Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Takıyye’yle kurulan düzen/‘fiilî iktidar’, nasıl kırılabilir?
Salı, 14 Mart 2006 - (21:33)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Evet, geçmişe, bugünü ve geleceği esir alacak şekilde takılıp kalmamak gerekir; ama, bugün ve geleceğimiz, hâlâ, ‘taife-i laicus’un zorbalıklarına esirdir.


Bir süre önce, Ali Bulaç, AK Parti iktidarına ağır bir eleştiri yapıp, ‘iktidar için takıyye yapmak ahlâksızlıktır..’ demişti.. ‘Tayyîb Bey, takıyye yapıyor mu?’ diye sormadan önce, ‘TC rejimi ve mevcud düzen, ‘takıyye’nin en daniska örnekleriyle kurulmamış mıydı?’ diye sormaktan kendimi alamadım.

Evvelki gün, partisinin Kızılcahaman’daki toplantısında Tayyîb Bey’in, yaptığı konuşmayı dinlerken; Ali’nin eleştirilerini de gözönünde bulundurdum..

Ali, ‘Bizim bir dünya tahayyülümüz, bir muhalefet dilimiz ve bununla bağlantılı olarak bir iddiamız, bir dâvamız vardı. (…) Bu iddia ve dâva varlığını devam ettiriyor mu? (…) Sizin yaptığınız aldatmaktır. İktidar için takıyye yapmak ahlâksızlıktır. Her ne isek öyle görünmeli, insanların önüne her ne düşünüyorsak gerçek iç yüzümüzle çıkmalıyız. (…) Bir iktidarın halkın zihni ve ruhi hayatı üzerindeki derin etkisi göz önüne alındığında nereye gidiyoruz? (…)Bu iktidarın nimetleri halka, çalışan insanlara, dar gelirlilere dağıtılıyor mu?(…) Bu zavallı yığınların hayatında hiçbir iyileşme yok. Ne maddi durumlarında bir iyileşme oldu, ne temel hak ve özgürlüklerinde bir rahatlama.. Yakında başları örtülü sokağa bile çıkamayacaklar.’ diyordu.. Bu sözlerin bir kalb sancısıyla söylendiği açık.. Ancak, Tayyîb Bey’in de benzer kalb sancıları içinde olduğunu hissettiğimi belirtmeliyim..

75 milyonluk dev nüfuslu bir Türkiye’nin problemleri, Ortadoğu’nun çetin buhranları zâten ortadayken; buna bir de, laik rejimin, ‘millet iradesi’ karşısına, ‘laiklik dini’nin katı-mutaassıb bağlılığı adına, ‘kurumlar oligarşisi’nin korunması için gerçekleştirilen askerî darbeleri, idâmları, zindan ve hicranları unutmak bizi büyük yanlışlara sürüklemez mi? Bu yeniçeri tasallutlarını, uzlaşmacı usûlle iktidara gelenlerin kırmalarının kolay olamıyacağı da ayrı bir konu.. Böyleyken, Tayyîb Bey’in, ‘takıyye yaptığı’ gibi iddialar üzerine oturtulmuş ağır suçlamalarda bulunmanın, onu bir iktidar meclûbiyeti/ çarpılmışı olarak göstermenin doğru olmadığını düşünüyorum..

Kezâ, siyasetin aynı zamanda bir ‘zamanlama’ san’atı olduğu da unutulmamalıdır. Amma, adâletin geciktirilmesi de, iktidarı zulmün gönüllü ortakçılığına koşabilir..

Bu bakımdan, elbette ki, halkımızın en temiz kesimi olan mazlûm kitlelerin üzerindeki baskıların kaldırılmasındaki beklentilere rağmen, Tayyîb Bey’in ‘zamanlama’ yapma hakkı da kabul edilmelidir.. Lakin, bunun, ‘oyalama’ya dönüştüğü gibi bir hava oluşursa, Tayyîb Bey de altta kalır.. O halde, söz ve vaadlerinin itibarını yitirmemesi için, artık daha net adımlar atması lâzımdır..

-Yeni zorbalıklara ‘yeşil ışık’ yakmak istenmiyorsa..-

Evvelki gün, 12 Mart 1971 Askerî Darbesi’nin 35. yıldönümü idi.. Sessiz-sadâsız geçiverdi.. Hiç hatırlanmadı bile.. Halbuki, bugünler de o günlerin üzerine kurulmuştu.. ‘Hâfızâ-ı beşer nisyan (unutkanlık) ile malûldür..

Halkımızın (son 200 yıldır hep dövüldüğü gibi) 27 Mayıs 60, 12 Mart 71, 12 Eylûl 80 ve 28 Şubat 97’de maruz kaldığı zulümler unutulmamalıdır. Ki, -müteveffâ ‘Prof. T. Zafer Tunaya’nın deyimiyle,- laiklik, Meşrutiyet’ten beri hep bir buldozer gibiydi, karşısına çıkanı ezip geçmişti.’ Ve bugün de, Ken’an Evren gibi, Çevik Bir de ‘Yine yapardım..’ diye, zorbalık ve yeniçerilikte dikleşmelerini sürdürmekteler; ve sırada, kimbilir daha kimler vardır..

Evet, geçmişe, bugünü ve geleceği esir alacak şekilde takılıp kalmamak gerekir; ama, bugün ve geleceğimiz, hâlâ, ‘taife-i laicus’un zorbalıklarına esirdir.

Bir ‘sosyal hâfızâ kaybı’ tablosu ortaya çıkmaması için geçmiş unutulmamalı.. Yoksa, yeni despotluklara da ‘yeşil ışık’ yakılmış olunur.

Sahi, 12 Mart Muhtırası’nı, toplumun ‘kemalizm adına bir daha kurtarılışını’, Faruk Gürler ve öteki anlı-şanlı generalleri, 40 yıllık CHP’li Nihad Erim’in ‘bağımsız başbakan’ yapılışı; Meclis’in rehine alınışı, parti kapatmalar, idâmlar, Kızıldere unutulursa; aynı entrikalarla yine kolayca karşılaşmaz mıyız?

İlginç bir rastlantıyla, 12 Mart’ın 35. yıldönümü akşamı, alman Phoenix kanalında M. Kemal üzerine bir belgesel yayınlanıyordu..

Otoriter, totaliter, faşist bir anlayışa göre yapılan propaganda örnekleri, tıpkı Hitler’in nutukları gibi, kitleleri çıldırtan nutuk atışlar, kitlelerden yükselen ve şef’i daha bir mest eden çılgın gösteriler; ‘Türk’e durmak yaraşmaz, türk önde, türk ileri.’ gibi marşlarla oluşturulmaya çalışılan ‘etnik fetişizm’ ve Hitler gençliği ile TC gençliğinin yetiştirilme paralellikleri.. Koskocaman generallerin M. Kemal’in mezarını, bir mâbede girer gibi ziyaretleri.. Bu sahneler, hele de, Hitler’i eleştirebilmek nimetine kavuşmuş alman toplumunun penceresinden bakınca, daha bir ürperticiydi..

Türkiye’nin yönetiminin çetinliği, rejimin temelindeki, bir ‘fiilî saltanat’ olan despotik, totaliter aslî unsurlar kavranmadan anlaşılamaz..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.