Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Şaron-Olmert planı yürümez
Cuma, 31 Mart 2006 - (23:56)
Şahin Alpay

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Eğer bir Arap lideri olsaydım, İsrail’le asla anlaşmazdım. Bu doğal bir şey; ülkelerini ellerinden aldık. Tabii ki bu ülkeyi bize tanrı vaat etti, ama bundan onlara ne? Bizim tanrımız onların tanrısı değil ki.


İsrail’de 28 Mart’ta yapılan seçimlerde 120 sandalyeli parlamentoda (Knesset) en çok sandalye kazanan parti (aralık ayından bu yana komada olan Ariel Şaron’un kurduğu) Ehud Olmert başkanlığındaki Kadima Partisi oldu.

28 sandalye kazanabilen Kadima’yı 20 sandalye ile, ilk kez bir Sefarad’ı (Amir Peretz) başkan seçen İşçi Partisi izledi. Binyamin Netanyahu liderliğindeki Şaron ve Olmert’in eski partisi Likud ise (27 azalarak) sadece 11 sandalye kazandı. Parlamentoya 12 parti girdi. Bunun sebebi, İsrail’in uyguladığı nisbi temsil seçim sisteminin aşırı biçimi: Bütün ülke tek bir seçim çevresi sayılıyor ve baraj sadece % 2. Olmert’in güvenoyu için gerekli 61 oyu bir araya getirebilmek için başta İşçi Partisi olmak üzere çok sayıda partiyle koalisyon yapması gerekiyor.

İsrail’deki son seçimlerin üzerinde en çok durulan yönü, Şaron ve Olmert’in İsrail’in nihai, kalıcı sınırlarını Filistinlilerle görüşmeksizin tek taraflı olarak çizme planı üzerinde bir referandum niteliğini taşımasıydı. Sonuçlar planın seçmenlerin çoğu tarafından desteklendiğini gösteriyor. Plana göre İsrail, Kudüs’ün yanısıra Batı Şeria’nın inşa ettiği “güvenlik duvarı”nın kendi tarafında kalan kısmını, Ürdün vadisini ve buraya uzanan yolu da ilhak edecek. Böylelikle Filistinlilere, bu yolla ikiye bölünen ve kuşatılan topraklar kalacak.

Kimi yorumculara göre seçim sonuçları çözüm yolunda bir adım olarak görülmeli. Çünkü bu seçimle birlikte “Büyük İsrail” fikrinin, yani Filistin’in tümünü İsrail’e katma tasarımının sonu geldi. (Her ne kadar Olmert, “İsrail halkının tarihten gelen bütün İsrail topraklarına sahip olma hakkına sıkı sıkıya bağlıyız. Samaria’daki her tepe ve Judea’daki her vadi tarihi yurdumuzun bir parçasıdır. Bunu bir an için bile unutmayız” demeyi ihmal etmiyorsa da...) Kimi yorumculara göre de, İsrail’in Batı Şeria’nın büyük bölümünden çekilmesi, hiç çekilmemesinden daha iyi.

Ben bu yorumlara katılamıyorum. Şaron - Olmert planı yürümez. Çünkü Filistinliler bunu kabul etmiyorlar ve etmeyecekler. Kendilerini yok sayan bir planı niye kabul etsinler? Doğrusu bu plan bana İsrail devletinin kurucusu David Ben Gurion’un 1956’da Yahudi Kongresi Başkanı Nahum Goldmann’a söylediklerini hatırlatıyor: “Araplar (Filistinliler diye okuyunuz) niye barış yapsın? Eğer bir Arap lideri olsaydım, İsrail’le asla anlaşmazdım. Bu doğal bir şey; ülkelerini ellerinden aldık. Tabii ki bu ülkeyi bize tanrı vaat etti, ama bundan onlara ne? Bizim tanrımız onların tanrısı değil ki. İsrail’den geldiğimiz doğru, ama iki bin yıl önce; bundan onlara ne? Anti-semitizm, Naziler, Hitler, Auschwitz, hepsi oldu, ama bu onların kabahati miydi? Gördükleri tek bir şey var: Buraya geldik ve ülkelerini onlardan çaldık. Bunu niye kabul etsinler?” (Goldmann’ın 1978’de yayımlanan anılarından.) Oysa Filistinliler, Oslo barış süreciyle 1967 sınırlarını kabul ettiler. İsrail ise Oslo sürecini önce Batı Şeria’daki yerleşimlerini genişletmek için kullandı; sonra da Şaron önderliğinde İkinci İntifada’yı tahrik ederek süreci yokuşa sürdü.

Şaron - Olmert planını uluslararası topluluk da kabul etmez ve etmemelidir. BM Güvenlik Konseyi’nin İsrail’in Batı Şeria ve Gazze’yi işgal etmesi üzerine alınan 242 sayılı kararına göre, “savaş yoluyla toprak kazanımı kabul edilemez.” Eğer bugün barış için bir umut varsa, o da Olmert’in Filistinlilerle görüşmeye hazır olduğunu söylemeyi ihmal etmezken, yeni kurulan Filistin hükümeti Başbakanı İsmail Haniye’nin de Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas ile İsrail arasında yapılacak görüşmelere yeşil ışık yakması. Aynı vatan üzerinde hak iddia eden iki halk ancak görüşme ve uzlaşma yoluyla bir çözüme varabilir. Ne biri ne de diğeri silah zoruyla çözüm dayatabilir. İlginçtir: Uzlaşmaz sayılan Hamas’ın 1997’de, Halit Meşal’e suikast girişiminden birkaç gün önce İsrail’e 30 yıllık ateşkes teklif ettiği açıklandı; Mossad eski şefi Efraim Halevy tarafından. (Haaretz, 31 Mart)

Zaman Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Şahin Alpay'in Diğer Yazıları
   Irak'a askerî müdahale: Felakete davetiye
   Abdülkerim Soruş ve İslami liberalizm
   İsrail militarizme boğuluyor
   “Uygarlıklar diyaloğu”nun sınırları
   İspanya’nın dersleri
   Edward Said ve entelektüelin sorumluluğu
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.