Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Brzezinski'den İran'a: Laikleş ve ''kurtul''!
Çarşamba, 26 Nisan 2006 - (00:09)
Yusuf Kaplan
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Batıyı ayağa kaldıran laik tecrübe, aynı zamanda, azmanlaştıran ve büyük bir felsefî, ahlâkî ve toplumsal çöküş yaşamasına zemin hazırlayan iki başlı kılıç gibi bir işlev görüyor.


Batı'dan gelen her şeyi sorgusuz sualsiz almaya kalkıştığımız; kendi kültür ve medeniyet iddialarımızı ve rüyalarımızı terk ettiğimiz için dünyada entelijansıyası olmayan tek ülke biziz.

Bu, aslâ tesadüfî bir şey değildir. Çünkü Batılıların Rönesans ve Reformasonla geliştirdikleri küresel meydan okumanın önündeki hem en büyük engel, hem de onun "alternatif"i olabilecek kültür ve medeniyet birikimine ve iddiasına sahip en güçlü aktör biz olduğumuz için; Batılılar, bu engelin ve aktörün bertaraf edilmesi amacıyla tam 3 asır üzerimize çullandılar.

Önce Osmanlı'yı tarihten sildiler; ama bu ülkeyi ve bu "millet"i ortadan kaldıramadılar; Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları'nda verdiğimiz destansı direniş mücadelesi ve mücahedesiyle bu ülkeyi dışardan saldırarak yok edemeyeceklerini gördüler. Ama konformistlerin veya komitacıların da katkılarıyla bu ülkeyi laikleştirerek içerden çökertme, zihinsel olarak sömürgeleştirme projesini uygulamaya koydular.

Sonuçta, Türkiye'nin omurgası çökertildi: Bu ülkenin çocukları, bu ülkenin kültürünün, tarihinin ve medeniyet birikiminin sunduğu rüyaları görmüyor artık. Büyük rüyalar görebilecek derin kaynaklardan ve ufuktan mahrum.

Müslüman bir ülkenin laikleşmesi, kendine özgü köklü iddialarını terk etmesi demekti. O yüzden Batılılar, laikleşme projesini bugün bütün İslâm dünyasına derinlemesine uygulamak için vargüçleriyle çalışıyorlar.

Amerikan dış politikasının yapılmasında kilit roller oynayan Zbignew Brzesinski, Pazar günü Los Angeles Times gazetesinde yayımlanan yazısında, Amerika'nın İran'a saldırmasının, Amerikan yüzyılının sona ermesiyle sonuçlanacağı uyarısında bulunuyor ve Amerikan yönetimine, Türkiye'de uygulanan laikleşme projesinin İran'a da uygulaması durumunda asıl hedefe ulaşılacağı nasihatını yapıyor. Şöyle diyor Brzezinski: "İran, eğitim, sosyal hayatta kadının yeri ve özellikle de genç kuşağın sosyal beklentileri açısından yakın bir gelecekte, Türkiye'nin geçirdiği evrime benzer bir evrim geçirebilecek objektif önşartlara sahip bir ülkedir"

Brzezinski'nin söylediği şey çok açık: İran'ı dize getirmenin ve teslim almanın yolu, İran'ın İslâmî iddialarından vazgeçmesine imkân tanıyabilecek laikleşme projesini hayata geçirmekten geçiyor.

Şunu artık kafamıza iyice kazıyalım: Bugün Batı kültürünün omurgasını Hıristiyanlık değil; laiklik oluşturuyor. Batılılaşma, laikleşme demektir. Batı dışındaki ülkelerin laikleşmeleri, içerden teslim alınarak kendi kendilerine intihar etmeleri anlamına gelmektedir.

Elbette ki, laiklik, Batı'yı kurtarmış ve Batılıların tarihe girmelerine imkân tanımıştır. Ancak Batı dışındaki kültürlerin ve toplumların laikleşmeleri, Batılılar gibi tarihe girmeleriyle değil, önce zihinsel olarak köleleşmeleriyle, sonra da fiilen tarihten silinmeleriyle ve gitmeleriyle sonuçlanacak bir intihar girişimidir.

Ayrıca Batı'da laikliğin itici gücü İslâm, kaynağı da Antik Yunan düşüncesidir. Ama bu, İslâm'ın laik bir din ve dünya tasavvuru önerdiği anlamına gelmez; aksine İslâm'ın Batı'da olmayan bir şeye sahip olduğu, yani din ile dünyayı, ruhla bedeni bir bütün olarak kavradığı ve yarın tarihin yapılmasında bu kez yeniden birinci derecede etkili olabilecek yegâne güç ve kaynak olduğu anlamına gelir.

Batıyı ayağa kaldıran laik tecrübe, aynı zamanda, azmanlaştıran ve büyük bir felsefî, ahlâkî ve toplumsal çöküş yaşamasına zemin hazırlayan iki başlı kılıç gibi bir işlev görüyor.

Çünkü laiklik, bölücü ve çatışmacı bir hayat-dünya sunar: İnsan'ın Tanrı'yla ilişkisini koparır; ruhu bedenden ayırır; bireysel, etnik, sınıfsal ve ırksal kimlikleri mutlaklaştırır. Güçlü olanın haklı ve hâkim olduğu darwinyen bir dünya, sunabileceği tek dünyadır. Bu da, güçlü olan dışındaki her şeyin ve herkesin ölümünü beklemeyi önceden kabullenmesi demektir.

Laikliğin tanrısı, çıkar ve çatışma'dır: Bireysel, etnik, ulusal, cinsel, bedensel ve maddî her tür çıkar ve çatışma. Orta ölçekli küresel bir siyasî ve ekonomik kriz, laik bir dünyanın çatışma ve kaosların eşiğine sürüklenmesi için yeterlidir. Nitekim bu gerçeği çok iyi gören Brzezinski, Amerika'nın İran'a saldırısının, Amerika'yı içinden çıkamayacağı büyük bir iç kaosun eşiğine sürükleyeceği uyarısında bulunuyor.

O hâlde yakıcı soru şu: İslâm dünyası, yaklaşık 2 asırdır çektiği onca çileye, ıstıraba, işgal ve katliamlara rağmen, hâlâ her türlü tecavüz'e karşı direnme, ayakta ve hayatta kalma, hatta yeniden toparlanma, zorluklara teslim bayrağı çekmek yerine, zorlukları teslim alma iradesine sahip olduğunu neye dayanarak ve nasıl gösterebiliyor?

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Yusuf Kaplan'in Son 10 Yazısı
   Ilımlı İslâm ve Türk İslâmofobisi
   Amerika izlenimleri: 'Terra incognita'nın yeniden keşfi (mi?)
   Amerika izlenimleri: Akademi, sistem ve kilise
   İslâm'ın gücü ve Türkiye'nin “yük”ü
   Gayr-ı Müslimler, Osmanlı ve laiklik
   Medeniyetler ittifakı ya da patinaj yapmak
   Ey laik Türk militerati'si “aklını kullan”
   Anahtar, Bediüzzaman/da/dır
   Dünyanın Müslümanlaşması tehlikesi
   İHL kuşağı, bu ülkenin geçmişi ve geleceğidir
   İSAM, neden çağdaş bir beytü'l-hikme olmasın ki!
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.