Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
‘Kurumlar saltanatı’na karşı çıkan Arınç desteksiz bırakılmamalıdır!
Salı, 25 Nisan 2006 - (18:02)
Selahaddin Eş Çakırgil

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Meclis Başkanı Bülend Arınç’ı TBMM’de verilen 23 Nisan resepsiyonunda dinlemek zorunda kalan C. Başkanı Sezer’in yüz hatları, sanıyorum ki, milletin büyük ekseriyetinin, Sezer’i dinlerken yüzünde beliren hatlar gibiydi. Halbuki, ‘laikliğin değiştirilemiyeceği ve ilelebed varolacağı’ gibi iddialı ve gelecek zamanlarda hattâ komik olabilecek laflar da etmişti, Arınç.. (Bazılarınca, ‘rüşvet-i kelâm’ kabilinden..)

Millet, Sezer’i her dinleyişte, ‘Yine mi irtica, 80 yıldır dokunulamıyan tahakkümün süreceğine dair nutuklar, gözdağı vermeler yine mi?’ derken; Sezer de Arınç’ın sözleri karşısında  ‘İşte.. İrtica’ın her tarafa tahmin ettiğimden de daha yaygın ve etkin şekilde sızdığının bir diğer belgesi..’ der gibi bir umutsuz görüntü veriyordu..

Ve milletin olması gereken TSK’yı, Ordu’yu, sadece ‘resmî ideolojinin ve müessisinin bekçisi’ zanneden bazı ünlü ‘jeneral’lerin, kendi yanlarına gelen Bülend Bey’le yüzyüze gelmek istemiyormuşcasına, oldukça soğuk bir şekilde el sıkışmak zorunda kalmaları da topluma ilginç mesajlar veriyordu. Nitekim, medya da ‘askerin Arınç’ı alkışlamadığını, soğuk bir tavır sergilediğini’ vurguluyordu. (Arınç, ne de olsa, bir astsubayın oğlu değil mi? Bu ‘askerî sınıf farklılığı’nın etkili olabileceğini kabullenmek istemiyenler, orduevleri’nde, subay/ astsubay bölümlerinin ayrı olduğunu ve bunun ne mânaya geldiğini düşünmelidirler. (Bir de erlere bakışın nasıl olduğunu, dövülerek öldürüldüğü iddia edilen bir er için, bir general hakkında, geçen hafta bir askerî mahkemeden istenen cezanın sadece 2 sene olması da bir şeyler hatırlatmıyor mu?)

Arınç’ın sözlerinden bir demet derleyelim:

*…Meclisimizin fonksiyonu, gücü ve yetkileri kısmen erozyona uğramıştır. 
*Kimi zaman çok önemli mekanizmaların dışında bırakılan Meclis'in fonksiyonları daraltılmıştır. Örneğin, ülkenin iç ve dış siyasetine çok büyük etkisi olan ve
'gizli anayasa' diye, kabul edilemez bir tanımlamayla anılan Millî Güvenlik Siyaset Belgesi'nin hazırlanılmasında, Meclisimiz ve ilgili komisyonlarımız tamamen devre dışıdır.

*Artık işlevini yitirmiş, yıllardır sorun üreten bir kurumun (YÖK’ün) kaldırılması, bu kurumdan ve elitist, anti-reformculardan gelen tepkiler nedeniyle gerçekleştirilememiştir. Halkın büyük çoğunluğunun istediği bu değişikliğe karşın, Yürütme’nin azınlık anti-reformcuların talebini öncelemesi, ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur.

*Meclisimiz 84 yıl önce saltanat kurumunu kaldırmıştır. Ancak bugün ülkede bu kez 'kurumların saltanatı' hüküm sürmektedir. Bazı kurumların katılımcı demokrasi yerine kurumsal saltanatı Türkiye için uygun gördüklerini iddia etmek çok dayanıksız olmayacaktır.
*Ülkede bir
rejim sorunu değil, rejimin sahibi olma tartışması vardır. Ülke yönetiminde inisiyatif alanlarını genişletme ya da sahib oldukları gücü kaybetmeme tartışmaları vardır.
*Kamusal alan, yurttaşların ortak meselelerini eşit ve özgürce tartıştığı alandır. (…)Devlet, kamusal alanın sahibi değil, koruyucusudur.
*Devlet, dinî inançların yaşamasını teminat altına alması gerekirken, tam tersine kamusal alanda bazı inançların yaşam hakkını, ifade hürriyetini kısıtlamaktadır. (…) Bu çelişki yıllardır Türkiye'nin iç huzurunu zedelemekte ve bitmez tükenmez sorunları beraberinde getirmektedir.’

Görülüyor ki, Arınç’ın konuşmasında, YÖK’ten, MGK’ya, Sezer’den, diğer bazı dokunulamaz, etkili kurumlara kadar herkese bir şeyler söylenmiş ve hattâ, YÖK’ün kaldırılmasına yönelik taleblerin Hükûmet tarafından karşılanmaması da eleştirilmiştir.

Böyleyken, bir ‘yüksek bürokrat’/ memur olan MGK Gen. Sek. Yiğit Alpogan’ın ‘Bilgi eksikliği var, telafi edilebilir.’ diyebilmesi, ve konuyu sadece bilgi verme derecesinde görmesi ve Meclis’i karar mekanizması olarak  görmediğini ihsas ettirmesi, Arınç’ın sözünü ettiği ‘kurumlar oligarşisi/ saltanatı’nın bir diğer güç gösterisidir.

Baykal ise, Arınç’ın Meclis’i, ‘Osmanlı Meclisi’nin devamı’ saymasını saygısızlık sayıyor. Tam da, kendilerini ‘tarihin başlangıç noktası’ görenlere mahsus bir tavır!

Halbuki, başta ‘Misâk-ı Millî’ (Millî Yemin) denilen ve yeni sınırları gösteren karar olmak üzere bir çok temel belge ve kanunlar hâlâ da o Meclis’in kanunları.. Üstelik, o Meclis, çalışmalarını, ’uygun bir yer ve zamanda devam etmek üzere tâlik etmiş’, ertelemiştir. Keza, Arınç’ın da dediği gibi, ‘İlk Meclis’te kullanılan İç Tüzük, Osmanlı Meclis-i Meb’ûsânı’nın tüzüğüdür ve 7 yıl yürürlükte kalmıştır.’ Kaldı ki, M. Kemal de bir ‘Osmanlı Paşası’dır. Ayrıca, Prof. T. Ateş de dün, ‘Bugün’de, M. Kemal’in ‘... Millet işlerinde meşrûiyet, ancak millî kararlara istinad etmekle (dayanmakla), milletin genel eğilimlerine tercüman olmakla elde edilir.(…) Evvelâ Meclis, sonra ordu... Orduyu yapacak olan millet ve onun adına Meclis'tir. Çünkü ordu demek, yüzbinlerce insan, milyonlarca ve milyonlarca servet ve zaman demektir. Buna iki-üç şahıs karar veremez..’ dediğini aktarıyordu..

Bir de, Arınç’ın tam da bu mânalara uygun sözlerine karşı, kemalizm adına sergilenen tepkilere bakınız! Bu ‘kurumlar oligarşisi/ saltanatı’ kırılmadıkça, millet ve ülkeye huzur yoktur ve, devlet de tökezlemekten kurtulamaz!

Arınç, milletin temel taleblerine geniş çapta tercüman olmuş ve alkışı hakketmiştir!.

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Selahaddin Eş Çakırgil'in Son 10 Yazısı
   Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
   Allah’ın diniyle savaşta olanların, o dinin terimlerinden istifade kurnazlığı..
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   ‘Diktatörlük cumhuriyeti / cumhuriyet diktatörlüğü’ mü?
   Kalblere hükmedilemiyeceğini hâlâ anlamıyan zavallılar..
   Emperyalizm, Lübnan’da yenilmeye mahkûmdur!
   ''Kutsal'' karşıtları, sahiden de ''dua''sız mı?
   ‘Kişilere tapma hastalığı’, başka nasıl olur ki?
   Kosova, bir çetin 'devlet' yolculuğuna çıkarken..
   -Zulm, şirk ve küfrün hâkim olduğu-; ’Her yer Kerbelâ, her gün Âşûrâ..’
   ‘Modern klanlık / kabilecilik’ anlayışının çizgisinde..
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.