsiyah’ veya politika gülü Y.N. gibi ‘televole ilahiyatçıları’nın ‘Kur’an’ın İncilleştirilmek istendiği’ gibi iddiaları, komik olmanın ötesinde itikadî tuzaklar da içerir. Biz Müslümanlar, Kur’an’dan önce gönderilen ‘Kitâb’ların aslına da inanıyoruz. Bu bakımdan, ‘İncil’in Kur’anlaştığı’nı söylemek daha doğru olur.. Çünkü, Tevrat, Zebur ve İncil’de anlatılıp, zamanla değiştirildiğine inandığımız hususların sahih şekli, Kur’an’da yenilenmiştir.  

Veysel Çeliker: (Mesajınızı okunabilir bir font ile tekrarlayınız, lûtfen..) 

M. Salih Yavuzer: (Mesajınıza cevabım geri geldi.. Bir problem olmalı. Değindiğiniz konuya gelecek Pazar değinebileceğimi umuyorum, inş...) 

-Safer Erkiletlioğlu yazıyor: Dialog’  tartışmaları âdetâ bir suçlamaya dönüştü.. Siz daha önce yazmıştınız, gerçi.. Hâlâ da aynı görüşte misiniz? 

‘*--İslam’ın aslî metodu, tebliğ’dir, fikir ve inancımızı diğerlerine anlatmaktır. Bunun Batı dillerindeki bir adı da ‘dialog’dur.. Tebliğ veya dialog, ‘karşı tarafa teslim olmak veya karşı tarafı teslim almak’ değil, tarafların karşılarındakilere kendilerini anlatmalarıdır.. Baskıcı yöntemleriyle asırlarca, ‘dialog’u unutmuş olan Vatikan’ın da, bu usûlü benimsemesinden niye korkalım ki.. Bizim insanlığın tamamına anlatacak bir değerler sistemimiz yok mudur? Ama, ‘Biz zayıfız..’ diyorsak; çare, fobilere, korkulara, kapılmak değil; inanç, fikir ve mantık açısından başkasından etkilenmiyecek kadar güçlü olmaktır.. Ben, inancının şuûruna ermiş bir müslümanın, hele de bir hristiyan misyonerinin sözlerine inanabileceğine asla ihtimal vermiyorum..’

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.