Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İslamî yükselişi kırmak için, şeytanî hileler de sürerken..
Cumartesi, 18 Mart 2006 - (20:55)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kavim ve ırklar gerçektir, haktır; kavmiyetçilik ve ırkçılık ise, haramdır ve zulümdür.. Biz müslümanız, bunu dinimiz bize böyle öğretiyor.’


15/16 Mart gecesi, sadece hezeyan lafıyla bile geçiştirilemiyecek, insanın yüreğini burkan facia çapında, bir tv. tartışmasına şâhid oldum.

Yeni neslin nasıl bir temele oturduğu ve oturtulmak istendiğinin fotoğrafını veriyordu, o tartışma.. Üstelik de, Çanakkale Savaşları’nın 91. yıldönümü idi.. Bunun için de, kof heyecanlara sarmalanmış hezeyanlar arasında, ‘Çanakkale kahramanlıkları’na bile atıfta bulunuluyordu. Ama, atv’deki bu tartışmada, üniversite gençlerince söylenenler, Çanakkale’de inançları için, Müslüman cografyasının hemen her tarafından; Yemen’den, Bingazi’den, Trablus’dan, Bağdad’dan, Dersim (Tunceli)’den, Trabzon’dan, Diyarbakır’dan, Çölemerik (Hakkâri)’den, Üsküb, Selanik, Gümülcine, Kırcaali, Şumnu veya Haleb’den, Hicaz’dan, her çeşit kavim ve ırktan; sadece ‘Tevhîd’ /‘Lailahe illallah’ bayrağı altında bir araya gelip, ancak o bayraktaki mâna ve dünya görüşüne göre yaşayabileceklerini dünyaya ilan eden ‘mü’minler ordusu’na hakaret idi.. Ama, onlar bunu bile idrak edemiyecek bir kavmî taassub içindeydiler..

Ulusallaşmanın yükseldiği’ iddiası etrafındaki proğram, adeta, o yükselişin daha bir artmasını hedefliyor gibi, tahrik unsurları taşıyordu.. Sunucu A. Kırca da, genç insanları kontrol etmeye çalışır gibi yaparken; tartışmayı daha bir kızıştırmak için, ‘Haydi çocuklar, biraz daha..’der gibi bir görüntü veriyordu..

Kız ve erkeklerden oluşan yığınla genç insanın hemen her birisi, konuşmalarını ‘türklük ve onun üstünlüğü’ üzerine oturtmaya çalışıyor ve herkesin kendisini türk hissetmesi ve ‘türk’üm’ demesinde ısrar ve bunun için, muhatablarına baskı uyguluyor ve hatta hakaretler ediyorlardı..

O kadar yığınla genç arasından tek bir kişinin çıkıp da, ‘Arkadaşlar, hepimiz Hz. Âdem’in çocuklarıyız, hangi renk veya ırktan olursak olalım, ırk ve kavimler, tabiîdir.. Kimse, ana-babasını, ırkını, kavmini, doğduğu coğrafyayı veya zamanı kendisi belirlemedi.. Türk, kürd, fars, arab, arnavud, çerkez, laz, gürcü, rus, ermeni, alman, fr., ing., çinli, hind, japon, vs. her kavim ve beyaz, siyah, kızıl veya sarı derili ırkların her birisi, yaratılışın hikmeti olarak, bir vakıadır. Amma, hiçbir ırk veya kavmin, diğerinden üstün veya aşağı olduğu görüşüne itibar olunamaz.. Bu, sunnetullah’a karşı durmaktır. Kavim ve ırklar gerçektir, haktır; kavmiyetçilik ve ırkçılık ise, haramdır ve zulümdür.. Biz müslümanız, bunu dinimiz bize böyle öğretiyor.’ diyemedi..

Söylenenler, sadece içi boş ve kof bir resmî iddia idi.. ‘Herkes safkan türk olmayabilir, ama, kişinin kendisini türk bilmesi gerekir..’ deniliyordu.. O hengamede, bir ağırbaşlı genç, ‘Ben türk değilim, kürdüm..’ deyiverince, üzerine çullanmaları tasavvur ediniz, gayri.. Siz, kendi kavminizle öğünürken, başka kavimden birisi de kendi kavmini söylediğinde, ‘Kürd olabilirsin, ama türküm diyeceksin..’ saçmalıkları ve ağır hakaretlerle üzerine çullanacaksınız!.

İşte, laik ideoloji ve eğitimin zehirlediği yeni tip jeo-politika nesli..

Bu, kaba bir ırkçılıktır, soy asabiyetidir; çağdaş ‘Câhiliyet’ tir.

Bu arada, söylenen bir yalan da, ‘damarlarda dolaşan asîl kan..’ lafı 100 yıldır tekrarlanmışken; ‘türk’ demek, bir kan, soy veya kavim adı değil, bir anlayıştır.’ saçmalığı.. Hitler de aynı şeyi söylüyor ve kendine karşı çıkan almanları bile safdışı ediyordu.. ‘Asil kan’ veya üstün ırktan, maksadın, bir anlayış olduğunu almanlar veya yahudiler söyleyince ‘ırkçılık’ olacak; siz bahsedince ise..

Gerçekte ise, kavmiyetçilik/ nasyonalizm, sosyal bir kurgudan ibaretti..

O tartışmayı izlerken, utanç duydum ve bu gençler arasında Müslüman hassasiyetiyle konuşan bir kişinin bile bulun(durul)mamasının tesadüfî olamıyacağını bile düşündüm. Ve kendimi, (kürd kavminden olmadığım halde), en çok da, mantıklı söz ve davranışlarıyla dikkati çeken o kürd gencinin ve kalbi yaralandığı için hırçın tavırlı da olsa, bir diğerinin yanında hissettim.

İlginçtir, ‘atv’deki bu, ‘ulusalcılık cereyanlarının yükseldiği’ iddiası etrafında ve adetâ, ‘yükseltilmesi için’ yapılan ‘yüksek gerilimli, sıfır toleranslı’ tartışma cereyan ederken; Kanal 7’de de, benzer bir proğram vardı. Orada da, M. Metiner, özellikle Ali Bayramoğlu’yla tartışırken, ‘Şemdinli İddianamesi’nde suçlanan ‘Büyükanıt’ kendisince savunulmaya muhtaç imişcesine, iddianameyi suçlarken; ‘Ben artık kürd değilim, bunu buradan deklare ediyorum.. (açıklıyorum) demek noktasına geliyordu; nasıl oluyorsa..

Daha da facia boyutunda olan ise, bu tartışmaların Meclis- Şemdinli Komisyonu’nda bile tekrarlanması ve kavmî kimliği bilindiği halde, Hakkârî Belediye Başk. Metin Tekçe’ye, ‘türk’üm’ dedirttirilmek istenmesi ve onun da, ‘Ben Türkiyeliyim, bununla gurur duyuyorum. Ama, türklüğümle değil.. Çünkü ben Türk değilim, Kürd’üm(…)’ demek noktasına sürüklenmesi..

Bir müslüman halkı, birbirine düşman etmek için, daha etkili bir silah olur mu?

Bütün bunlar, asıl yükselenin, İslamî uyanış olduğunu göstermekte.. Niceleri de, bu yükselişin kırılması için, -bilerek/ bilmeyerek- emperyalist-şeytanî tuzaklara âlet olmakta.. Her müslümanın kendi sorumluluğunu daha bir düşünmesi zamanıdır; yoksa sonu büyük faciadır!

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.