Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Siyasî sarkıntılık’ milletçe de cezalandırılmalı, değil midir?
Cuma, 03 Mart 2006 - (02:36)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Demirel, ‘cevher’ler döktürüyor, yine.. En son ürettiği ‘cevher’ ise, ‘Silahlı Kuvvetler’e ve rejime sarkıntılık yapılıyordu, açıkça.. Bunlar  karşılıksız kalamazdı..’ şeklinde.. Kimin nerede söylediği belli olmayan bazı sözlerin sahiblerini, ‘ciddîye almamak için’; zikretmemiş.. ‘Ama, beyan, beyandır!..’ diyor..  

Sarkıntılık’ lafının böyle bir konu için kullanılabileceğini hiç düşünmemiştim, ama, Demirel’in bol kıvrımlı mantık kıvraklığı sâyesinde onu da gördüm..

Dün, ‘28 Şubat’ zorbalığı, yoğunluklu olarak tartışıldı, kamuoyunda..

1950-60 arası 10 yıllık başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının, 27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi sonunda, Yassıada’ya tıkılıp kurulan uyduruk mahkemede, bizzat mahkeme başkanı Sâlim Başol’un, ‘Ne yapayım, sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor..’ diye, ‘adâlet’ dağıttığı komik yargılamalar sonunda idâm ve hapis cezalarına çarptırıldığı dönemde, toplum dehşetli bir faşist baskıyla sindirilmişti.. Ama, ilginçtir, geniş kitlelere kan ağlatan o faşist baskıları, en çok da üniversite ve medyadaki komünizan ve diğer solcu gruplar destekliyorlardı..

27 Mayıs’ın kanunî etkileri, -tabiatiyle, idâmlar hariç-, 1966’larda silinmişti..

12 Mart 1971 Askerî Darbesi’nin etkileri de, -yine, idâmlar hariç- 1974’de tamamen silinmişti.. 12 Eylûl 1908 Askerî Darbesi’nin etkileri ise, şu veya bu şekilde, hukukî planda, halâ da sürüyor; başta, zorla kabul ettirilen ‘anayasa’ dolayısıyla.. Yani, ‘12 Eylûl 80 Darbesi’ daha uzun etkili oldu..

‘28 Şubat’ zorbalığı ise, ‘askerî darbe’ bile sayılmak istenmiyor, ama, kanunsuz yaptırımları, üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, hâlâ da milletin iradesi üzerinde bir kılıç gibi, hâlâ da dolaşıyor..

Niçin mi? Demirel’e göre, ‘Silahlı Kuvvetler’e ve rejime sarkıntılık yapılmış’!!

İyi de, ‘millet’e ve ‘milletin değerlerine, namus ve haysiyeti’ne ‘sarkıntılık’ yapan ve ellerinde ‘kuvvetli silahlar’ bulunduğu için korku kaynağı oluşturanlara karşı, milletin mukabelesi ne ve nasıl olacak?

Bu arada, Demirel, ‘28 Şubat’ kararlarını Erbakan’ın, sanıldığı gibi, 4-5 gün sonra değil, hemen ertesi gün imzaladığını iddia ediyor.. Bu iddianın gerçeğini başkası değil Erbakan Hoca açıklamalıdır, başkası değil...

Ayrıca, dün, Yûsuf Kaplan da, Yeni Şafak’ta, 1995 seçimlerinde, Refah’ın  % 32-36’lar civarındaki oy nisbetini, Erbakan’ın, seçimlere bir ay kala, radikal bir dil geliştirerek, yüzde 20'lere çektiğini’ ve bunun sebebini Hoca'ya sorduğunu; ve ‘Bizi tek başına iktidara sürükleyip, Türkiye'yi Cezayir gibi geri dönülmesi zor bir iç savaşın eşiğine sürüklemek istiyorlardı." cevabı aldığını yazıyordu, ferasetli bir tavır diye överek.. Öyle ise, bu feraset’in, niçin iktidarda bulunanlara da tanınmayıp, niçin ağır suçlamalar yapıldığını merak ediyorum, doğrusu..


Kemal Unakıtan’a selâmlarımla:

Kemal Bey, benim 35 yıllık ve aile boyu görüştüğüm bir arkadaşımdır.. Onu, mütedeyyin, zekî ve çalışkan, ama, ihtirassız, vefalı ve mütevekkil bir kimse olarak bilirim.. Henüz 3-5 yaşlarındayken oynadığım çocukları, şimdi büyük ‘müteşebbis’ olmuşlar.. Ama, onlar bu noktaya babaları siyasete atılmadan önce de gelmişlerdi. O bakımdan, bu özellikleri veya, refikasının, eşi ‘Bakan’ olduktan sonra sergilediği ‘performans’ hakkında da konuşmak istemiyorum..

Kemal Bey, 76-77’lerde SEKA Gen. Md.lüğü yaptıktan sonra, merhûm Muammer Dolmacı dostumuzla birlikte sessizce, ‘özel sektör’e çekildi. O kadar sessizdi ki, ‘Unakıtan’ soyadı üzerinde kamuoyunda yaygın bir âşinalık sözkonusu değildi. Ama, o, yıllarca hep başarılı bir grafik sergiledi. Siyasete atılmasaydı, bir karınca çalışkanlığı ile, bu grafiği daha da yükseltebilirdi.. Ancak, 3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde, siyasete son anda katıldıktan ve hele de başarılı bir Maliye Bakanı olduğunu ortaya koyduktan sonra, kamuoyu dikkati üzerine daha bir çevrilince.. Bazı hassasiyetlerini koruyamadığını düşünüyorum.. Siyasete atıldığından bu güne kadar, -siyasî makamlara yakın durmaktan hoşlanmadığımdan- diğer nice dostlar gibi, onu da hiç aramadım.. Dostlarımın hayırlı işlerde başarılı olmaları için duacı olmakla yetinirim. Kemal Bey’in çocuklarının, rızklarını meşrû’ yollarla elde etmek için ticaretle meşgul olmaları, zâhiren elbette doğrudur; ama, onların ‘başarı’larının üzerine, -hattâ, bazı mallarına ‘Unakıtan’ markasını yazdıracak kadar frensiz hareket etmeleriyle- kendisinin siyasî kimliği üstüne bir takım iddiaların çökeceğini ve sadece kendisinin değil, yakın çalışma arkadaşlarının da bundan zarar göreceğini Kemal Bey’in düşünememiş olacağını düşünemiyorum.. Bu bakımdan, neler yapabileceğini bir müslüman hassasiyetiyle düşünmesi gerektiğini, bir kadîm arkadaşı olarak, kamuoyu önünde de hatırlatıyorum..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.