Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
İslamî İran’ın, nükleer güçle buluşması neler getirir?
Salı, 18 Nisan 2006 - (12:02)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Haziran-1967’deki o korkunç ‘6 Gün Savaşı’ öncesinde, Cemal Abdunnâsır, Mısır’da kitlelerin önünden, Tel-Aviv’i yerle bir edeceği söylenen dev ‘Zafer’ füzelerini geçiriyordu.. Ancak, gerilimin tırmandığı, ancak, savaşın çıkabileceğine ihtimal verilmeyen bir anda, siyonist İsrail rejimi ânî bir saldırı gerçekleştirdiğinde, önce o füzeleri vurdu.. Ancak, o füzelerin gerçek olmadığı, kitlelerin nikelajlı ağaç kütükleriyle aldatıldığı anlaşıldı.. Ve sadece Mısır değil, Suriye ve Ürdün orduları da yenildi, siyonist İsrail rejimi, Kudüs’ü ve Ürdün Nehri’nin Batı Yakası’nı, Suriye’nin buğday ve su deposu sayılan Golan Tepeleri’ni ve Sina Yarımadası’nı bütünüyle işgal etti.. Ve o işgal (Mısır’ın utanç verici Camp David Andlaşması’nı imzalayıp, İsrail’i resmen tanımasından sonra Sina’dan çekilme gerçekleştiyse de, diğer yerlerde) 39 yıldır, hâlâ da sürüyor. Nasıl sona ereceği de bilinmiyor..

Aynı yerlerde, miladî-1517’de Memlûk Sultanı Tomanbay ile Osmanlı Sultanı Yavuz Selim arasında da bir savaş cereyan ediyor ve Tomanbay, esir düşüp idam olunuyordu. İdâmdan önce, Sultan Selim, hasmıyla sohbet ediyor ve o da, ‘Osmanlı toplarının hareketli olması, kendi toplarının ise, hareketsiz, sâbit olması yüzünden savaşı kaybettiğini’ söylüyor; bunun üzerine, Sultan Selim, rakibine, ‘Mâdem ki, hasmının sahib olduğu silahlara sahib değildin, niye düşmanının silahıyla silahlanmadın?’ diye soruyordu.

Amerikan emperyalizmi ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki gerginlik tırmanırken, İİC Başkanı Mahmûd Ahmedînejad’ın geçen gün, ‘Uranyumu zenginleştirme işini başarıyla gerçekleştirmiş bulunuyoruz..  Biz artık nükleer kulübe dahil bir ülke olarak konuşuyoruz. Kitle imha silahlarına, 50 sene önceki zihniyete ve dünya dengelerini askeri dengelerle kendi lehlerine değiştirmeyi düşünenlerin ihtiyacı vardır. Bizim halkımız Allah'a tevekkülle ve gençlerinin azmine dayanarak yoluna devam etmektedir!’ deyiverince, bazı emperyalist çevreleri bir korku saldı. Asırlardır emperyalistlerin baskıları ve son çeyrek yüzyıldır da en ağır saldırı ve ambargoları ile karşı karşıya gelen bir toplumun, böyle bir ‘güc’e erişildiğinin sürüklemesiyle dünya ajanslarına yansıyan çılgınca sevinç gösterilerini anlayışla karşılamak gerek.. AB’ye girilmesi için tarih verilmesi üzerine bile, büyük sevinç gösterileri yaşayan veya nice orta boy savaşların zaferlerini bile, 80 yıldır dev merasimlerle kutlayan bir toplum olduğumuz hatırlanmalı ve böyle bir ölüm-kalım savaşında, İran’daki kitlelerin, bu yeni güçle sevinç göstermesi çok görülmemelidir.

Gerçi, 8 yıl öncelerde de, Hindistan’dan sonra Pakistan da, ‘atom bombası’ yapıp, deneme patlatmasını başarıyla gerçekleştirince, halkı Müslüman bir ülkenin elinde böyle bir gücün olması benzer korkular yaşatmıştı; ama, hem Pakistan bu durumu, Hindistan’ı dengelemek görüşüne dayandırınca ve hem de başka alanlarda kullanılmayacağı, emperyalist güç odaklarının garantisi altına girince, o korkular atlatılmıştı. Şimdi ise, İİC’nin ‘emperyalist güç odaklarının kontrolü’ne girmesi sağlanamadığından, korku giderek bir büyüyor. Ve Nâsır’ın 40 sene öncelerde yaptığı gibi bir kandırmacanın olması da, çok uzak bir ihtimal.. Hattâ, daha ilerisi, İİC bugün, ‘sadece nükleer enerjiye sahib olduğunu ve bunu barışçı yönde kullanacağını’ açıklamış bulunuyor ve nükleer silahları kullanmanın haram olduğuna dair fetvâlar bile yayınlanıyor, ama, yarınlarda, baskılar ve tehdidler artarsa, ‘nükleer silahlara eriştiği’ni açıklamak gibi bir noktaya bile gelebilir ve o zaman, bu da şaşırtmamalıdır.

Bu ihtimale karşı, İİC makamlarının, ‘bütün Ortadoğu’nun nükleer silahlardan arındırılması’ çağrısı yapması da bunun için.. Ve bununla, siyonist İsrail rejiminin nükleer silahlara sahib olduğunun anlatılmak istendiği açık.. Gerçekten de, siyonist İsrail rejiminin nükleer silahlarına hiç ses çıkarmazken, bölgenin öteki ülkelerine engel olmak ve bunun için savaş tehdidleri savurmak, mantığın değil, zorbalık ve ‘orman kanunu’nun gereğidir. Ki, fr. düşünürü Montesqiue, ‘Kanunların Rûhu’  isimli eserinde, 250 yıl öncelerde, İleride düşman olarak ortaya çıkması muhtemel bir gücün, daha zayıf iken bertaraf edilmesinin bir hak olduğunu’ söylemiştir.

Yani, her ne kadar İng. Dışbakanı Jack Straw, ‘İran’a saldırmanın bir çılgınlık olacağını’ söylese ve Bush ve etrafı da, ‘böyle bir ihtimalin yakın gelecekte gündemde olmadığını’ söyleseler bile, bu gibi sözlerin bir ‘karartma ve aldatma çabası olduğunu’ asla gözden ırak tutmamak gerekir.

Nitekim, Almanya savaşta teslim olmuş ve de Japonya da teslim olmanın çabalarındayken, Amerikan emperyalizmi, üstelik asla bir askerî tehdid oluşturmayan Hiroşima ve Nagazaki’yi ilk atom bombalarıyla vurup, bir anda 300 bin insanı kavurmuştu. O faciayı, hâlâ da, ‘daha sonra milyonlarca insanın hayatının tehlikeye girmemesi için gerekliydi..’  diye izah eden bir zihniyet, İslamî İran için de benzer bahanelere sarılabilir ve İİC de bunu bildiğinden, hemen, buna (başta siyonist İsrail rejimi olmak üzere) Ortadoğu’daki Amerika’ya karşılık vermeye kalkışabilir..

Yani, İran’ın karşı karşıya bulunduğu durum, büyük sürprizleri de beraberinde getirebilir ve planlanmıyan, öngörülmeyen, olağandışı durumlar ortaya çıkabilir..

Bunun için, ABD eski Başkanı Jimmy Carter’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı, ünlü stratejist Zbigniew Brzezinski  ‘İran’a karşı yürütülecek bir savaşın 20 ile 30 yıl sürebileceği ve bunun da Amerika’nın dünyada oynadığı rolü sona erdirebileceğini’ söylerken; Washington Post’un önde gelen yazarlarından David Ignatius, İran ile ABD arasında devam eden süreci, 1962’deki ‘Küba Krizi’nin ağır çekim hali’ değerlendirmesi yapmakta ve  Brzezinski’nin, ‘Ancak (Irak’tan) çabuk çıkarsak, hâlâ bu durumdan kurtulabiliriz. İran’la girişilecek bir savaş ise 20 ile 30 yıl kadar sürecektir..’ dediğini belirtmekte.. The New Yorker’in yazarlarından Seynour Hersch ise, Bush’un, ‘Amerikan tarihinin en kötü başkanlarından birisi olarak tarihe geçeceğini ve İran’a karşı, etnic unsurların devreye sokulmaya çalışıldığını, bu arada, Amerika’nın da terörist olarak ilan ettiği ‘Mujahedeen-e Khalq’ gibi terör gruplarıyla bile temasta bulunulduğunu ve onlara para desteği verildiğini ve bu arada İran’a bir müdahale ânında, Türkiye’den de askerî destek  istenebileceğini’ belirtmekte.. Yani, Ortadoğu’yu çetin günler bekliyor...

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.