Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İnsanlar arası diyalog
Pazar, 09 Nisan 2006 - (09:46)
Bülent Korucu

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

“Bugüne kadar hiçbir İslami hassasiyeti bulunmayan, aksine hemen her İslami oluşumu boğmayı ana misyon olarak seçen muhitler, İslam adına yargılarda bulunmaya kalkıyorlarsa ve sırf bir oluşumu boğmak için bizimle el ele tutuşma noktasına geliyorlarsa, kimlerle el ele tutuştuğumuza ve ellerimizin kirlenip kirlenmediğine dikkat etmemiz gerekiyor.”


Diyalog son zamanların üzerinde en çok konuşulan meselesi. Dinler arası ve kültürler arası diye başlayan kısmına karşı belirli hassasiyetler oluşturuldu. Başta din olmak üzere toplumu oluşturan değerler etrafındaki teyakkuz takdire şayan. Sorun bu hassasiyeti, bahse konu değerlerle arası pek barışık olmayan kesimlerin istismar etmeye kalkışması.

Aksiyon dergisinin son sayısında Ahmet Taşgetiren’in çok güzel ifade ettiği gibi “bugüne kadar hiçbir İslami hassasiyeti bulunmayan, aksine hemen her İslami oluşumu boğmayı ana misyon olarak seçen muhitler, İslam adına yargılarda bulunmaya kalkıyorlarsa ve sırf bir oluşumu boğmak için bizimle el ele tutuşma noktasına geliyorlarsa, kimlerle el ele tutuştuğumuza ve ellerimizin kirlenip kirlenmediğine dikkat etmemiz gerekiyor.” Bir toplum mühendisliği projesi olarak tasarlanan ve asıl amacı üzüm yemek olmayan girişimin samimiyetsizliği başarısızlığını kaçınılmaz kılıyor.

Art niyetli anti diyalog cephesi, belli konular ve belli kişilerle yapılıyor görüntüsü vermeye çalışıyor. Sanki sadece Vatikan’la görüşülüyor, yalnızca orayla uzlaşma aranıyor havası oluşturuluyor. Hâlbuki bu süreç Türkiye’den başlayan halkalar halinde bütün dünyayı hedefliyor. Farklı kesimleri bir araya getiren platformlar, ülkemizde Alevi-Sünni, laik-anti laik gibi potansiyel çatışma zeminlerinde risk aldı. Yüzyıllar boyunca değişik ırk ve dinleri beraber yaşatma başarısı gösteren bir geleneğin temsilcileri olarak, farklılıkların zaafımız değil, zenginliğimiz haline gelmesi için ter döküldü. Dünyanın dört bir yanında konuşmaya açık herkese ulaşmanın yolları arandı. İnsanlığın ortak dertleri için çözüm teklifi olan her ağza kulak olundu.

Son iki günü bu tür bir çalışmanın içinde geçirdik. Avrasya ülkeleri arasında diyaloğu geliştirmek için 1998 yılında başlatılan Diyalog Avrasya Platformu’nun (DAP) yedincisi gerçekleşiyor. 12 ülkeden 60’a yakın medya mensubu ile “Avrasya Diyaloğunda Medyanın Rolü”nü konuştuk. Orada bir kez daha gördük ki, insanlar bilmediğinin, tanımadığının düşmanı. Ve ister kurumlar arası, ister ülkelerarası olsun diyaloğun temeli insan. İnsanlar, bilhassa kamuoyu önderleri ortak zeminlerde buluşup, konuştukça ülkeler ve uluslar arasındaki duvarlar inceliyor. Dostluklar zaman istese de düşmanlıklar azalıyor.

Diyalog sürecini herkes kendince isimlerle anıyor. Dinler arası, dindarlar arası, kültürler arası gibi. Bence hiç uzatmaya gerek yok; insanlar arası demek yeterli. Oradaki konuşmamın bir bölümünü alıntılamakta fayda görüyorum. İşleyen demokrasinin göstergesi ve temel insan hakları olarak sayabileceğimiz konuların başında ‘haberin serbest dolaşımı’ geliyor. Emeğin ve sermayenin serbest dolaşımı kadar bilginin ve onun en hızlı-etkili şekli olan haberin sınırları aşabilmesi önemlidir. Sahip olduğu bütün değerlere rağmen doğru ve yeterli verilerle, dünyayı kendinden haberdar edemeyen ülkeler hak ettikleri ölçüde insan, sermaye ve saygı toplamayı başaramazlar.

Haberin karşılıklı ve serbest dolaşımını demokrasinin gereği gören UNESCO iki yıllık çalışma sonunda 1980 Kasım’ında kabul ettiği Mac Bride raporu ile bu akıştaki dengesizliği ve çözüm önerilerini kayıt altına almıştı. Rapora göre dünyada zenginden fakire, güçlüden zayıfa doğru ve kelimenin tek anlamıyla ‘tekel’ olarak tanımlanabilecek bir akış söz konusu.

İşte bu gerçeklerden hareketle; biz;

Bu sektörün global oyuncuları ajanslar ve yayın organlarıyla masaya denk muhataplar olarak oturabilmek için.. haberin sadece malzemesi ve konusu değil, üreticisi ve taşıyıcısı olabilmek için.. halklarımızın haber alma hakkını yeterli ve doğru bir biçimde kullanabilmesi için.. interaktif ve mobil araçlarla gittikçe bireyselleşen haber teknolojisinde ilkel ve geri kalmamak için.. güç birliği yapmalıyız.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Bülent Korucu'in Diğer Yazıları
   ABD'deki İslam kürsüsüne bir dolar da benden
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.