Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
“Uygarlıklar diyaloğu”nun sınırları
Salı, 18 Nisan 2006 - (23:03)
Şahin Alpay

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Başbakan Erdoğan’ın Sudan ziyareti sırasında, Arap yöneticilere hoş görünmek için olacak, İslam dini “kabileciliği ve kavmiyetçiliği” reddettiği için Darfur’da “asimilasyon ve soykırım” olamayacağını ileri sürmesi ve Arap olmayan Müslümanlara karşı işlenen insanlık suçlarını örtbas etmeye kalkışması en azından insanlığa sığmaz.


Hindistan’ın belki yaşayan en ünlü düşünürü olan Amartya Sen, geçenlerde yayımlanan “Hangi uygarlıklar çatışması?

Dinsel kimlik kader değildir” başlıklı makalesinde özetle şunları söylüyor: Samuel Huntington’un yaptığı gibi, insanları mensup oldukları dinlere göre sınıflandırmak bizi son derece yanıltıcı sonuçlara götürecektir. Çünkü insanların dinsel olduğu kadar milli, sınıfsal, ideolojik ve diğer birçok kimlikleri vardır ve hiçbir insan tek bir kimliğe indirgenemez. Dünya barışını “uygarlıklar diyaloğu” yoluyla sağlama yolundaki iyi niyetli çabalar, çok yanlış bir temele dayandıkları için, ters sonuçlar verebilir. (www.slate.com, 29 Mart) Amartya Sen bu sözlerle, Türkiye ve İspanya hükümetlerinin “uygarlıklar diyaloğu” yolundaki iyi niyetli çabalarına da bir gönderme yapıyor olabilir. Benim gönderme yapmak istediğim konu ise, AKP sözcülerinin “uygarlıklar diyaloğu”na yaklaşımında dikkat çeken tutarsızlıklar. Bir yandan Türkiye’nin çağdaş uygarlığı yakalaması için, öte yandan da Batı âlemi ile İslam âlemi arasında “uygarlıklar diyaloğu” için harcadıkları çabalardan söz eden AKP sözcülerinin zihinlerinde sanki iki ayrı, birbiriyle çelişen uygarlık kavramı var. Bu konuda açıklığa kavuşulması şart.

Şöyle ki: Bütün insanlığın kütürel mirasının ürünü olan, bu arada bütün dinlerin katkıda bulunduğu “çağdaş uygarlık”, her şeyden önce barbarlığın yani sorunların kavga, kaba kuvvet, silah ve savaşla çözülmeye çalışıldığı dönemin geride kalması; farklı görüş ve inançlara, haklara ve hukuka saygı gösterildiği, sorunların konuşarak, tartışarak, uzlaşarak çözüldüğü bir düzenin hakim olması anlamına gelir. Bu açıdan bakınca Batı âleminin bir bölümünün hâlâ daha çağdaş uygarlığı yakalamaktan uzak olduğu söylenebilir. Örneğin Bush yönetimiyle birlikte ABD’ye uygarlık dışı, sorunları silahla çözmek isteyen, barbar bir yönetim hakim oldu ve dünyayı barbarlığa sürüklemekte. Örneğin Avrupa’yı bir “Hıristiyan kulübü” olarak görenler, AB’nin “farklılık içinde birlik” ilkesini ayaklar altına almakta. Bu açıdan bakınca, geçmişte uygarlığın gelişmesine zengin katkılarda bulunan, İslam inancı ve kültürünün hakim olduğu ülkeler bugün büyük bölümüyle ve İslam’la hiç ilgisi olmayan nedenlerle uygarlıktan çok, ama çok uzak bir konumda.

Hıristiyan çoğunluklu ülkeler gibi Müslüman çoğunluklu ülkeler de mezheplere, milletlere, sınıflara, ideolojilere bölünmüş durumda. Onun için Batı’da Hz. Muhammed’i bir terörist olarak gösteren kışkırtıcı karikatürlere tepki gösterenler çok olmuştur; onun için Müslüman çoğunluklu ülkelerde İslamofobi az değildir. Bu nedenlerle Huntington’un dünyanın esas olarak din temelli uygarlıklara bölündüğü tezi, gerçeklerden ancak bu kadar uzak olabilir. Gerçek olan, dünyanın hem Batı’sında, hem de Doğu’sunda uygarlık ile barbarlık arasında verilen mücadeledir.

Türkiye, hem Batılı ülkeler ittifakının bir üyesi, hem de Müslüman çoğunluklu bir ülke olarak, elbette ki Batı ülkeleriyle Müslümanlar arasındaki diyalog ve anlayışın gelişmesine katkıda bulunmak için eşsiz bir konuma sahiptir. Türkiye’nin AB üyeliğini önemli kılan unsurların biri de kuşkusuz budur. Fakat Türkiye eğer Huntington’un söylediği gibi dünyanın dinler çatışmasına sahne olduğu anlayışına kapılacak olursa, bu rolü hiç oynayamayacağı gibi, yine Huntington’un önerdiği ve bir zamanlar Erbakan’ın savunup, sonradan hızla terk etmek zorunda kaldığı “İslam Birliği’ni kurmak ve başına geçmek” gibi bir hayal âlemine sürüklenebilir.

Çok yönlü, çok boyutlu bir dış politika izlemek, Batı ile İslam âlemi arasında karşılıklı anlayışın gelişmesine katkı yapmak, elbette ki Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygundur. Ama Başbakan Erdoğan’ın Sudan ziyareti sırasında, Arap yöneticilere hoş görünmek için olacak, İslam dini “kabileciliği ve kavmiyetçiliği” reddettiği için Darfur’da “asimilasyon ve soykırım” olamayacağını ileri sürmesi ve Arap olmayan Müslümanlara karşı işlenen insanlık suçlarını örtbas etmeye kalkışması en azından insanlığa sığmaz.

Zaman Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Şahin Alpay'in Diğer Yazıları
   Irak'a askerî müdahale: Felakete davetiye
   Abdülkerim Soruş ve İslami liberalizm
   İsrail militarizme boğuluyor
   İspanya’nın dersleri
   Şaron-Olmert planı yürümez
   Edward Said ve entelektüelin sorumluluğu
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.