Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Tavrımızı karşı iddialara değil, inancımıza göre belirlemek..
Pazartesi, 10 Nisan 2006 - (20:51)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kur’an’ın, ‘insan için çalıştığının karşılığından başkası yoktur..’ diye yolumuzu aydınlattığını esas almalıyız. Ama bunun dışında, elbette ki, ‘murâd-ı ilahî’ ve ‘imdâd-ı gaybî’ye iman ve intizarımız her zaman olur, olmalıdır ve o da, müminin bir diğer gücüdür..


Pazar günleri, okuyucu yazışmalarından özetlemelere ayırdığım bu sütunda, bir diğer ‘Hasb-i Hâl’e daha yine selâmla başlıyorum:

**

-Ahmed Kara yazıyor: ‘Çanakkale evliyalarla kazanıldı iddiası..’, hele de o savaşın yıldönümü dolayısıyla, yeniden gündeme taşındı. Laikler her manevî etkiyi reddederken, bir kısım Müslümanlar da her şeyi sadece manevî etkilerle izaha kalkışıyorlar. ‘Pekiy, Sarımakış’da niye öyle olmadı?’ denilince, bazılarımız şaşırıp kalıyor. Halbuki, itidal dini değil mi bizim dinimiz?

 

‘*--Gerçekten de hassas bir konu.. Önce, Kur’an’ın, ‘insan için çalıştığının karşılığından başkası yoktur..’ diye yolumuzu aydınlattığını esas almalıyız.  Ama bunun dışında, elbette ki, ‘murâd-ı ilahî’ ve ‘imdâd-ı gaybî’ye iman ve intizarımız her zaman olur, olmalıdır ve o da, müminin bir diğer gücüdür..

Hani, Sultan Fatih, İstanbul’a fethedip şehre girerken, yolun iki tarafına dizilen ulemâ, ‘Duamız berekâtıyla feth muyesser olupdur Hünkarım..’ diye tempo tutarlar da, genç Fatih rahatsızlığını, ‘Evet, efendilerim, amma, şu bizim kılıcın hakkını da unutmayınız..’ diyerek dile getirmekten kendini alamaz..

Müslüman, hakk olduğuna inandığı bir mücadeleye girerken, aklen ve şer’an alması gereken bütün tedbirleri alır ve gerisini, hayırlısını dileyerek, Allah’a havale eder. O artık, yapılması gerekeni yapmış olmanın kalb itminanı içindedir. Yenilgi de olsa, zafer de olsa, onu ‘takdir-i ilahî’ olarak karşılar.. Elbette ki, dünya gözüyle zafer elde etmekten ayrıca memnun olur ve şükreder; yenilgi olsa, o zaman da, yılgınlığa düşmez. Kaldı ki, nice zaferler vardır ki, içinde korkunç yenilgiler ve nice yenilgiler vardır ki, içinde nurtopu zaferler filizlenmiştir.’ Başkalarının söylediklerinin tersini yapmak, bize her zaman doğru ölçü vermeyebilir; inancımızın ölçülerine göre düşünmek zorundayız.’

 

-Av. Gürkan Biçen  (Arnavutluk- İşkodra’da dikilmek istenen bir heykel konusunda geçen hafta bu sütunda aktardığım mesajının ardından) yazıyor: Rahibe Theresa'nın İşkodra girişinde dikilmek istenen ve yerli Müslüman halkı rahatsız eden heykeli ile ilgili olarak Müslüman ahalinin kabul edebileceği bir sonuca ulaşılmış bulunuluyor. O heykel şehrin ana girişine değil, katolik bölgesindeki kilisenin yakınına yerleştirilecektir.’

 

‘*--Konuya gösterdiğiniz ilgi ve verdiğiniz bilgi için teşekkür..’

 

A.   Boz yazıyor: Gurbetin zor olduğundan sözedilir. Halbuki, en büyük gurbet, insanın vatanında gurbette yaşamasıdır. Bunun yanında bir de, birbirimize karşı vefa duygumuzda bir zayıflama, giderek daha bir gözle görülür hale geliyor.. Bu ayrı bir hicranımız..

 

‘*--Değerlendirmenizi hakikat kaygusu taşıyan bir kalbin terennümleri olarak karşılıyorum.. Karşılaşılan olumsuzluklara gelince.. Bu gibi durumlar yeni değildir. Herkes kendi üzerine düşeni yaptığının itminanına ulaşmayı hedef edinmelidir.. Bunu yaparken, elbette acı çekeceğiz, imtihanlardan geçeceğiz.. Ancak, bu konuda, insanlardan bir şey bekleyenler hüsrana uğrayabilirler.. Çalışmaları rızâ'y-ı ilahîyi kazanmak üzerine oturtanlar ise, asla hüsran yaşamazlar. Müslümanlardan nicelerinin ilgisizlik veya vefasızlığı rahatsızlık verebilir elbette, amma, bir mücadelenin içinde bulunanların da kitleye fatura çıkarma hakkı yoktur. Hakk olduğuna inanılan dâvalar uğrunda verilen mücadeleler daima çetin olmuştur. O bakımdan böyle mücadelelere atılanlar, tek başlarına kalabileceklerini gözönüne alarak ve gerektiğinde, maddî herşeyini yitirmek pahasına yola çıkmalıdırlar.. Ne kadar az şeyimiz olursa, o kadar az şeyin bize hükmetme imkanı olacağını düşünmek, iyi bir tatmin vesilesidir..’

 

-Murâd Kayacan yazıyor: ‘Camilerin minberlerinde, mihrablarında ulusal bir takım semboller, bayraklar bulundurulması giderek yaygınlık kazanıyor. Ve bundan çoğu kimse de rahatsız olmuyor..’

 

‘*--Evet, bu durum, müslümanı yanlış noktalara ve algılamalara götürecek bir durum.. Ve, rejimlerin tahakkümlerini kitlelerin zihin ve duygularına iyice  ve sessizce kazımaya da vesile oluyor. Aynı durum, Hacc mekanlarında da gözleniyor. Hacc, Müslümanları cihanşumûl bir kardeşlik anlayışına ulaştırmayı da hedeflerken; herkes, kendi ülkesinin bayrağını kutsarcasına bir anlayışa doğru sürükleniyor. Bizim halkımız da diğer halklardan daha az bir kutsama duygusuna sahib değil, yazık ki.. Bu durumdan laik güçler de diledikleri gibi faydalanıyorlar, elbette.. Bu gibi ulusallaşma veya coğrafîleşme sürecinden kaçınmak zorundayız..’

 

-Bünyamin Eroğlu yazıyor: ‘Biz dünyanın her yanındaki Müslümanların dertleriyle meşgulken, diğer Müslümanlar niye kürd halkının acısına ilgisiz?’

 

‘*--Kalbleri uyanık Müslümanların ilgisiz olmadığını zannetmeyiniz.. Keza, her bir zulme karşı çıkarken Müslümanların temel düşünce ve inancı, karşılıklı alışveriş muamele ve mübadelesi değil, adâlet isteğidir! Bize hiç kimse ilgi göstermese bile; biz yine de haklı ve mazlûmların yanında olmakla mükellefiz.’  

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.