Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Kaddafi, ne yapmak istiyor?
Cuma, 21 Nisan 2006 - (12:49)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Namazdan sonra yaptığı uzunca konuşmada, ilginç şeyler söyledi: "Afrika'yı ancak İslâm kurtarabilir ve bağımsızlığına kavuşturabilir; İslâm'ın birleştirici şemsiyesi altında toplanıldığı zaman, Afrika'nın kaynaklarının Batılılara peşkeş çekilmesine son verebiliriz; daha âdil ve müreffeh bir Afrika'nın kurulması o zaman gerçek olabilir" dedi. Namazdan sonra yaptığı uzunca konuşmada, ilginç şeyler söyledi: "Afrika'yı ancak İslâm kurtarabilir ve bağımsızlığına kavuşturabilir; İslâm'ın birleştirici şemsiyesi altında toplanıldığı zaman, Afrika'nın kaynaklarının Batılılara peşkeş çekilmesine son verebiliriz; daha âdil ve müreffeh bir Afrika'nın kurulması o zaman gerçek olabilir" dedi.


Timbuktu, Mali'nin başkenti değil; ama en büyük, en tarihî ve en canlı şehri. Afrika'ya medeniyetin Müslümanlar tarafından götürüldüğü en önemli şehirlerden biri. Timbuktu'yu "Afrika'nın İstanbul"u olarak nitelendirmemin nedeni bu.

İbn Battuta, seyahatnamesinde, 15. yüzyıl Timbuktu'su hakkında çok değerli bilgiler verir ve gündelik hayatın nasıl işlediği konusunda çarpıcı gözlemlerde bulunur; İbn Battuta'nın Timbuktu ve seyahat ettiği dünya coğrafyası üzerinde yaptığı gözlemler ve yorumlar, onun bir antropolog, bir kültür tarihçisi olarak, büyük bir kültürel coğrafyacı ve ilk büyük "kültürel incelemeler" teorisyeni olarak görülmesini mümkün kılacak kadar değerli ve derinlikli...

15. yüzyılda Timbuktu, Afrika'nın en güçlü, en zengin devletlerinden birine, Mali İmparatorluğu'na payitahtlık yapıyor. Tarihçiler, Mali'nin tam merkezinde yer aldığı Batı Afrika'nın, o vakitler, dünya altın rezervlerinin üçte birine sahip olduğunu yazıyorlar. Mali'nin zenginliğinin kaynaklarından biri de bu altın rezervleri. (Sömürgecilerin, neden Afrika'ya ve Latin Amerika'ya üşüştüklerini, büyük savaşlara tutuştuklarını buradan çıkarabiliriz. Meselâ, özelde İngilizlerin, genelde Avrupalıların dünya tarihinde kilit rol oynamaya başlamalarında Amerika kıtasındaki zengin maden yataklarının ele geçirilmesinin belirleyici olduğunu, bundan sonradır ki, Avrupa ekonomisinin gücünün bir anda birkaç misli, İngiliz ekonomisinin de 6 misli büyüdüğünü, patlama gerçekleştirdiğini; o yüzden açılan yeni iş alanlarında çalışmak üzere özellikle Afrika'dan zincirlere vurularak getirilen milyonlarca köleye ihtiyaç duyulduğunu Avrupalı tarihçiler yazarlar).

İbn Batuta, Mali'nin gücünü, ihtişamını ilginç bir örnekle anlatır: Mali İmparatorluğu'nun sultanı Menşa Musa, bin kişilik bir kafileyle Hacc'a gider; giderken Kahire'ye uğrar; Kahire'de karşılaştığı kişilere, kurumlara ve ilim adamlarına yığınla altın verir; Menşa Musa'nın bu Hacc ziyareti, Kahire'de yıllarca dillere destan olur ve konuşulur.

Timbuktu, o haşmetli günlerinden çok uzakta bugün; gerçekten perişan bir vaziyette. Batılı sömürgeciler ve onların uydusu diktatörler, Afrika'yı ve Timbuktu'yu tarihten silinmenin, yok olmanın eşiğine getirdiler.

Ancak Timbuktu, yine de tarihî ve kültürel hafızası, stratejik ve siyasî konumu bakımından önemli bir şehir. Kaddafi, bunu en iyi gören liderlerden biri olduğu için, her yıl düzenlediği toplantılardan sonuncusunu burada yaptı. Batı Afrika'nın beş ülkesinin liderini, Rusya Federasyonu'nun Müslüman başkanını da arkasına alarak Timbuktu stadyumunda ilk rekati 10-15 dakika tutan uzun bir akşam namazı kıldırdı.

Kaddafi'nin "imamlığı", akşam namazıyla sınırlı değil/di; Arap Birliği'yle ipleri attıktan sonra, Afrika Birliği projesini gündeme getirmeye başladı; kendisini Afrika'nın doğal lideri olarak görüyor.

Namazdan sonra yaptığı uzunca konuşmada, ilginç şeyler söyledi: "Afrika'yı ancak İslâm kurtarabilir ve bağımsızlığına kavuşturabilir; İslâm'ın birleştirici şemsiyesi altında toplanıldığı zaman, Afrika'nın kaynaklarının Batılılara peşkeş çekilmesine son verebiliriz; daha âdil ve müreffeh bir Afrika'nın kurulması o zaman gerçek olabilir" dedi.

Daha genel şeyler de söyledi Kaddafi: "İslâm, insanlığın kaderidir. Türkiye'nin AB'ye girmesi, AB'nin İslâmlaşma sürecini hızlandıracaktır. Eğer barış istiyorlarsa, İslâm, yeryüzünde barışı sağlayabilecek tek kaynaktır. İslâm, kılıçla veya silâh zoruyla yayılmamış, insanlığın kalbini fethederek yayılmıştır. Bugün bizim bağımsızlığımıza kastedenler, bunun bedelini tıpkı Irak'ta olduğu gibi çok ağır ödeyeceklerini bilmelidirler. Tıpkı Irak'ta olduğu gibi, Suriye'de de, Mısır'da da, Müslümanlar, bağımsızlıklarını kaybetmemek için şehit olmaktan çekinmeyeceklerdir. Bizi diyaloğa çağıranlar, önce Hz. Muhammed'in peygamberliğini kabul etsinler; o zaman diyaloga hazırız. Çünkü biz onların peygamberlerini kabul ediyoruz. Savaşı, çatışmayı biz çıkarmıyoruz; onlar çıkarıyor."

Afrika'nın eski gücüne kavuşabilmesinin en emin yolu, İslâm'ın yeniden belirleyici bir konuma gelmesinden geçiyor. İyi de, Kaddafi'yi ciddiye almak pek mümkün değil ki! O hâlde, ne yapmak istiyor Kaddafi?

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.