Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
'Nihai Sonuç Bağımsızlık Olacak'
Pazar, 26 Haziran 2005 - (16:40)
Muhammed Hasan

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Ortadoğu yazar Muhammed Hasan, Irak'taki mevcut durumu değerlendirirken medyada gerçek direnişin sivilleri hedef alan saldırılarla gölgelendiğini söylerken ABD'nin Irak'ta 'ara, bul ve yok et' taktiği yerine 'tamamamen ortadan kaldır' taktiğini uygulamaya başladığını belirtiyor.


ABD'nin, Irak işgali 3. yılına girerken, ülkedeki direniş de gün geçtikçe büyüyor. Belçikalı gazeteci-yazar David Pestieau, Irak direnişini yakından tanıyan Ortadoğu uzmanı ve “Irak: Direnişle yüz yüze” kitabının yazarı Muhammed Hasan ile direnişin sorunları, Irak'taki ABD varlığı ve ülkenin geleceği konularına ilişkin bir röportaj yaptı. Söz konusu röportajı kısaltarak okurlarımızın dikkatine sunuyoruz.

Irak El Kaide'sinin lideri Zerkavi'nin sivilleri hedef alan saldırıları, işbirlikçi medya tarafından 'kör bir terörizm' olarak duyuruluyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Muhamed Hasan: Bu sorun gerçek direnişin, görmezlikten gelinmesinden kaynaklanıyor. Irak direnişinin asli unsurlarını içinde barındıran “Direniş Genel Komuta” merkezi tarafından yönetilen savaş, uluslararası medyada yer bulmuyor ve yeterli ilgiyi görmüyor.
Irak'ta iki türlü direniş var. Doğru olanı, ABD ve müttefiklerinin ülkeden kovulması için ulusal bir savaş veriyor ve saldırılarını ABD ve işbirlikçilerine yönelik düzenliyor. Yanlış olanı ise, gerçek direnişe zarar verdiği gibi saldırıları ile de sivilleri hedef alıyor. Bu zaafı, mücadelenin ulusal liderleri de kabul ediyor.
 
Irak direnişini yönlendirenin El Kaide ve lideri Zerkavi olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?
 
Kesinlikle değil. Eğer söylenenlere inanacak olursanız; El Kaide ve Zerkavi, Irak'taki tüm mücadeleyi kendilerinin yürütüğünü iddia eder. Kaldı ki, kana susamış bu adamın koskoca bir direnişe liderlik etmesi oldukça mantıksız olur. Zerkavi, Beyaz Saray'ın direnişe karşı “kara propaganda” yapabilmek için kullandığı aldatıcı bir silahtan başka birşey değildir. Bunu birçok Iraklı biliyor. El Kaide tarafından yapılan saldırılar, ABD işgal güçlerini hedef alacağına camileri, kiliseleri ve dükkanları hedef alıyor. Gerçek direnişe yüklenmeye çalışılan bu saldırılar, aslında bizzat ABD tarafından ya da ABD destekli taşeron örgütler tarafından düzenleniyor.
 
İşbirlikçi medyanın haberlerine karşın Irak'taki asıl durumu özetleyebilir misiniz?
 
Elbette. Durum oldukça vahim. Örneğin UNESCO raporlarına göre Irak'taki çocukların dörtte biri kronik ishal ve buna benzer hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor. Ülkedeki 40 yaş altı ölüm oranı, komşu ülkelere nazaran 3 kat fazla. Şehirlerin büyük bir çoğunluğunda elektrik yok ve temiz su sıkıntısı çekiliyor. Sanırım ülke, daha fazla ölüm getiricek yeni bir sürecin de eşiğinde.
 
Bu süreci biraz daha açabilir misiniz?
 
ABD ordusu, Felluce'ye yönelik saldırılarını başlattığı kasım ayında artık eski taktiklerin işe yaramaz hale geldiğini anladı. Ve bu sebeple yenilerini geliştirdi. Öncesinde “Ara, bul ve yok et” taktiği ile saldırılarına devam eden ABD ordusu, kasım ayından sonra, “Tamamen ortadan kaldır” taktiğine geçti. ABD ordusu, ilk taktiği ile kısmen sınırlı saldırılar yaptığı gibi, Iraklıları kendi safına çekmek için de çabalıyordu. Fakat bu taktikten vazgeçildi ve Rumsfeld'in direktifleri doğrultusunda “Tamamen yoket” taktiğine geçildi. Buna göre, ABD ordusu topyekün saldırılara başladı ve sivil, direnişçi demeden katliamlara başladı. Bunun ilk örneği Felluce idi. Kentte binlerce asker gönderen ve tonlarca bomba yağdıran ABD, gelmiş geçmiş en büyük insanlık suçlarından birine imza attı. Ardından Telafer, El Kaim ve Haditah saldırıları geldi. “Matador, şimşek” operasyonları ile binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yolaçan Pentagon, 'bir avuç militan' yakalayacağım diye yüzlerce sivilin ölüm emrini vermekten çekinmedi.
 
Yeni süreçte, direniş nasıl genişleyecek?
 
Bu durumda savaş yeni bir anlam kazandı. Ölümcül etkisi genişlerken, işgal güçlerinin ve kukla hükümetin ne kadar zayıf olduğunu gösterdi. Bu durum karşısında dengeler direnişten yana. Bunu eski Pentagon şefi Pat Lang bile doğruluyor ve ABD'nin, direnişçiler karşısında şansı olmadığını ifade ediyor.
Öte yandan Irak ordusu ile ABD arasında da türlü anlaşmazlık var. Bu da direnişin işine geliyor. ABD'nin, Irak'a daha fazla asker getirebilmesi mümkün gözükmüyor. Çünkü orduya yazılanların sayısı her geçen gün azalıyor.
 
Peki ABD'nin, Irak'ı üçe bölmek gibi bir planı var mı?
 
Sanmıyorum. Ama kesin konuşmak mümkün değil. ABD'nin önde gelen askeri uzmanı Anthony Cordesman, Irak için 3 ayrı planı olduğunu söylüyor. Buna göre, A planı; “Ülkeyi, ABD güdümlü sağlam bir rejim istihdam edinceye değin elinde tut” Bu plan, çuvalladı.
B planı ise ülkeyi hisettirmeden elde tutup, halkı etnik temelde bölerek, direnişe olan desteği azaltmayı öngörüyor. Ancak bu planda da, ülkenin merkezi bir yönetim tarafından yönetilmesi devam edecek. Bu da şu an denenen plan.
Federalizm kısıtlanırken, mezhep ve etnik temele dayalı bölünme körükleniyor. Ama kesin bir bölünmeye izin verilmiyor. Ancak B planı da, çökmeye mahkûm.
C planı da, ABD'nin tüm güçlerini Irak'tan hatta tüm Ortadoğu'dan çekmesini öngörüyor. Nihai sonuç da, bu olacak zaten.
 
Peki ya iç savaş tehlikesi?
 
Ülkede bir iç savaş çıkacaktır. Ancak bu, Arap-Kürt savaşı ya da Sünni-Şii savaşı değil, ABD destekli güçler ile ulusal direniş güçleri arasında olacaktır.
 
Brüksel'deki AB zirvesinde Irak'ın serbest piyasa ekonomisine geçmesi istendi. Bu konu ile ilgili ne düşünüyorsunuz?
 
AB zirvesi, Irak hükümetine politik bir destek verecek ancak pratik sonuçlarının olacağını zanetmiyorum. Bu, Fransa ve Almanya tarafından tertip edilen sembolik bir gösteriş.
AB ülkelerinin bu atağına karşılık, işgal karşıtları da direnişe desteklerini göstermeliler. Özellikle ABD yaptırımları ile zor anlar yaşayan gelişmekte olan ülkelerin desteğine ihtiyacımız var.

Evrensel Gazetesi'nden alıntılanmıştır.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Muhammed Hasan'in Diğer Yazıları
Yazarın başka yazısı bulunmamaktadır.
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.