Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Âlemlere Rahmet İnsan
Pazar, 09 Nisan 2006 - (12:24)
Hüseyin Hatemi
Yeni Şafak

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Resûl-i Ekrem'in "nur gözesi" noktası; bütün gerçek Allah elçilerinin ve velilerinin nûrunu da temsil eder.


-Benim hesabıma göre- bu yıl Resûl-i Ekrem'in (S.A.), Yüce Sevgili'nin 1437. doğum gününü kutluyoruz. Güneş takvimine göre belirtilen 20 Nisan tarihi, 571. milâdî yıl esas alınarak tesbit edilmiştir. Bu yılın esas alınmasının sebebi; Resûl-i Ekrem'in kamerî takvim hesabı ile (63) yıl yaşadığının ve bunun da (61) yıla tekabül ettiğinin düşünülmesidir. Oysa o sıralarda İran ve Bizans uygulaması dolayısı ile, güneş yılına göre de hesap yapılmakta idi. Resûl-i Ekrem 24 Mayıs 569 Perşembe-Cuma gecesi doğmuş ve 25 Mayıs Pazar-Pazartesi 632 gecesi, 63 yaşını tamamladıktan sonra aramızdan zâhiren çekilmiştir. Velâyeti nübüvveti devamlıdır.

Kur'an-ı Kerîm, kendi beyânına göre: Âlemlere bildiri; Allah: Âlemlerin Rabbi ve Yüce Sevgili de: Âlemlere Rahmet'dir. Yüce bir yaratılışa mazhardır. Çünkü Yaratılış Vacib-ul Vücûd ve Vedûd olan Allah'ın sonsuz ve sınırsız sevgi kaynağının bir tecellîsidir. Bu tecellînin nûr çağlayanı Resûl-i Ekrem'in nûr noktasından, bu gözeden çağlamıştır. (Nûr Âyeti). Bundan sonra da Yaratıcı'dan tecellî eden nûr yine aynı odağa her lâhza yönelir, Allah ve melekleri Resûl'e salât ederler, Resûl-i Ekrem de gönüllerini bu sevgi dairesine bağlayanlardan gelen sevgi akımını, "fesalli li-Rabbike..." (Kevser Suresi) ile beyan buyurulduğu üzere Alemler'in Rabbi'ne iletir. Alemler manzûmesini bir insana benzetirsek, Kalb Resûl-i Ekrem'i temsil eder. İnsan bedenindeki kan dolaşımı gibi, Kainat'da da sürekli bir sevgi nuru dolaşımı, deveranı vardır.

Resûl-i Ekrem'in "nur gözesi" noktası; bütün gerçek Allah elçilerinin ve velilerinin nûrunu da temsil eder. (Ben ilm Medînesiyim, Ali de kapısıdır...)

Bizim gönüllerimiz bağımsız birer ışık kaynağı değildirler. Resûl-i Ekrem'in (S.A.) sevgi dairesine gönüllerimizi bağladığımız takdirde, ayın ziyasını da Güneş'in nûru verir ve biz de O'ndan ışık alan aydan ışığımızı alırız. Şu halde biz de Resûl-i Ekrem'in Peyki olarak gönül aynamıza.. Nur'un yansımasını ve gönlümüzün yansıtmasını sağlayabiliriz. (Aşk hâhed k'in sohen bîrun şeved/Âyine't gammâz nebved çûn şeved? / Âyine't dânî çerâ gammâz nîst? / Z'anke zengar ez ruheş mumtâz nîst!"- Sevgi, bu sözün anlamının ve gerçeğinin açığa çıkmasını diler. Ne var ki, gönül aynan nûru almaya ve yansıtmaya elverişli değilse bu nasıl olabilir ki? Gönül aynanın niçin nûru alma ve yansıtmaya elverişsiz olduğunu biliyor musun? Çünkü aynanın yüzü kir ve pasdan arınmış değil! - Mevlânâ)

Yunus'un dilinde "Eri hak bilmek" demek; insân-ı Kâmil'in en yüce örneği olan Resûl-i Ekrem'i bilmek ve sevmek demektir. Bu olmaksızın ilâhî sevgi devresi de kurulamaz, dolayısı ile zahirde Müslüman olunur ise de, insân-ı Kâmil'den haberi olmayanın îmân-ı Kâmil'den de nasîbi olmaz. (De ki: Allah'ı seviyorsanız bana tâbi olun ki Allah da sizi sevsin!) İlâhî nûr mîr'ât-ı Muhammed'e (S.A.) yansır ve oradan da bize yansır. (Ayinedir bu âlem her şey Hakk ile kaaim/Mir'at-ı Muhammed'den Allah görünür daim!)

-Benim böylesine güçlü bir sevgi feyzine, nûr çağlayanına gönlüm dayanmaz, derhal çarpılırım, şu halde nûr yansımasın diye Resûl'den kaçıyor, gönül aynamı da paslı tutuyorum.

-Çok yanlış yapıyorsun sevgili kardeş! Allah kimseye kaldıracağından yoğun bir tecellî göndermez elverir ki Resûl-i Ekrem vasıtası ile, O'nun sevgi devresine girerek, "kapasiten oranında" nûra nail olabilesin! Bu yanlışında direnirsen, bunun sonu ne olurdu Resul ile yol tutsam, O'na tabi olsa idim! Pişmanlığı olur.

-Fakat bu nûr tecellîsi, Allah'ı ve sevgi elçilerini sevenleri de daha fazla çarpmıyor mu? Velilerin çektiklerinin, Kerbelâ'nın anlamı nedir?

-Onların sana musîbet görünen mihnetleri onlar için Nefs-i Mutma'inne makamına erme vesilesi, dolayısı ile gönüllü olarak talip oldukları ni'metdir. Takatin yoksa ve gönüllü de değilsen, Kerbelâ meydanından uzaklaşman esasen Huseyn'in tavsiyesidir. Bu bahane ile tevellâ ve teberrâyı terk etme! Gönlünü sevgiye aç!

-Sevgi oyuncakları yok mu? Çocukların evcilik oynaması gibi, ben de sevgicilik oynasam daha güvenli olmaz mı?

-Gerçek sevgiye sahip olursan, esasen sevgin canlıya, insana, hayvana, çevreye de yansır sevgili kardeş! Fakat sevgin bizzat sevgi oyuncağı değil de ayartıcı markalı "oyuncak sevgi" ise, bencil ve saptırılmış içgüdülerini sevgi sanıyorsun demektir. "Oyuncak sevgi"nin sana verdiği oyuncaklar sevgi oyuncakları değildir! Senin için fitnedir.

Ey Yüce Sevgili! Seni ve senden olan Ehl-i Beyt'ini bize verdiği için Vedûd, Rahman, Rahîm Allah'a hamdediyoruz. En büyük ni'metin budur ve bu nûr odağının diğer mazharlarıdır. Kısaca: Nûr-i Muhammedîdir.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Hüseyin Hatemi'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm'ın anlamı
   Balta sapları
   Sevgi ve akıl
   İyi ağaç
   Şerrin derin devleti
   Türkiye sırada mı?
   Kur'an
   Misyonerlik
   Kötünün kaynağı nerede?
   Fâsid daire
   Dinî referanslar
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.