Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Olmert ve Lieberman'lı İsrail...
Pazartesi, 27 Mart 2006 - (21:41)
Ceyda Karan
Radikal

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Olmert'in Filistin'de Hamas'ın seçilmiş olmasını da bahane yaparak söz ettiği bu çekilme, Batı Şeria'da her biri Arap kent ve kasabalarının burnunun dibinde dağınık halde bulunan Yahudi yerleşimlerindeki nüfusu, İsrail'e yakın Maale Adumim, Ariel, Gush Etzion gibi yine işgal topraklarında yasadışı kurulmuş devasa yerleşimlerde toplamayı içeriyor.


2003'te anlaşmalar gereği serbest bırakılması icap eden Filistinli esirler için, "En iyisi bunları boğmak. Hatta mümkünse Ölü Deniz'de. Çünkü burası dünyanın en alçak yeri" demişti. İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un Gazze Şeridi'nden tek taraflı çekilip uluslararası toplumun gözünü boyarken, burayı Filistinliler için denizden, karadan ve havadan kontrol altında tutulan bir açık hava hapishanesine dönüştürme planına karşı çıktığı için altyapı bakanlığından kovulduğunda, ortaya attığı önerilerle cin fikirliliğini sergilemişti. Gazze ve Batı Şeria'daki işgal topraklarını dörde bölüp, etraflarını da çitlerle çevirip buralara Filistinlileri tıkmak gibi... 1978'de Moldava'dan İsrail'e göç etmiş olduğu düşünüldüğünde, 'dağdan gelip bağdakini kovan' nitelemesinin hiç de ağır kaçmayacağı Avigdor Lieberman, yarının İsrail hükümetinde yerini hazırladı sayılır. Elbette bir aksilik hasıl olmazsa salı günkü seçimde yeni başbakan olması kesin gözüken Ehud Olmert'le derin flörtü sayesinde...

İsrail seçimleri nedense hiç heyecanlandırmıyor beni. Hatta bezginlik hissiyatı dahi uyandırıyor. Siyonist ideolojinin 'Kutsal topraklarda, toprak, hava, su, her şey bir tek benim halkım için var. Tanrı vaat etmiş. Eh ne de olsa biz çok çektik. Geri kalanlar benden ırak olsun da...' diye özetlenebilecek şiarını ve bu şiarın dünyaya nasıl ustaca pazarlandığını düşününce, insanlık adına azıcık umut ışığı uyanmıyor içimde. Kutsal toprakları bir parçacık bilen herkeste olması gerektiği gibi...

Oslo anlaşmaları sürecindeki toprak değiş tokuşları sırasında, İşçi Partili Ehud Barak'ın başbakanlığının 'barış umudu' diye sunulduğu yıllarda, yahut 'yol haritası'yla dünya kamuoyu uyutulduğunda yazılarımda aynı umutsuzluğu yansıtmıştım. Bu seçim öncesi yazısını da hep haklı çıkmış olmanın bezginliğiyle yazıyorum.

'Komalık Şaron'un yerine, yeni kurduğu partisi Kadima'nın başına geçen Olmert, geçen yılki Gazze'den tek taraflı çekilme planının mimarlarındandır. Kudüs Belediye Başkanı iken Filistinlileri Doğu Kudüs'ten atmayı hedefleyen 'Büyük Kudüs' projesi de onun eseridir. Olmert, şimdi de dünyaya yeni planını pazarlıyor. Batı Şeria'dan 'tek taraflı çekilme' ve İsrail'in sınırlarını dört yıl içinde yine 'tek taraflı' belirleme. Kulağa hoş geliyor. Hani sanki Batı Şeria Filistinlilere kalacakmış gibi! Lakin bunun ne anlama geldiğine bakınca kazın ayağı hiç de öyle gözükmüyor...

Olmert'in Filistin'de Hamas'ın seçilmiş olmasını da bahane yaparak söz ettiği bu çekilme, Batı Şeria'da her biri Arap kent ve kasabalarının burnunun dibinde dağınık halde bulunan Yahudi yerleşimlerindeki nüfusu, İsrail'e yakın Maale Adumim, Ariel, Gush Etzion gibi yine işgal topraklarında yasadışı kurulmuş devasa yerleşimlerde toplamayı içeriyor. Bu arada mesela 17 bin nüfusuyla 1998'den beri kent statüsündeki Ariel ile Doğu Kudüs arasına yeni yerleşimler inşa edilecek. Bu yıl sonuna kadar da dünyanın artık 'apartheid duvarı' diye andığı 'güvenlik duvarı' tamamlanmış olacak. Yani Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin Batı Şeria ile bağları topyekûn kesilecek. İsrail elbette Filistinlilere sınırlarında özgürce yaşayabilecekleri bir toprak parçası bırakacak değil! Ürdün Vadisi, yani Batı Şeria'nın doğu sınırı İsrail kontrolünde kalacak. Eski güvenlik şefi Avi Dichter'in ifadesiyle "Bu, sadece sivil ayrılık olacak, askeri ayrılık değil."
Olmert'in 'güçlendirme' adını verdiği planıyla İsrail, daha bir 'Yahudi devleti' karakteri taşıyacak. Filistinlilere ise bu kez Olmert'in çizeceği sınırlar içine hapsolmak düşecek...

Seçimlerde 40 sandalye elde etmesi beklenen Olmert, planı için kendine ortaklar ararken, ancak İsrail'i 'güçlendirme' planına geçit verecek biriyle koalisyon kuracağını belirtiyor. Şimdiden ona yeşil ışık yakansa partisi İsrail Beiteinu ile 11 sandalye elde etmesi beklenen Lieberman. Lieberman'ın da Olmert gibi İsrail devletinin 'Yahudi' karakterini güçlendirme planları var. İsrail'in nüfusları 1 milyonu bulan Rus Yahudilerine daha iyi hayat koşulları ve güvenlik vaat eden bu eski bar fedaisi, tıpkı Olmert gibi İsrail haritasını yeniden çizmekten söz ediyor. Ona göre eğer İsrail, Gazze'nin ardından Batı Şeria'nın bir kısmından da yerleşimcileri çekerek fedakârlık yapacaksa, İsrail vatandaşı olan Arap azınlık bir bedel ödemeli. Yani yaklaşık 7 milyonluk İsrail'in nüfusunun yüzde 20'sini oluşturan 1.5 milyondan fazla Arap vatandaşı bir biçimde sürülmeli. Mesela Arap vatandaşların İsrail'de kalmalarına ancak 'Yahudi devletine' bağlılık yemini ederlerse izin verilecek.

Bu yemini edenlerse İsrail'in sadece 'Yahudi devleti' değil 'bütün vatandaşların devleti' olmasını isteyen Arap partilere oy verme haklarını yitirecek. Lieberman'a bakılırsa bu yolla Arap nüfusun yüzde 90'ından kurtulmak mümkün olacak.

Son olarak İsrail'in liberal gazetesi Haaretz'de yer alan son anket, Olmert ve Lieberman'ın planlarında şaşılacak bir şey olmadığını gözler önüne seriyor. İsraillilerin yüzde 68'i Araplarla yan yana yaşamak istemezken, yüzde 41'i Arapların 'apartheid tipi ıslah merkezleri'ne konulmasından yana görüş bildirmiş. İsraillilerin neredeyse yarısı ise Arapların topyekûn sürülmesi arzusunu dile getirmiş.

Bilmem bezginlik sebeplerimi anlatabildim mi...

Radikal Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Ceyda Karan'in Diğer Yazıları
   Hartum yolu Darfur'da kurtarıcı olmaktan geçince...
   Neocon'lar, Suudiler ve Lübnan'dan yükselen pis kokular
   UNIFIL'in bütün yolları Tahran'a çıkıyor
   Demokles nükleer kılıç kuşanıyor
   Fidel'in savurduğu kasırga Bush'u vurdu
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.