Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
200 yıllık bir ‘ideolojik iç-savaş’a, günlük polemiklerle bakmamalıyız!
Salı, 18 Nisan 2006 - (12:07)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Pazar günleri, okuyucu yazışmalarından özetlemelere ayırdığım bu sütunda, bir diğer ‘Hasb-i Hâl’e daha yine selâmla başlıyorum:


-Yûsuf Kocak (Hollanda), Rahmet Gençoğlu (Sivas) ve H. Haksever yazıyorlar: ‘A.N. Sezer son konuşmasıyla iyice çizgiyi aşmadı mı, yoksa bazı kesimleri tahrik mi etmek istiyor? Çünkü, ibadetlerin sınırlanması zorbalığından bile sözedebiliyor.’

‘*--O kendi vazifesini yerine getiriyor. Başka türlü konuşsa, asıl o zaman şaşırtıcı olurdu. Harbokulu öğrencilerine gidip, oradan meded umuyor, konuşmayı orada yapmasının ayrı bir mânası var, elbette.. Celal Bayar da, son demlerinde bile, 'Bu ilerici/  gerici savaşı, 200 yıldır sürmektedir ve hep biz kazanmışızdır..' demişti. Müslümanları ‘ilerici’ gösterecek değillerdi, elbette.. Şimdi, bu savaşı kaybettiklerinin korkusu ve hattâ paranoyasındalar. Ellerindeki siperleri sonuna kadar savunmak istiyorlar. Sezer’in bu konuşması, esasen bu konunun ne kadar çetin olduğunu gösteriyor. İyice ümidsizleşirlerse, yeni bir askerî darbe bile yaptırmak ister emperyalist güç merkezleri; geçmişteki bütün askerî darbeleri de planladıkları ve teşvik ettikleri gibi.. Şimdi hazırlamak istedikleri atmosfer de bu..Onun için, küçük siyasî polemiklere enerji harcamak yerine, dikkatimizi bu noktaya çevirmeliyiz.’

-Zeyneb Öymez yazıyor: Radikal gazetesinin ‘Laik devletin okulunda umre ödüllü yarışma’ başlıklı haberi üzerine Anadolu Gençlik Dergisi Yazı İşl. Md. Ali Özdemir’in basın açıklamasını gönderiyorum..’

‘*--Gönderilen basın bildirisinde ‘Radikal,  bu haberle,  mübarek toprakları ziyaret eden milyonlarca insanımızı (…) ve M. Eğitim Bakanlığı’nın hiçbir desteği olmadığı halde destek veriyormuş gibi göstermekle bu kurumu zann altında bırakmaktadır. (…) Masonik kuruluşların, Rotary ve Lions kulüplerinin resmî okullarda yaptıkları etkinlikler karşısında neden kayıtsız kalıyorsunuz? Başka bir dinin herhangi bir kutsal merkezinin ziyaretini de tepki verip, manşetten duyuracak mıydınız? (…)Türkiye’nin dört bir tarafında eğitim-öğretim sürerken yabancı okulların, bir hristiyan bayramı olan Paskalya’yı bahane ederek bir hafta tatile çıkmasına gözyumanların böyle bir yarışmayı çarpıtması düşündürücüdür..’  denilmekte.. Tepki de, sualler de mantıklı..

-brindar90@............ yazıyor: ‘Arkadaşlarla tarihten söz ederken aklımıza takıldı.. Bir ülkeyi fethetmekle, işgal yoluyla ele gecirmek arasinda ne fark vardır? İkisinde de bir toprağı ele geçirmek ve oradakilerin bağımsızlığını yokedip, kendi boyunduruğu altına almak yok mu? Bu durumda o ülkenin halkı da kendini savunmakta ve savaşmakta haklı degil midir?’

‘*--İşgal ve feth, eylem olarak, hareket olarak, her ikisi de elbette ki, aynıdır.. Her iki isimlendirmede de, başka bir coğrafya, başka bir güç odağı veya dünya görüşünün kontrolüne giriyor. Ancak, birisinde olumlu bir yaklaşım, diğerinde olumsuz, menfi bir yaklaşım vardır.. Onun için, biz feth'i kabulleniyoruz da,  fetihlerimize işgal ve işgallere de fetih demiyoruz.. Keza, Amerika da, mesela Irak ve Afganistan'ı işgal ettiğinden sözetmiyor, oraları özgürleştirdiğinden sözediyor.. O zaman, askerî hareketin şekline değil, hedefine ve o hareketi ortaya çıkaran niyete göre bir sorgulama yapmak gerekir.. (Ayrıca, hiç bir askerî hareket olmadan da, bir toplumun kalbinin fethedilmesi ve keza, askerî güç kullanmadan, toplumların kalblerinin, beyinlerinin, zevklerinin işgal edilmesi de mümkündür..)

İslam’da, sırf memleketler elde etmek niyetiyle savaşmak haramdır, ama, savaş Allah'ın dinini hâkim kılmak ve insanlar üzerindeki zulmü kaldırmak için olduğunda meşrudur ve feth ile neticelenirse, ondan bir de memnun olunur. Ama, hedefi, maddî menfaatler ve insanları köleleştirmek gibi olan savaşlar, ‘özgürleştirmek’ gibi iddialar taşısa bile, işgal ve zulümdür, insana Allah tarafından verilen özgürlüğün gasbıdır.’

-Abdulganî Karahan yazıyor: ‘6 Nisan tarihli ve ‘Tanzimat kafası’  başlıklı yazınız yanlış anlaşılabilir. Çünkü, İsviçre Medenî hukukunun asıl kaynağı, kilisenin kanonik hukuku değil (codex iuris canonici), ‘Corpus iuris civilis’ idi. Kanonik hukukun da etkisi yoktu denilemez, ama bu etki, sınırlı olmuştur.’

‘*--Verdiğiniz tamamlayıcı bilgi için teşekkürler..’

-Feyzi Kaan yazıyor: ‘12 Nisan günü, yazınızın yanıbaşındaki sütunda, Telafer'de direnişçilere karşı, ABD’nin, ‘Bedr Tugayları ve peşmergelerle birlikte bir operasyon başlattığı’na dair bir haber vardı. Bu doğrultuda;1) Daha önce, Bedr (?) Kuvvetleri’nin bağlı olduğu şiî cemaatin sözcüsünün, gazetenizin muhabirine verdiği mülakatta ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ deyişini nasıl buluyorsunuz? 2) El’ Hekîm’in arkasındaki İran desteği çelişkisi, size neyi ifade ediyor?’
‘*--Irak’da neyin, nasıl ve kim tarafından yapıldığını kimse bilmiyor bugün.. Çünkü, merkezî otorite yok.. Her küçük grup, kendisini kahraman, irtibat kuramadığı ve mahiyetini bilmediği diğerini düşman bilebiliyor.. İşgalci Amerika da tabiatiyle sadece kendi askerlerini ve menfaatlerini korumanın derdinde.. Ve, bölgede etkili olmak isteyen her güç odağı da, kendisine göre bir gelecek hazırlamak için, Irak’da tabloyu kendi tarafına çekmeye çalışıyor. ‘El’Hekim- İİC ilişkisi’ni de öyle görmek gerekir..  
Her grubun, şu anda çatışmadığı tarafla birlikte hareket etmesi, hakk ölçü açısından doğru değilse de, pratik gerçek, maalesef öyle... Biz de, işgalciye karşı çıkan herkesi şimdilik kaydıyla alkışlamıyor muyuz? Halbuki, onlardan niceleri de bizim dünyamıza karşılar..

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.