Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Zekâya da hakaret
Cuma, 31 Mart 2006 - (22:00)
Fehmi Koru
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Türkiye'de iktidarda Ak Parti'nin bulunmasından mutlu olmayan çevreler var. O çevrelerin bütün derdi, iktidarın gücünü kırmak ve ömrünü kısaltmak... Son karesinde yıl bitmeden yapılacak bir erken seçimi kaçınılmaz kılan senaryo bu çevreler tarafından yazıldı.


Biz bu filmi en son ne zaman görmüştük? Diyarbakır, Batman, Van ve Siirt'te hareketlenen sokaklar kopyası hayli eprimiş eski bir filmden sahneler gibi... Uzaktan gelen emir ve tâlimatlarla esnafa kepenk indirtiliyor, sokaklara dökülen yüzü maskeli tipler ellerindeki molotof kokteyllerini olan-bitene hayret edilecek kadar bigâne duran güvenlik güçlerinin üzerine fırlatıyor, evlerle dükkanların camları ve çerçeveleri kırılıyor...

Terörün kentleri teslim aldığı hissini zihinlere kazıyan görüntüler bunlar... "Devlet nerede?" sorusunu sorduran, "Kim ne yapacaksa yapsın, yeter ki vatan elden gitmesin" formülünü gündeme dayayan görüntüler... Ortalık tozdan dumandan arındığında, bir bakmışsınız, yüzü maskeli eylemciler kaybolmuş, bu arada ülke siyasetinde taşların yerleri değişivermiş...

En az üç-beş kez izlediğimiz ve "Bir daha asla" kararlılığına sahip olduğumuz halde her seferinde yeniden izlemeye mâruz bırakıldığımız bir 'korku filmi' bu...

Türkiye'de iktidarda Ak Parti'nin bulunmasından mutlu olmayan çevreler var. O çevrelerin bütün derdi, iktidarın gücünü kırmak ve ömrünü kısaltmak... Son karesinde yıl bitmeden yapılacak bir erken seçimi kaçınılmaz kılan senaryo bu çevreler tarafından yazıldı. İlk versiyonu 'barışçı' idi senaryonun ve yazarları epey bir süre gelişmelerin kendi doğallığı içerisinde meydana gelmesini beklediler. Sosyal barışın bozulması... Ekonomik kriz... Rejimin tehdit altına düşmesi... Sonunda hükümeti erken seçime zorlayacak muhtemel gelişmeler bunlardı. Bir de zaten her yıl değişik şiddet gösterilerine kendiliğinden sahne olan Nevruz...

Bunların hiçbiri olmayıp Nevruz da sessiz sâkin geçince, "Artık bir daha tekrarlanmaz" diye düşündüğümüz eski senaryo raftan indirildi.

Güneydoğu'da şimdilerde tanık olunan olayları doğuracak reel ve moral şartlar var mı? Yok. Teröre zemin teşkil eden olumsuz şartlar bir yana, yıllar ve yıllar boyu esirgenmiş temel hak ve özgürlükler alanı içine giren iyileştirmeler birbiri ardına gerçekleştirildi. Çok uzak olmayan bir tarihte, önemli bir askerî yetkili, "Halk devletinin yanında" görüşünü açıklamıştı son duruma ilişkin. Nitekim, birden pıtrak veren eylemlerden rahatsızlık duyan yerel halkın büyük çapta olaylardan uzak durduğu ve bu sebeple işyerleri yakılarak cezalandırıldığı görülüyor. Yalnızca yüzleri maskeli bazı tipler ve her toplumsal olaya katılmaya hazır bir güruh ortada...

Bu tehlikeli bir oyun, ama görülüyor ki, hırsı aklından ve ülke sevgisinden artık olan çevreler, can havliyle, bu eski 'iktidar oyunu'nu bir kez daha sahneye koymuş bulunuyor...

Oyunu baştan sona yeniden izlemek zorunda değiliz. Tam tersine, geçmişte bir çok kez izlediğimiz için bütün repliklerini ezbere bildiğimiz çirkin senaryoyu daha ilk sahnesinde akamete uğratabilecek durumdayız. Yeter ki, uyanık olalım ve eylemlerin sivil tedbirlerle engellenemez hale gelmesinin önüne geçelim. Bu aşamada ön alınamazsa, senaryonun bir sonraki sahnesinde 'olağanüstü hal ilânı' var ve o sahneden itibaren de yıllar boyu tek tek döşenmiş demokratikleşme taşlarının bir hamlede tuzla buz olması gündeme gelecektir.

Üzerine çöken yorgun görüntüden uzaklaşmak zorundadır hükümet; gündeme ve ülkeye hâkim olduğu hissini çok güçlü biçimde halka vermelidir... Güvenlik güçlerine moral kazandırmak ve oyuna gelmelerini engellemek de yine hükümetin görevi.

Aylar öncesinden başlayarak 'mart sendromu' diye sürekli uyaran biri olarak, şu sıralarda bizlere yaşatılanları, yalnızca ülke ve toplum sağlığına aykırı bulmuyorum, ortak zekâya da hakaret bu... Biz buna gerçekten müstahak değiliz..

Yeni Şafak

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Fehmi Koru'in Diğer Yazıları
   Kanun bir çalgı âleti değilse
   Pakistan bize benzemez
   Tahran'dan ileriye...
   İnsaf yahu!
   Adını koyalım: Fiyasko
   Modalar ve niyetler
   Ben Bilderberg'te iken
   Sağduyuya ihtiyaç var
   Dönüm noktası
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.