Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Irak.. ‘Mazlûm’ bir halkın, çılgınlığın pençesine düşmesi trajedisi
Cumartesi, 04 Mart 2006 - (14:53)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

‘Mazlûm’, yani, ‘zulüm gören’.. ‘Zulm’ teriminin bir tarafında mazlûm; karşı tarafında ise, zâlim bulunuyor.. Mazlûm’ olmak, her zaman ve mutlaka haklı olmayı gerektirmez.. Kişi, haksız bile olsa, yine ‘mazlûm’ olabilir. (Bir kimseye ve hatta her bir canlıya Hakk ve mantıkî olan bir ölçüye göre, uygulanan yaptırımlar zulüm değil, cezadır.) İki çeşit ‘mazlûm’ vardır: ‘Zulmü kabullenen, ‘pasif mazlum’ ve zulmü kabullenmeyen, aktif mazlûm..’ Bu mânâ çerçevesi içinde; İslâm, ‘zulmü de, zâlim veya mazlûm olmayı’ kabulü de teşvik etmez.

Hz. Îsâ Mesîh aleyhisselam’a isnad olunan ve ‘bir yanağınıza vururlarsa, öteki  yanağınızı uzatınız..’ şeklindeki mazlûmluk, pasif mazlûmluktur.

İlginçtir, beşer tarihinin en sürekli ve kanlı saldırganları olan -özellikle Batı’lı- emperyalistler, kendilerini genelde Hz. Îsâ’nın takibçisi iddiasını taşıdıkları halde; o söze kendileri de riayet etmiyorlar ve o davranışı, sadece, zulmettikleri muhatablarından bekliyorlar. Nitekim, bir ‘sofu evangelic hristiyan’ olduğu bilinen ve ‘Tanrı’nın kendisine verdiği emirleri yerine getirmekten başka bir yapmadığı’nı ileri sürebilen Amerikan Başkanı Bush, ‘11 Eylûl 2001 Saldırıları’ sonrasında; ‘öteki yanağını göstermek’ yerine, o saldırılarla irtibatına dair hiçbir bilgi, belge göstermeksizin; derhal, ‘Usâme bin Laden’i, ‘11 Eylûl Saldırıları’nın lideri olarak gösterip, Afganistan’ı yerle bir etti, onbinlerce insanı katletti.. Arkasından da, yalan- uyduruk bilgi ve belgelerle, dünyayı kandırıp, Irak’a saldırdı. Halbuki, 20 sene öncelerde, Afganistan’da, komünist Sovyet işgaline karşı savaş verilirken, destek verdiklerinden birisi de  ‘Usâme bin Laden’ idi. Hakezâ, İran İslam Cumhuriyeti’ne saldırttığı Saddam’ı, 1980-88 arası, 8 yıl süren o kanlı savaş boyunca vargücüyle destekleyen de yine Amerikan emperyalizmiydi. Ama, müslüman coğrafyalarını kana bulamak için, Saddam’a saldıran da yine Amerikan emperyalizmi oldu. Saddam’ın korkunç diktatörlüğü altında ezilen halkın karşı koyması da, esasen beklenemezdi.

Şimdi.. Irak’da gelinen nokta, ortada.. Emperyalizm, tahakkümlerini sürdürmek ve hedeflerini tahakkuk ettirmekte zorlanınca, durumu iyice kontrol edilemez hâle getirip, sonra da sahneye daha bir ‘kurtarıcı’ gibi çıkmak için; miladî 19. asırda kaldığı sanılan ‘Vahşi Batı’nın çağdaş versiyonuyla, tam bir ‘barbarlık’ tezgahlıyor, bugün Irak’da.. Hergün, ‘düzinelerce sivil insanın öldürtülmesi

şeklinde tezgahlanan bu cinayetlerin başsorumlusu, USA emperyalizmidir. Çünkü, oradaki düzeni yıkan, odur ve istediği düzeni de kurduramadığı için,  başka bir düzen de kurdurmamıştır.

Bu kitlevî öldürmelerin onda biri ve sadece bir kez için Amerika’da veya siyonist İsrail rejiminin tahakküm ettiği mekanlarda sahnelenseydi, dünyanın nasıl velveleye verildiği görülürdü. Ama, şimdi, görülüyor ki, Bush, Irak’da alt-üst ettiği sosyal düzenin yerine yeni bir düzeni gerçekleştiremeyip, kendi işgal güçlerinin gözcülüğünde, hergün yüzlerce insanın öldürülmesine seyirci kalırken; hâlâ, herşeyi gaayet normalmiş gibi değerlendiriyor. Nitekim, dün, ABC televizyonunda, Bush, ‘Irak'ta bir iç savaş çıkması durumunda Washington'ın ne yapacağı’ sorusuna, 'Irak'ta bir iç savaş olacağı varsayımını kabul etmiyorum!’ diye karşılık verebiliyordu, ‘iç savaş’ başka nasıl oluyorsa..

Bu durumda, biz müslümanlar, emperyalizmin toptan saldırısı karşısında, Afganistan’da da, Irak’da da; tıpkı Filistin, Bosna, Çeçenistan, Keşmir gibi nice coğrafyalarda olduğu gibi, yine ‘mazlûm’uz. Ve olabildiğince, zulme karşılık vermeye çalışan aktif ‘mazlûm..’ Ama, adımız da hemen oluveriyor, terörist!‘Başterörist’ olan şeytanî emperyalist şefler öyle söylüyorlar, çünkü..

Ancak.. Mazlûmluk, zâlim olmaya mâni değildir.. ‘Mazlûm’ olmaktan da ileriye, asıl mes’ele, ‘haklı olmak ve haklı kalabilmek’.. Irak’da, halk, bir bütün olarak, evet, mazlûm durumunda; ama, kimin kime karşı ne yaptığı açıkça belli olmayan bu çılgınca saldırılar içinde, ‘haklı’ durumda da gözükebiliyor mu?

Üzerlerine bomba sarıp veya bomba yüklü arabalarla, pazar yerlerine, mescidler ve diğer mâbedlere saldıranlar, herhalde emperyalistler değil.. Bunlar, saldırtıldıkları karşı tarafı, ‘mezhebî’ veya ‘kavmî/ ethnic’ açıdan ‘yok edilmesi gereken en büyük düşman’ olarak algılayan, kandırılmış veya intikam duygusu içinde yanıp tutuşan bir takım çılgınlardır. Bu durumda, öldürülenlerin mensub olduğu kavim veya mezhebe göre ayırım yapmak da, bu cinayete ortak olmaktır. 

Böylesine bir ‘kaotik’ ortamda, Irak Devlet Başkanlığı’na bile gelebilmiş olan bir Celâl Talebanî’nin, hâlâ, Amerika istemediği halde, oluşan yeni denge oyunları içinde Irak Başbakanlığı’na gelmiş olan, sorumluluğunun idrakinde bir İbrahîm Caferî’yi, onun Türkiye’ye yaptığı gezi sırasında bile etkisizleştirmek için atraksiyonlara geçebilmesi, tablonun ne kadar karmaşık ve yeni sosyal kapışmalara müsaid olduğunu ortaya koymaktadır.. Böyle bir hassas durumda, Tayyîb Erdoğan’ın inisiyatifiyle gerçekleşen bu gezinin, İran tarafından da desteklenmesiyle, bu kanlı oyun daha genişlemeden durdurulabilir belki.. Aksi halde, bu trajedi, bütün Ortadoğu’yu bir ‘ateş topu’na döndürebilir ki, Amerikan emperyalizminin umûrunda bile olmayacaktır, bu..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.