Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Büyük Şeytan’a karşı direniş azmi yükselirken..
Cuma, 17 Mart 2006 - (09:34)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Irak’ın işgalcisi Amerika ve İngiltere’nin uğradığı asker kayıpları bazılarınca fazla büyütülüyor.. Çünkü, bizzat bu ülkeler, onmilyarlarca dolarlık kazançlarıyla karşılaştırdıklarında, asker kayıplarını, devede kulak sayıyorlar.


Önce, Slobodan Miloşeviç’in ardından.. Sadece Bosna’daki 200 binden fazla müslümanın değil, Hırvatistan ve Slovenya’daki onbinlerce hristiyanın da kaatili olarak, ‘Balkan Kasabı’ unvanına müstehak olan eski Yugoslovya diktatörü Miloşeviç’in, Layeh’deki ‘Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanması sürerken; yaptığı korkunç kasablıkların, yüzbinlerin öldürmesinin karşılığını göremeden, rahat yatağında ölmesine; -aynı durumda olan her diktatör ve zâlimin şanslarına olduğu gibi- üzüldüm..

Dünya kamuoyu, Amerikan emperyalizminin yeni bir saldırısı için, ‘İran topun ağzında ..’ diye beklerken, İİC’nin en üst makamları, ‘nükleer teknolojiye sahib olmak hakkından geri dönmemiz, mümkün değildir. Temel haklarımız ve değerlerimiz için, bedel ödemek gerekirse, bundan da kaçınmayız.’ diyorlar.

Bu arada, Irak’ın işgalcisi Amerika ve İngiltere’nin uğradığı asker kayıpları bazılarınca fazla büyütülüyor.. Çünkü, bizzat bu ülkeler, onmilyarlarca dolarlık kazançlarıyla karşılaştırdıklarında, asker kayıplarını, devede kulak sayıyorlar. Ayrıca, o işgalle tamamen bozulan sosyal bünyenin arkasından gelen korkunç kaos, hele de son zamanlarda ‘mezheb çatışması’na döndürülmek için girişilen eylemlerden sonra, hergün, yüzlerce kişinin birbirini öldürmesine dönüştü, ama, o bile, ölenlerin şu kadarı sünnî, şu kadarı şiî.. şeklindeki zâlimâne değerlendirmelere tâbi tutuluyor, müslüman toplumların kamuoyunda bile..

Bu arada, Filistin’de, HAMAS’ın seçim zaferi sonunda alt-üst olan dengeleri emperyalistlerin hesabına yeni bir zemine oturtmak için, uluslararası oyunlar daha bir derinleşiyor.. FHKT lideri Ahmed Sedât’ın, uluslararası gardiyanların gözcülüğünde bulunan Eriha’daki zindandan, İsrail rejimi güçlerinin baskınıyla kaçırılması, bunun en çarpıcı örneği..

Ama, bütün bu gelişmeler,TC kamuoyunde ise, genelde, ‘Türkiye’ye zarar verir mi?’ şeklindeki bakış açısıyla değerlendirilmeye çalışılıyor..

Hattâ, ‘… ABD Ortadoğu’ya demokrasi götürmek istiyor; dolayısıyla Türkiye, ABD tarafından Suriye ve İran’a yapılacak olan silahlı müdahaleyi desteklediğini alenen ABD’ye beyan etmelidir..’ gibi görüşler bile dile getirilebiliyor, Hürriyet’ten ‘C. Ü.’ gibi örneklerde olduğu üzere..

İlginçtir, böyle bir dönemde, Türkiye’de, bir iç mes’ele sayılan ve sanılan bir çok ihtilaflı konunun uluslararası ve hattâ Atlantik-ötesi bağlantıları ortaya çıkıyor.. Evet, Van Rektörü’nün de, Şemdinli Patlaması ve onu takiben hazırlanan ‘Şemdinli İddianamesi’nde suçlanan Büyükanıt’ tartışmalarının arkasından da, asıl elin Atlantik’in ötesinden uzandığı ortaya bir daha çıktı.. Hattâ, laikliğin korunması yönündeki her türlü çabanın arkasında da aynı güç odaklarının olduğu daha bir açıklığa kavuşuyor..

Nitekim, ‘Amerikan Güvenlik Politikaları Merkezi’nin başında bulunan Frank J.Gaffney’, Washington Times’ın 14 Mart tarihli sayısında, Tayyîb Erdoğan’a olan hıncını, öylesine saldırgan şekilde dile getiriyordu ki, şaşırtıcıydı.. Eleştiri ve saldırıları yapan, bir Amerika’lı değil de, sanki, TC’nin laik kemalistlerinden birisi, ya da, Deniz Baykal gibiydi.. (Bu Amerikan gazetesinin, Erdoğan’ı, 6 ay önce de ‘İslamofaşistlik’le suçladığını hatırlayalım.)

Washington Times’daki ’İslamofaşist Darbe’ başlıklı yazıda, ‘Atatürk’ün düzeninin sona erdirilmesi ve Hılafet’in tekrar kurulmasının, ‘İslamofaşist’lerin en büyük hedefi olduğu’ belirtiliyordu.
Sözkonusu Amerikan gazetesinde, AB sürecinin Erdoğan tarafından, ‘orduyu şah mat’a getirmek için başarılı bir şekilde kullanıldığı’ ve ‘ülkedeki laik kurum ve geleneklere karşı giriştiği İslamofaşist darbe isteğinin karşısındaki ordunun, Türkiye’yi ’Avrupa’nın dışında tutmak’taki en büyük güç odağı olduğu; ama, Türkiye ekonomisinin ‘yeşil sermaye’ olarak da bilinen ‘milyarlarca dolar’a boğulduğu, bu paranın İslamcıların güç merkezini oluşturduğu ve bu ekonomik gücün İslamofaşist terörü desteklediği’ gibi görüşlere yerveriliyordu.. Ama, sadece bunlarla da yetinilmiyor, ’İslamofaşist darbe’nin hedeflerinin başında Türkiye’nin laik eğitim sisteminin geldiği, (YÖK’le zıdlaşmalara işaret); Erdoğan’ın orduyu İslamofaşist düzeni kurma yolunda karşısındaki en büyük engel olarak gördüğü ve KKK. Org. Büyükanıt hakkında ortaya atılan suçlamaların da bu çerçevede gündeme geldiği’ ve hattâ, ‘Büyükanıt hakkındaki suçlamaların da enaz (Van Rektörü) Prof. Aşkın’a yöneltilenler kadar saçma olduğu’ belirtiliyordu. (Bu Amerika’lı da, -Büyükanıt’ın deyimiyle-, iyi çocuklardan, anlaşılan..)
Sözkonusu gazetede ‘Amerika ve diğer özgürlükçü (!?) ülkelerin, İslamcı bir Türkiye’yi Müslüman dünyaya bir örnek gösteremiyeceği ve Türkiye’nin artık özgür dünyanın değerli bir üyesi olamayacağı’ da dile getiriliyordu.

İslamî eğilimleri Amerika’nın himaye ettiği’ iddialarını dilinden düşürmeyen -sözde- ‘Amerikan karşıtı’ gözüken laik çevrelerin, bu USA suçlamalarına karşı suskunluğu bir yana; Tayyîb Bey’in Amerikan destekli olduğunda ısrar eden bazı ‘İslamî eğilimli kesimler’ bu duruma ne derler?

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.