Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Sövgü ekonomisine bir örnek: ''Aristo Mantığı''
Cuma, 31 Mart 2006 - (22:53)
Dücane Cündioğlu

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Aristoteles adı, çoğu Mantıkçımız tarafından saygısızca anılıyor. Günümüz Mantıkçılarının çoğunun Mantık hakkında, onun 2000 yıl önce bildiğinden daha fazla bir şey bilmediğinden haberi olsaydı, her halde mezarında ters dönerdi.


Düşünme'yi ve dolayısıyla düşünce'yi ciddiye alan insanlar, bilmeden/anlamadan konuşup yazmanın, boş lâflar etmenin bir bedelinin, bir maliyetinin olduğunu, hiç değilse olması gerektiğini düşünürler.

Nedir acaba bu bedel?

En başta geleni, güven kaybıdır; tıpkı verdiği çek karşılıksız çıkan bir işadamının kaybettiği türden bir güvendir bu. Düşünce eleştirisi, bir 'isbat' hükmüne dönüşebilirse, boş lâf sahiplerinin başına gelenin, en azından bir işadamınınkiyle benzerlik taşıyacağı sanılabilir. Bu, kesinlikle yanlış bir sanıdır. Düşünce'nin kuralları, iktisad'ın kurallarından çok farklıdır çünkü.

Ödenecek bedelin bir diğeri de unutulma, başka bir tabirle umarsanmamadır. Lâkin ziyadesiyle gecikmiş bir cezadır bu. Yol açtığı sonuçlara nisbetle önemsizdir. Hani bir söz vardır, "Gecikmiş adalet, adalet değildir" diye, işte bunun gibi bir şey. Kervan yürümeye devam eder.

Sonuç itibariyle boş lâflar etmenin bedeli, umumiyetle 'ödenmemiş' olarak kalır. Bedava sunulan herşey gibi, boş lâflar da aslâ müşterisiz kalmaz. Adamın biri Sirkeci'de köftecilik yapmaya başlamış. Köftelerini bir yiyen bir daha yememiş. Fakat adam yine de 40 yıl köftecilik yapmış. Düşünme ürünleri için bu sürenin "çok az" olduğu kabul edilmelidir.

Hâlen kendisine müşteri bulabilen boş lâflardan biri de şu ünlü "Aristo Mantığı" ifadesidir. Bu alaycı ve küçümseyici ifadenin, ününü borçlu olduğu yaygın aymazlığın kökenlerini 'teşrih' etmekte şimdilik isteksiz davransak bile, örneklerini 'teşhir' etmekten aslâ kaçınamayız.

Bir dudak büküşün eşlik ettiği şu küçümseyici "Aristo Mantığı" ifadesi, tek kelimeyle 'beylik'tir. Boştur. Çünkü kullanıcıları, hem zahmetsizce 'Aristo' ve 'Mantık' sözcüklerini yanyana getirmenin keyfini çıkarırlar, hem de bu terkibi bir kağıt mendil gibi çöpe atabiliyor olmanın haz ve gururunu yaşarlar. Böyleleri çaldıkları pahalı bir aracı uçuruma itip keyifle onun takla atışını seyreden çocuklar gibidirler. Keyifleri çocukça, gururları cahilcedir.

Klasik mantığın muhaliflerinden sayılsa da matematikçi-filozof Ludwig Wittgenstein bile bedbince şikâyet etmekten kendisini alamaz:

- Aristoteles adı, çoğu Mantıkçımız tarafından saygısızca anılıyor. Günümüz Mantıkçılarının çoğunun Mantık hakkında, onun 2000 yıl önce bildiğinden daha fazla bir şey bilmediğinden haberi olsaydı, her halde mezarında ters dönerdi.

Hâl böyleyken, beylik lâflar tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de 'müşterisiz' kalmıyor. Meselâ Freud külliyâtını Türkçe'ye kazandıran ve bence çevirideki titizliğinden ötürü takdiri hakkeden mütercimlerden Dr. Emre Kapkın'ın "Düşlerin Yorumu"nun girişinde yer alan şu sözlerine bakalım:

- "Füsun Akatlı bir yazısında ülkemizde bazı düşünce akımlarının sloganlara indirgenmesinden ve tüm düşünce sisteminin bir tür yozlaşmaya uğramasından yakınır. Freud da bu tür bir yozlaştırılmadan çokça nasibini almış bir yazar. (...) Kültürümüzün doğmatik olmaya eğilimli düşünce biçimi ve Aristo mantığının egemenliği, Freud sonrası yazarların (Fromm, Reich gibi) düşüncelerinin içindeki Freud etkisinin yok sayılmasına neden olmuştur." (s. 11, 3. bas. 2001, 1. bas. 1991)

Yukarıdaki satırların yazarından, "kültürümüzün doğmatik olmaya eğilimli düşünce biçimi"ni biraz temellendirmesini istesek, acaba bize başka kültürlerde izine rastlanamayacak türden salt kültürümüze özgü bir 'temel' (!) göstermeyi başarabilirler mi? Sanmıyorum. "Doğmatik olmaya eğilimli düşünce biçimlerinin bulunmadığı" bir kültür nereden temin edilebilir? Üstelik kültürü bizzat mümkün kılan da zaten şu kaçınılası doğmatik temayüller değil midir? Öyle ya, "Freud'un dogmatik eğilimli düşünce biçimi" olmasaydı, bugün psikanalizm'den söz edilebilir miydi?

"Aristo mantığı'nın egemenliği"ne gelince, bu, beylik bir lâftır ve "sövgü ekonomisi" amaçlıdır. Kullanıcısının çocukça bir keyif almasını, cahilce gururlanmasını sağlar ama muhatabına gerçeği göstermez. Temelsiz bir önyargıdır çünkü.

Düşünmenin gerçek düşmanlarıysa, sövgü ekonomisi'nin ürünleridir; yani bedelsiz ve maliyetsiz sanılan beylik lâflar...

Yeni Şafak

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Dücane Cündioğlu'in Son 10 Yazısı
   Köşeyazarı şımarıklığı
   Kâse yoksa, bâde de yok!
   'ben'i bilen yine aynı 'ben' olursa...
   Asım'ın nesliymiş!
   Türkiye'nin Ruhu ve İslâmî Sol
   Türkçe, dile düştüğünde nasıl düşer?
   Kutsalın sesi
   Özgürlüğün kadıncası
   Sen sadece saçma konuşmuyorsun, saçma da düşünüyorsun!
   İslâm hem teşbih, hem tenzihtir!
   Gönül'ü tanımazlar ki gönlün kararına secde eden akl'ı tanısınlar!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.