Tüm Haberler
Tüm Haberler
Sık Kullanılanlara Ekle! Açılış Sayfası Yap! Sitene Ekle! İletişim
  Anasayfa
  Haberler
  Bölgeler
  Yazarlar
  Ziyaretçi Yorumu
  Üyelik İşlemleri
  Künyemiz
  İrtibat

Gelişmiş Arama
Kitap Tanıtımı
 Humus'ta Kan Gövdeyi Götürüyor (Video)    Erdoğan: Suriye bizim iç meselemizdir    Zevahiri Suriye Muhalifetini Destekledi    Beşşar Esad’ın Suriye'de Öngöremedikleri    Şehid Şeyh Ahmed Yasin: Allah'ım Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum    ''İskenderun saldırısı İsrail'in taktik değişikliği''    İKÖ ve İslam Dünyasının Soruları    İrlanda gemisi Gazze yolunda    Türkiye'den İsrail'e Enerji Yaptırımı Sinyali    Hamanei: ''Siyonist rejimin saldırısı beşeri vicdanlara saldırıydı!''  
Küresel devlet terörü ya da diplomat ajanlar
Çarşamba, 26 Nisan 2006 - (00:11)
Akif Emre
Yeni Şafak Gazetesi

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

Amerika, terörle küresel mücadele adına gittikçe korsan devlet refleksi sergiliyor. İlke, hukuk, anlaşma, tanımayan, kendine güvenini kaybetmiş, kaybetme telaşesinde bir korsan devlet refleksi... İşgalci bir devletin meşruiyet sıkıntısı gibi, korsan eylemlerle amacına ulaşmaya çalışan bir siyaset refleksi bu.


"Terörle savaş" ibaresi, her türlü hukuksuzluğu, her türlü özgürlük kazanımlarını, her türlü insani değeri, her türlü uluslararası normu çiğnemeyi meşrulaştıran sihirli anahtara dönüştü. Hele buna bir de "küresel" kelimesini eklerseniz aşılmayacak engel kalmamış demektir. Amerikan halkının dünya algısı, özgürlük tasavvuru öylesine terörize edilmiş ki 'kod adı terör' olan her saldırganlığı desteklemeye hazır hale getirilmiş görünüyor.

Kuruluş bildirgesine özgürlük, eşitlik gibi İnsan Hakları Beyannamesine temel olan ilkeleri koyan ilk devlet olmakla övünen Amerika'nın ilk çelişkisi değil bu durum kuşkusuz. Kuruluş bildirgesinde özgürlük ve eşitlikten vazgeçilemeyeceğinden bahsetse de vatandaşlarını özgür olanlar ve tam özgür olmayanlar diye ikiye ayıran tek ulus-devlet de Amerika'dır. Zencilerin "eşit ve hür vatandaş" olmaları kuruluş bildirgesinin ilanından yaklaşık iki üz yıl sonra gerçekleşebilmiştir. Ama Amerika buna rağmen tüm dünyada "özgürlükler ülkesi" imgesini zihinlere işlemeyi başarmış bir ülkedir. Amerikan tarihinin temelinde saklı olan bu iki yüzlülüğün daha ilkel ve küresel çaptaki uygulamalarını artık yerliler ve zencilerden başkaları da hissedecek gibi görünüyor. Kendisini 'tüm dünyanın hegomonu' görme eğilimindeki Amerikan sistemi dünyadaki ülkeleri, insanları da ikili tasnife tabi tutuyor: Özgürlük ve eşitliğe, insani değerlere layık olanlar ve olmayanlar.

Alışılmış bir Amerikan karşıtlığının tekrarı gibi görünen bu bildik ama pek de bilinçle kavranmamış tespitleri tekrarlamamın nedeni Amerikan Savunma Bakanlığı'nın kabul ettiği yeni terörle mücadele planı. Washington Post gazetesinin haberine göre Savunma Bakanı D. Rumsfeld, küresel ölçekte terörizmle mücadele etmek için üç aşamalı bir "savunma planı"nı kabul etmiş. Buna göre CIA bile devre dışı bırakılarak, diplomatik teamülleri ve kuralları hiçe sayarak (çünkü Dışişleri Bakanlığı da devre dışı bırakılıyor) Amerikan elçilikleri birer özel operasyon merkezi haline getiriliyor. Bu yeni plana göre, ABD elçiliklerine gönderilecek özel timler sadece istihbarat toplamakla yetinmeyecekler, daha operasyonel yetkiyle donatılarak, adam kaçırma ve öldürme dahil "terörist kampları"na baskın düzenleme gibi askeri eylemler düzenleyebilecekler. Böylece diplomatik temsilcilik statüsündeki elçilikler askeri operasyon merkezi haline getirilecek. Habere göre ilk elde sayıları 20 kadar olan Ortadoğu,Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkesine gönderilecek ajanlar terörle mücadele adına baskın düzenleyip, adam kaçırabilecekler.

Planın ikinci aşamasında ise hedef daha daraltılarak, seçilmiş 12 örgütün bu yöntemlerle ortadan kaldırılması hedefleniyor. Yani Amerikanlı diplomat kılığındaki ajanlar egemen bir ülkenin toprağında operasyon düzenleyip adam kaçırabilecek, gerekirse adam öldürecek. Bu egemen ülkeler(!) listesinde kimlerin girdiğini zamanla öğreneceğiz. Bu örgütler arasında Mısır'da faaliyet gösteren İslami Cihad gibi grupların yer aldığı göz önüne alındığında en azından hangi bölgeden ve hangi kültürel coğrafyaya ait ülkeler olduğunu tahmin etmek zor değil...

Bu tür operasyon yapmak için ilk akla gelen husus Amerika'nın, 'egemen devlet'lerden özel anlaşmalarla izin alması gerektiğidir. Amerikanın egemen devletleri ikna etme yöntemleri hakkında bir fikri olanlar bunun çok zor olmayacağını kestirebilir. İkna olmasa da terörle mücadele kapsamında egemen ülke listesinden terörist ülke listesine geçme riskini her devletin göze alamayacağı varsayılıyordur. Zaten şu anda 11 Eylül sonrası askeri üs kurduğu pek çok ülkenin başkentlerinde "güvenlik amaçlı" olarak Amerikan askerleri devriye geziyor.

Muhtemel tavırları bir yana bırakıp korsan devlet alışkanlığı ile hareket edenlerin bu tür durumlarda neler yaptığına bakılınca durumun vahameti daha da ortaya çıkıyor. Mesela İsrail'in nükleer çalışmalarını dünyaya duyuran Mordehay Vanunu'nun İtalya gibi bir ülkeden apar topar nasıl kaçırıldığı hatırlanacak olursa, Amerika'nın benzer taktikle ne tür operasyonlar yapabileceği tahmin edebilir. Yani diplomatik dokunulmazlık zırhına bürünmüş bir takım ajanların bir ülkeden adam kaçırmaya ve adam öldürmeye başladığında dünyadaki kargaşanın boyutlarının nereye varacağını düşünün...

Amerika'nın terörle mücadele adına gittikçe, İsrail'in, topraklarını savunan Filistinlilere karşı uyguladığı yöntemleri benimsediğini ve bunun ne türden tehlikelere gebe olduğu yönünde Batılı ve Amerikalı uzmanlar epeydir yazıp çiziyorlar. Amerika, terörle küresel mücadele adına gittikçe korsan devlet refleksi sergiliyor. İlke, hukuk, anlaşma, tanımayan, kendine güvenini kaybetmiş, kaybetme telaşesinde bir korsan devlet refleksi... İşgalci bir devletin meşruiyet sıkıntısı gibi, korsan eylemlerle amacına ulaşmaya çalışan bir siyaset refleksi bu.

Terörle savaşı küresel boyuta taşıyacak yeri bir devlet terörüne hazırlanıyor Amerika. Bu yeni 'küresel devlet terörü'nün Türkiye'deki yansınmasını merak ediyorum.

Yeni Şafak Gazetesi

[ Arşivle! ] [ Yazdır! ] [ Postala! ]

 

Facebook da paylaş Twitter da paylaş

'Akif Emre'in Son 10 Yazısı
   Annapolis'ten yeni bir savaş çıkabilir
   Derin kitle yahut derin millet
   Milli şairi sürgüne giden ülke…
   Papa'ya yazılan 40 yıllık mektup
   Toplumsal şizofreni
   Savaşlar olmasın ya da yaşasın zalimler
   Sadece İsrail mi suçlu?
   Toynbee'den Cansever'e ''vahşi batı''yorumu
   Seküler ahlak mümkün mü?
   İsrail'in ''daimi sınırları'' nereden geçer?
   Medyatik laiklik ya da toplumun sekülerleşmesi
Yazarlar
Maruf Çetin
Fedek ile ilgili tüm tartışmalar uydurmadır
Alıntılar
Selahaddin Eş Çakırgil
Bir geçmeyen geçmişin, bir zorbalığın 100 yılından resmi geçit sahneleri..
Bülent Şahin Erdeğer
Diller Değil Davranışlardır Aslolan...
Ahmet Varol
'Kaybedecek Zalim' İçin Kaybetmek
Robert Fisk
Fisk: Şiiler, Esad'ı yalnız bırakmayacak
Bülent Keneş
Suriye'de yaşanan katliamlarda İran'ın rolü
Abdurrahman Dilipak
Mehdi mi dediniz?
Haberler
Kitaplar
Oyunlar

islamdunyasi.com'da
internet'te

© Copyright by İslamdünyası
E-Posta:
info@islamdunyasi.com

Kaynak göstermek şartıyla alıntı yapılabilir.
Yazarların yazıları kendilerini bağlamaktadır.
Sitemiz Basın Meslek İlkeleri'ne uymayı taahhüt etmektedir.