Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Okuyup konuşmaktan hedef, doğruyu anlamaksa
Pazartesi, 24 Nisan 2006 - (18:29)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Kitab okumayı veya diğer yazılı yayınları takib etmeyi pek sevmeyen bir toplumuz.. Gazete- kitab gibi yazılı yayınların çok okunduğu söylenen toplumlarda ise, neler okunduğuna pek bakmayız. ‘Best-seller’ (en çok satan) listelerinin ilk sıralarında daha çok, iç gıcıklayıcı veya meşhur kişilerin hayatlarının gizli taraflarına merakları tahrik eden veya afrodisiac maceralardan sözeden yayınlar olduğu pek söylenmez.. Ancak, o okuma alışkanlığı bile, o toplumlarda, bir araştırma geleneğini ve ilmî kitabların okunmasını da yaygınlaştırmaktadır.

Tv.’nin, bir ‘tahammûq’ (ahmaklaştırma) kutusu’ haline geldiği söylenir, hep.. Ama, bazen öyle ilginç tartışmalar ve proğramlar oluyor ki, onları dikkatle takib edenler, iki saatlik bir ciddî tartışma proğramından, birkaç kitab okumuş gibi faydalanabilirler.

Mesela, geçen Salı akşamı, Kanal 7’de N. Ilıcak’ın sunduğu, laiklik üzerine Prof. Niyazi Öktem, Ruhat Mengi, Abdurrahman Arslan, Prof. Mehmet Ali Kılıçbay’ın tartışmalı proğram ilginçti. Aynı saatlerde, ‘ntv’de de; O. Haksever’in sunduğu ve ‘Amerikan emperyalizmi ve İslamî İran gerginliği’nin tartışıldığı ve Fehmi Koru, Kenan Çamurcu, Prof. Tolga gibi isimlerin katıldığı bir proğram vardı. Yine aynı saatlerde, ‘atv.’de de A. Kırca’nın yönettiği bir proğramda da, ‘Gurbetteki Çocuklar’ın durumu üzerine bir proğram vardı.. Ben bunlardan hangisine öncelik vereceğimi belirlemekte zorlandığımı söylemeliyim.

Evet, faydalı proğramları pespâyeleriyle aynı kefeye koymak haksızlık olur.

Bu arada, 17 Nisan günü, Köln’de, Mustafa İslamoğlu ve Munib Engin Noyan’ın konuşmacı sıfatıyla katıldığı ‘Hilâl tv.’nin proğramını, üstelik giriş paralı olduğu halde binlerce kişi izledi. İnsanlar, kendilerine yakın buldukları proğramlardan bir şeyler öğrenmenin susuzluğu içindeydiler.

20 Nisan akşamı da, Köln Üniversitesi’nde bir tartışmalı toplantı vardı. ‘Köln-Yüksekokullar İslamî Birliği’ (Islamische Hochschulvereinigung-Köln) tarafından tertiblenen ve ‘Sınırsız bir basın özgürlüğü var mıdır? Hangi değer, bugün de kutsaldır? Korunan değerler ve kurallar hangileridir?’ gibi konular etrafında..

İslamî örtünmeye dikkatlice riayet eden ve hukuk okuyan ve almancaya da hâkim bir hanım kızın yönettiği  proğramda, Prof. Abdurrahman Reidegeld, gazeteci A. Ahmed Rashid, Prof. Janbernd Oebbecke, Protestan ilahiyatçı Dorothee Schaper, ve ‘Kölner Stadt Anzeiger’ isimli gazetenin politik editörü Astrid Wirtz konuşmacı idiler..

Toplantıya yaklaşık 400 kadar dinleyici katılmıştı.. Bu 400 kadar dinleyicinin yarıdan fazlası hanım ve bu hanımların neredeyse üçte ikisi de İslamî örtüye riayet dikkatlerini yansıtan kimselerdi..

3 saat kadar süren toplantı, daha verimli olabilecekken, bazı genç dinleyicilerin heyecanı veya tecrübesizliği yüzünden sadece konu daha çok başörtüsü yasağı veya karikatür krizi gibi konularda düğümlendi. Ama, toplantı yine de, bu gibi akademik tartışma proğramlarındaki yanlışlarımızın görülmesine vesile oldu.

   NOT: 1- Hazırladığı ‘Şemdinli İddianamesi’ yüzünden fincancı katırlarını ürküten Van C:  Başsavcısı Ferhat Sarıkaya’nın, hem de savcılık mesleğinden bile atılması tardı/ ihracı, dokunulamadıklarından şikayet ettiklerimize, bundan sonra daha bir dokunulamıyacağının bir belgesi oldu. Türkiye’de hukuk düzeninin, laik-kemalist rejimin korunmasını temel hedef edindiği, adâlet düşünce, duygusu ve saygısının bu hedef için kullanıldığı gözler önüne en çarpıcı şekilde bir daha konuldu..

Hukukun mânasını ‘28 Şubat’ günlerinde, Genelkurmay’da verilen brifinglerde öğrenenlerin, hangi konuda, asla tarafsız olamıyacakları, bizzat Sezer’in son konuşmasında da açıkça dile getirilmişti.. Şimdi, biri Ad. Bakanı (siyasî kişi), diğerinin de onun müsteşarı (yüksek bürokrat) olmak üzere, geri kalan 5’inin de bizzat C. Başkanı’nca tâyin edildiği aldığı ve 7 kişiden oluşan Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 1 karşı oyla aldığı bu tard/ ihraç kararının yargıyı, siyasîleştirdiği değil, tam tersine ne kadar ‘askerî’leştirdiğini ve bu kararın da ‘postal yalama’ geleneğine göre şekillendiğini ifade etmekle yetineyim, şimdilik.. Ancak, bu tablo, Ad. Bak. Cemil Çiçek’in sorumluluğunu ve Hükûmet’in acziyetini yokedemez.  

2- Resul-ü Ekrem (S)’in Mekke’deki evinin yıkıldığı iddiası üzerine Yeni Şafak’tan İ. Karagül ve Hürriyet’ten A. H. Coşkun birer yazı yazdılar.. Bu arada, Hz. Hâdîce’nin evinin miladî-1998’de yıkıldığı ve bu yerin abdesthane yapıldığı iddiası da tekrarlandı.

1998 yılında bir tarihçi, Medine’de, Hz. Peygamber (S)’in mensub olduğu Hâşimî’lere aid mahallenin yerle bir edildiğini, Suûd rejiminin bunu Hz. Peygamber’den intikam almak için yaptığını çok duygulu bir şekilde anlatmıştı.

Halbuki, bana gösterilen o toprak evlerin yıkıntıları arasında çıkan demir tavan kolonları en fazla 150 yıl öncesine aid idi.. Muhatabıma, mekan veya isim-terim fetişizmine kaçabilecek sahte hassasiyetler icad etmekten kaçınılması gerektiğini; asıl görülmesi gerekenin, cadde ve tünellere Şa’r’el Ebu Leheb / Nefeq’ul Ebu Leheb gibi isimlendirmelerle hortlatılmak istenen modern Câhiliyye olduğunu; Uhud Gazvesi’nin cereyan ettiği mekanların, dikilen apartmanlarla yok edilmesinin ve de hattâ kolalı Amerikan içeceklerine aid kutu artıklarının etrafı doldurduğunun olması gerektiğini ve keza, Mekke ve Medine’de pazarların hele de Hacc zamanlarında kapitalist ve komünist dünyadan gelen mallarla dolu oluşunun ve bunları almak için, sergilediğimiz  iştahın görülmesinin daha az önemli olmadığını hatırlatmıştım. 

Evet, Mekke’de  ‘Beytullah ve Mescid’ul Haraam’ın etrafının saray ve gökdelenlerle, beton yığınlarıyla doldurulmasına karşı çıkmalıyız; ama, 14 asır önceden kalma toprak evlerin fazla iddialı olacağını ve keza, Medine’de, ‘Mescid’un Nebî’ etrafının son 20 senede, bir mezbelelik görüntüsünden kurtarılıp, nisbeten temizlenmiş olmasının takdirle karşılanması gerektiğini düşünüyorum.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.