Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Antilaik sekülerleşme modeli
Cuma, 21 Nisan 2006 - (12:48)
Akif Emre
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Gerçek laiklik uygulanırsa meselenin hallolacağını savunanlar gittikçe sekülerleştiklerini 'önemsemeden' sekülarizmin profan değerlerini içselleştirerek sistem tarafından iç-edildiklerini fark etmediler bile…


Bir toplumun ayağı kaymaya görsün bir kez. Ölçüsü, kimliği, yönü kaybolmuşsa bir toplumun, bir milletin kendine gelmesi, kendi olması o kadar zor ki.

Birkaç yüzyıllık bir zemin kaybından, tökezlemelerden sonra üstümüzdeki ölü toprağını serperek kendimize gelmeye başladığımızı zannettiğimiz anda hâlâ 'yüzyıllık düşüş'ün şokunu, şaşkınlığını atamadığımızı ancak fark edebiliyoruz. Daha doğrusu bir kısmımız bunun bir düşüşü olduğunun bilincine varabiliyor. Düşüş o kadar uzun ve etkisi o derin olmuş ki, tarihi yürüyüşümüze dair herhangi bir iz, hatıra kalmamış gibi belleğimizde. Yön duygusu yitik, hedef muğlak, içinde bulunulan durumun vahametinden habersiz "ahmak saadeti" sergiler hale gelen yığınlar… 'Düşüş'ün bir 'düşüş' olduğunu tespit etmek varlık-yokluk meselesi haline geliyor.

Medeniyet eksenini kaybeden toplumların yönelimleri de kayboluyor. Bir zamanlar 'varoluş şuuru' veren simyayı saklamaya çalışırken kendine yeniden hayat bahşedeceği umuduyla el attığı iksirin kimyasının ne kadar zıt olduğunun idrakinde bile değildir. Kendini savunmak adına karşı çıktığı durumun argümanı haline gelmekten kurtulamıyor bir türlü. Kendi düşüş serüveninin serencamından haberdar olmadığı gibi künhüne vakıf olmadığı için karşı çıktığı(düşünce) sistem/ler/inin birer parçası haline geldiğinin idrakinden yoksundur.

Tarihsel yürüyüşü içinde bu memleketin asli unsuru /parçası olan 'yerli unsurun' iddialarının serencamı günlük öfke kadar kısa ve soluksuz bir tepkiyi; karşı çıkarken iç-edilme gibi de içselleştirmeyi hatırlatıyor.

Kendi varlık gerekçesini inkar edercesine bu memlekette Müslümanlık'la ilgili her türlü oluşla (modern ve post) yöntemlerle mücadele etmeyi yegane misyonu edinen seçkinci zümre ile buna karşı varoluş şartını savunma durumunda olanların hikayesinden bahsediyoruz. Bir yanda istikametini kaybetmiş bir 'yıkıntı aydını' tavrıyla düşüşü bile idrakten yoksun oluş, diğer tarafta kurtulmak adına vehimlerden kuleler yükseltenler…

Kendilerini son on yılın mağduru sayanlar, bir kere, mağduriyetlerini on yılda olup bitenlerden ibaret görmekle kaybettiler. Başörtüsü ile okuyup okumamaya indirgenmiş bir mağduriyet anlayışının kendini savunması da başörtüsü ve okuma hakkı ile sınırlı olacaktı. Başörtüsüne indirgenmiş, sınırlanmış bir çözüm arayışı da kaçınılmaz bir içselleşmeyi getirecekti.

Yıkıntı aydınlarından kimilerinin 'başörtüsü' ile 'okuma'yı savunurken kullandıkları argümanlara karşı çıkmayanlar, zamanla aslında kendi varlık gerekçelerinin içini boşaltan bu gerekçelere sığındıklarının farkında bile olmadılar. Ya da olmak istemediler. Başörtüsünü savunurken örtük biçimde dillendirdikleri değerleri, kavramları içselleştirmekte gecikmeyeceklerdi. Bir direniş, bir muhalif ruh kuşatılarak şekli bir 'hak kazanım'a dönüştürülmüş ancak hakkın ruhu buharlaştırılmış oldu. Sonuçta ne hak elde edilebildi ne o 'hak ediş'e anlam veren değerin ruhu kaldı.

Gerçek laiklik uygulanırsa meselenin hallolacağını savunanlar gittikçe sekülerleştiklerini 'önemsemeden' sekülarizmin profan değerlerini içselleştirerek sistem tarafından iç-edildiklerini fark etmediler bile…Modernleşerek dini ve devleti kurtarmayı uman Osmanlı uleması ve aydını gibi gerçek laiklik uygulanırsa haklarını elde edeceğini umanlar zamanla, sekülerleştikçe haklarından vazgeçeceklerini düşünmüşler midir?

Her sistem kendi kavramları ve değerleriyle var olur ve meşruiyetini kazanır. Ödünç kavram ve değerlerle hiçbir gerçek hak elde edilemez.

Jakoben laikliğe karşı çıkarken gerçek laiklik adına Anglo-sakson modelini önermek garabetine düşmek tökezlemiş bir milletin bilinç kaymasıdır. Bir yanda jakoben baskı diğer tarafta sekülerleşmeye davet eden modernleşmenin hayatın anlamını içeriksizleştirici kıskacı arasında sıkışan hak arayıcıları… Statükoyu korumak adına jakoben yöntemlerde ısrar edenlere karşı sekülerleşmeyi tetikleyen sürece ikna olanlar yaşadıkları dönüşümün/değişimin farkındalar mı dersiniz?

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Akif Emre'in Son 10 Yazısı
   Annapolis'ten yeni bir savaş çıkabilir
   Derin kitle yahut derin millet
   Milli şairi sürgüne giden ülke…
   Papa'ya yazılan 40 yıllık mektup
   Toplumsal şizofreni
   Savaşlar olmasın ya da yaşasın zalimler
   Sadece İsrail mi suçlu?
   Toynbee'den Cansever'e ''vahşi batı''yorumu
   Seküler ahlak mümkün mü?
   İsrail'in ''daimi sınırları'' nereden geçer?
   Medyatik laiklik ya da toplumun sekülerleşmesi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.